Tek işe odaklanmak…

Size de sık sık oluyor mu bilmiyorum; ama ben kendimi çoğu zaman bilgisayarın önünde, ekrana boş boş bakarken yakalıyorum. Ekranda açılı duran bir sürü pencere oluyor. Her birinde de başka bir konu… Sonra bambaşka bir şey geliyor aklıma; kalkıp onu yapmak için evin başka bir bölümüne gidiyorum. Ekrandaki dağınıklığımı bu kez orada sürdürüyorum. Sonuç: Biri bile tamamlanmamış, her biri yarım yarım sürünen onlarca iş…

Bunun nedeni ne? Bu soruyu kendi kendime çok soruyorum; ama yanıtını tam olarak verebilmiş değilim. Pek çok nedeni olabilir. Nedenlerden biri ya da birkaçı, daha da kötüsü, hepsi olabilir:

* Dikkat dağınıklığı
* Odaklanma sorunu
* Dizginlenemeyen, dağınık bir zihin
* Yorgunluk
* Maymun iştahlılık
* Aşırı yaratıcılık


Neden her ne olursa olsun, bence yapılması (yapmam) gereken tek bir şey var. O da SAKİNLEŞMEK. Evet, sakinleşmeliyim. Zihnimi sakinleştirmek, içindekileri sıraya dizmek için ne yapmam gerektiğini düşünüp duruyorum. İnternette araştırıyorum. Düşüncelerimi derleyip, nasıl bir yol izlemem gerektiğinde paylaşacağım.

Peki siz benzer bir durum yaşadığınızda ne yapıyorsunuz? Aklınızdan onlarca yeni düşünce geçtiğinde, aynı anda birkaç iş yapmaya kalktığınızda dengeyi nasıl kuruyorsunuz? Deneyimlerinizi paylaşırsanız sevinirim.

4 thoughts on “Tek işe odaklanmak…

  1. Kuzenlik bağlarımızdanmıdır bilmem ama bende de benzer problemler var.. Birincisi yetenek konusunda garip bir özgüven var bende. Bu da hemen hemen her alana her konuya kulak kabartmama, ilgi duymama ve araştırmama neden oluyor.. İkinci aşama olarakta büyük bir heyecanla uygulama aşaması geliyor ama gel gör ki okadar çok şeyle doluyorki zihnim, bir projeye başladığımda kafamda bir diğeri dolaşıp duruyor.. Sonuçta ortaya çıkan onlarca başarılı ama yarım kalmış iş, biri bitmeden diğerine başlanmış projeler..

    Benzer sebeplerden tek bir mesleğe de odaklanamıyorum aslında 🙂 fotoğraf mı çekilecek iyi çekerim, heykel mi yapılacak, resim mi çizilecek, tasarım mı yapılacak, senaryo mu yazılacak, kurgu mu yapılacak hepsi elimden gelir ve daha neler neler.. Bu iyi mi kötü mü pek emin değilim ama beni çok yıpratıyor.

    Bunların hepsinin altında yaratma içgüdüsünün yattığını düşünüyorum. Odaklanma sorunumuz filan yok aslında, istediğimizde ve o heyecanı yakaladığımızda gayet iyi odaklanan yaratıklarız.. Sadece yaratma güdümüzü tatmin edebilmek için devamlı tüketiyoruz.. O dağınık pencerelerdeki bilgileri, zihnimizde dolaşıp duran birbirinden farklı konuları ve yarım kalmış işleri tüketiyoruz yaratıcı edim uğruna..

    Sanırım bu yüzden başucu kitabım hep Rollo May’in Yaratma Cesareti 🙂

  2. Merhaba,
    Sabahtan beri aklımda olan bir şeyi burada okuyunca şaşırdım. (Düşündüklerimle ilgili ipuçları veren, hatta bazen bununla kalmayıp, onların cevabını veren olaylarla karşılaşınca artık korkmuyorum)
    Daha birkaç dakika önce aklımda çamaşırları yıkamak varken, gelip maillerimi kontrol etmeye başladım, bir yandan kafamda koliden yeni çıkan kitaplar vardı, o sırada gazeteyi açtım bir köşe yazısı okudum, kafam bambaşka bir yere gitti. Ve yine alışık olduğum üzere ipin ucu kaçtı!
    Mail kutuma döndüm, bir arkadaşıma “neden tek bir şeyi yapmakta bu kadar zorlanıyorum?” konulu bir mail attım. Bazen ona da olduğunu, cevabını bulamadığını, bu aralar bir süre bir yerde oturmaktan hemen sıkıldığını, kalkıp sürekli gitmek istediğini anlattı. Aklımızda öyle galiba, onu bir yerlerde tutamıyoruz. Sürekli kalkıp gitmek istiyor. Bizi de peşinden sürüklüyor.
    Buna bir çözüm? Maalesef ben de bulamadım. Belki artık hepsini aynı anda istemekten bir süreliğine vazgeçmeliyiz. Bir deney yapayım ve yaptığım işte ne kadar süre “var olabildiğimi” araştırayım demeliyiz.
    Zira bu iş giderek yorucu olmaya başlıyor.
    Zihnimizi zapt etmenin yollarını bulduğumuzda paylaşalım. Mutlaka.

    not: güzel web sitenizi bulmak bu kafa karışıklığının sevindirici bir tesellisi oldu.

    Sevgilerimle,
    Margot

  3. Yılmazcım işte bu! Kafamızda o kadar evirip çevirip hayal kuruyoruz ki, sonunda zihnimizdeki olup bitmiş haline bakıyoruz projemiine. Sonra da işi tamamlamanın verdiği bir tür tatmin duygusu yaşıyoruz ve gerçek hayatta yol alamıyoruz. Zihnimizin tuzaklarındn kurtulmamız gerek önce.
    Rollo May’i hatırlattığın iyi oldu. İlk fırsatta okuyacağım.

    Başak, merhaba.
    Zihnimiz dizginlemek ne zor gerçekten. Dediğin gibi, bizi adeta sürüklüyor ardında. Çözümü ne? Ah keşke bulabilsem…

  4. Pingback: Sanal temizlik

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *