Galiba bir bıdığı rüşvetle kandırdım!

Az sonra okuyacaklarınız tamamen gerçektir. Bu yazının yazarı tarafından bizzat yaşanmıştır. Bu yazının yazarı, bazı çocuk yetiştiren kişilere hâlâ şaşkınlık ve dehşet içinde bakmaktadır. Olay şu şekilde cereyan etti:

Sıradan bir atölye günüydü. Hava kasvetli, yağmurlu ve soğuktu. Kapı açıldı. Gelen atölye öğrencilerinden biriydi. Yanında 3 yaşındaki oğlu vardı. Çocuğu gören bir grup öğrenci, sevinçlerini her nedense “çığlıklar atarak” gösterdiler. Çocuk dehşete kapıldı. Anında ağlamaya başladı ve dışarı kaçtı. Annesi çocuğu ikna etmeye çalışıyordu.

Anne: “Ama hani sen benim okulumu merak ediyordun? İşte bak, burası… Haydi ama ağlama, gel içeri.”

Çocuk: “İstemiyorum. Ben sevmedim bu okulu. Gidelim buradan. Hü hü hüüüü.”

Çığlık atıcılar da, yaptıklarından pişman, ikna girişimine katılmışlardı. Lakin çocuk iyice strese girmişti. Kesinlikle o mekana adımını atmayacaktı. Anne kapı ağzında duruyordu. Çocuksa dışarıdaydı ve sadece sesi gelmekteydi. anne içeri daha fazla sokuldukça çocuğun hazin haykırışları dışarıdan içeriye doldukça doluyor, gri ve somurtkan havaya daha bir hüzün katıyordu. Bu yazının yazarınınsa yüreği lime lime olmuştu; ama atölyenin en dip tarafındaki yerinden kımıldamayarak gözlemlerine devam etmeyi tercih ediyordu.

Sonunda kriz doruk noktasına çıktı. Atölyedeki şahsiyetlerden biri (ki bundan sonra kendisinden “X şahıs” olarak söz edilecektir) çocuğu yeni bir ikna yöntemiyle sakinleştirmeye girişti:

“X şahıs”: Annene kızayım mı? (Ne alaka?!)

Çocuk: …

“X şahıs”: Annen seni dövüyor mu? (Çocuk terbiye metoduna giriş!)

Çocuk: …

Sağduyu sahibi anne: Yok, ben oğluma hiç vurmam. Asla vurmam ona.

“X şahıs”: Seni döverse, gel bana söyle, ben onu döveyim. (Çocuk terbiye metoduna ısrarla devam!)

Sağduyulu anne diretti, karşı çıktı. Çocuk hâlâ girmek istemiyordu içeri. Niye istesin? Ben olsam ben de istemem. Sonra X şahıs ve anne konuşmalarına başka bir yönde devam etmeye başladılar. Çocuk da dışarıdaki yalnız ağlayışını sürdürdü.

Bu noktada artık daha fazla dayanamadım ve elime küçük bir parça kil alıp dışarı çıktım. Ufaklık pusetine oturmuş, sümüklerini akıta akıta ağlıyordu. Ona kili uzatıp çok yumuşak olduğunu ve istediği kadar sıkabileceğini söyledim. Hemen sustu. Kili isteyip istemediğini sorunca hemen minik elini uzatıverdi. Yani ben rüşvet verdim! İçeride daha fazla çamur olduğunu söyledim. Gelip bakmak ister miydi? Evet, isterdi. İçeri girdi Kili göstermek için elini annesine uzattı. Millet yine höykürdü, yavrucak eline aldığı çamurun elini kirlettiğini gördü ve yine ağlamaya başlayıp anında kapıya döndü. Bu sefer başka bir kandırmacaya başvurdum:

Banu: Sen bizim balkonumuzu gördün mü? Gel oraya bakalım.

Çocuk yine susup, yön değiştirip beni takip etmeye başladı.

Banu: Bak bizim ne komik musluğumuz var? Elini yıkamak ister misin?

Duvarın yere yakın bölümünde tek başına duran musluk, çocuğun daha öce gördüğü musluklara hiç benzemiyor olacak ki, ilgisini çekti. Birlikte ellerimizi yıkadık. Sonra tekrar içeri girdiğimizde çocuk sakinleşmişti. Atölyenin uzak köşesindeki yerimi ona ikram ettim ve çamurdan araba yapmayı teklif ettim. Az sonra araba tamamlanmış, ufaklığın da keyfi yerine gelmişti (sümüklerse akmaya devam ediyordu). Ne var ki, ayrılma vakti de gelmişti. Çamurdan arabası için teşekkür etti ve bir elinde arabası, diğerinde annesinin eli, vedalaşarak atölyeden ayrıldı.

İşte bu da böyle bir anı….

Uzun lafın kısası kimi, kişilerin çocuklara yaklaşımını gördüğüm zaman gıcıııııık oluyorum. Üstelik söz konusu X şahsının iki çocuğu var. Onları da az önceki konuşma biçimi gibi yetiştirdiyse…..

Şeytan diyor ki, sen de yavrula!

3 thoughts on “Galiba bir bıdığı rüşvetle kandırdım!

  1. Olay budur! Bu kadar basittir! Çocuğa agucuk bugucuk saçma sapan şeyler söyleyeceğine onu adam yerine koyar, ilgisini çekecek şeylerden bahsedersen o da yanıt verir. X şahıs iki çocuk sahibi olmuş ama sağ duyulu bir anne (ya da baba, her neyse) olamamış.

  2. yok canım ne rüşveti. buna çocuk dilinden anlamak demek daha doğru olur. x şahsını da kınıyorum.gıcıkkk!!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *