Bahtsız, talihsiz, şanssız mıyım ne?!

Dün atölyede bir arkadaşım “kollu battaniye” diye bir şeyden söz etti. O anlattıkça ağzımın suları aktı. Televizyonda görmüş. Hani üstünüze battaniye çekip kitap okursunuz da, battaniye kayıp durur, kollarınız da üşür ya… İşte bu kollu battaniye denen icat tam da bu gibi durumlar içinmiş. Bildiğiniz sıradan bir polar battaniyeye iki tane kol takın, işte o kadar. Yaşasın kitap okurken üşümeyen kollar!

Atölye çıkışı TopShop’un Kadıköy mağazasına uğrayıp battaniyeye bir bakalım dedik. Mağazanın önüne geldik. Bir basamakla inilen bir kapı… Kapı önü ve basamak fayansla kaplı. Hani şu dış mekanda kullanılmayan, ıslanınca fışır fışır kayan fayanslardan… Adımımı attım. Sonra ne oldu beğenirsiniz?

Yere çakılmadan az önce...

Bendeniz havada uçarak bir güzel yere kondum. Basamağın kenarına kafam gelmesin diye sağ kolumla siper ettim. Ama popoyu kurtaramadım. Şimdi mor bir kaba etim, bertilmiş bir omzum ve de sızım sızım sızlayan bir belim var. Bana nazar mı değdi ne? Birkaç ayda bir düşer oldum. Kendime gidip şöyle irisinden bir firuze taş alayım diyorum.

Bugün TopShop’a e-posta atıp şikayet ettim. Ben bir şekilde paçayı kurtardım; ama yerimde yaşlı ya da hamile biri de olabilirdi. Ne ilginçtir ki, birkaç sat geçmeden yanıt geldi. Konuyla ilgili uyarım için teşekkür etmişler. Problemin de en kısa sürede çözüleceğini söylemişler. Gelecek hafta gidip bakacağım.

Kollu battaniyeye gelince… Polarının kalitesini beğenmedim. Çok inceydi. Ama fikir iyi. İlgilenenler için fotoğrafı burada var.

7 thoughts on “Bahtsız, talihsiz, şanssız mıyım ne?!

  1. Okurken bile düşerkenki halini gözümün önüne getirdim, fena oldum. Çok geçmiş olsun, neyse ki daha kötü bir şey olmamış…

    • Aslında şimdi düşünüyorum da, galiba komik düştüm. Hani çizgi filmlerde havalanıp birkaç saniye havada öylece kalırlar ya… “Eyvah düşüyorum, sağımı solumu kollamalıyım,” diye düşünüp pozisyon aldığıma göre, birkaç saniye de olsa yerçekimine karşı koydum galiba.

      • Zaten -sonu acı bitmeyen- düşme hikayelerini sonra düşündüğünde komik değiller mi aslında? İnsan ne garip şekillere giriyor düşerken. Ama canın acıyınca hiç de komik gelmiyor tabii.

  2. Çok geçmiş olsun. Gerçekten de nazar gelmişsin Banu. Hay Allah. Dikkatli ol. Başından bir para çevir de ver bir fakire.

  3. oy oy çok geçmiş olsun. allahtan bir yerin kırılmamış. Daha önceki postlarından birinde de bisikletle yayaya çarpmamak için düşmüştün diye hatırlıyorum. Dikkat et Banu’cum.

  4. Çok çook geçmiş olsun!!
    Ben hem kendim düştüğümde hem de düşeni gördüğümde tutamam kendimi basarım kahkahayı.
    Canım acıyorsa da hem gülerim hem ağlarım bu sefer 🙂

  5. Vuslat,
    Artık para mı çeviririm, kurşun mu döktürürüm, nazar boncuğu mu takarım ya da başka yönetmeler mi denerim bilemiyorum. Hiç biri işe yaramazsa, bu blogun temasını “sakarlık” olarak değiştiririm belki.

    Çiğdem,
    Evet bisiklet kazasının izleri daha yeni geçmişti. İki haftadır bisikletimle yeniden aşk yaşamaya başlamıştım ki…GÜM!

    NzN,
    Ne demişler: Düşene gülünür. Ben de aynen bunu yaptım. 🙂
    bile

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *