Sadeleştikçe hafiflemek…

Henüz işin başı... Ortalık daha dağılmamış.

Bizim için bayram seyran çok da fark etmez. Bize her gün bayram… Ama bu uzun tatili fırsat bilip, ne zamandır “Yapsak mı, yapmasak mı?” diye yetmiş kere düşünüp, sürekli ertelediğimiz, erteledikçe sırtımıza kambur gibi binmeye başlayan bir yükün altına girdik: Kütüphane tasfiyesi!

Bizim en büyük yükümüz kitaplarımızdır. Bunca yıl, pek çok taşınma gören bu kitaplar nakliyecilerden de hatırı sayılır miktarda küfür yemiştir. Üstelik azalacağı yerde artar bu meretler. En son evlendiğimizde iki kütüphanenin birleşmesi bahanesiyle epey bir şey atmıştık Yıldıray’la. Taşınıp yerleşirken biraz daha gitti. Ama geçen zamanda yine arttılar.

Cumartesi günü sabahtan kolları sıvadık. Deniz aşırı diyarlara yelken açacak ablamın kütüphanesini bize devredecek olması da işimizi hızlandırdı. Yıldıray çalışma odasındaki eski ve atılacak olan kitaplığını boşaltmaya başlarken, aynı işi ben de salondaki kitaplıkta yapıyordum. Verilecek kitaplar ayıklanırken, atılacak kağıt ve ıvır zıvırlar birikmeye başladı.

Yıldıray'ın yığını...

Yıldıray’ın kitaplığındakilerin bir kısmı masanın üzerine, bir kısmı yatağımızın üzerine yığıldı. Salondaki kanepe de doldu. Sonunda raflar boşaldı; ağır kütüphane kanatlarını sokağa indirmek bayağı yorucu oldu. Ablamların üç kanatlı kütüphanesi onların evden bizim eve taşındı, yerleştirildi. Sonra sıra evdeki tüm kitapları bir oraya, bir buraya taşımaya geldi. Uzun süre sonra ilk kez Yıldıray’la benim kitaplarımız tamamen birbirine karıştı. 500 küsur kitap ve dergi ise salonun ortasındaki üç dev torba ve iki kolide sahafın gelmesini bekliyor. Ev hâlâ savaş meydanı gibi. Ama manevi olarak inanılmaz hafiflemiş durumdayız.

Hayatta sadeleşmeye gitmek gerektiğini söyleyip duruyorum. İş kitaba gelince, bu sadeleşmeyi asla başaramıyordum. Bu sefer şeytanın bacağını kırdım. Kitaplara sahip olmak konusunda acayip bir açgözlülüğüm vardı. Ama şimdi yavaş yavaş törpülenmeye başladığımı hissediyorum. Bu mülkiyetçi tutumun ne kadar anlamsız olduğunu görüyorum.

    Bu yığın kısa süre sonra mayalandı.

  • Kitapları ayıklarken en çok şu soruları sordum: “Bu kitabı en son ne zaman okudum? En son ne zaman elime alıp karıştırdım? Bunu bir daha okuyacak mıyım? Ve en önemlisi: Bu kitabı bir daha okumak istiyor muyum?” Uzun zaman önce okuduğumu, uzun zamandır kapağını bile kaldırmadığım, bir daha okumayı kesinlikle düşünmediğim öyle çok şey geçti ki elime. Hepsini bir kenara ayırdım.
  • Ders notları… Dosya dosya ders notum var. Üniversiteden kalanlar, yüksek lisanstan kalanlar. İçlerini açıp baktım mı hiç? Hayır. Niye tutuyorum peki? Belki işime yarar diye? En son ne zaman işime yaradılar? Taa üniversite yıllarında. Eee? Hepsi kağıt çöpüne gitti.
  • Bir sürü, bir sürü, bir sürü sanatçı katalogu. Bu da mesleki bir deformasyon. Sanat tarihçisi olarak sanatçı arşivi tutmak mantıklı. Ama sanat tarihçisi olarak aktif çalışmayan biri için saçma. Ben niye tuttum bunca yıl bunları? Lazım olur diye. Lazım oldu mu? Hayır. Doğru kağıt çöpüne ve sahafa gideceklere…
  • Defterler, notlar, saklanmış belgeler… Defterlere yazdıklarımın ne olduğunu bile hatırlamıyorum. Hepsini ayıkladım. Bitti gitti. Geri kalanı? İçlerindekileri hatırlamıyorum bile. Gerçekten önemli olsalar unutmazdım. Demek ki gidebilirlermiş. Gittiler.
  • Bir sürü çocuk kitabı ayırdık. Bir Dolap Kitap’a gelen bir haber yüzünden, şimdi hepsi işe yarayacak ve bir ilkokuldaki çocuklara gidecek.

5 thoughts on “Sadeleştikçe hafiflemek…

  1. Pingback: Güle güle son tatil

  2. bu kitaba sahip olma hırsını biliyorum ve ben de törpülemek istiyorum ben de ! Nasil olacak? Nasıl oluyor? Okumak için yanıp tutuştuğum ama okuyamadığım, okuyup da vermeye, atmaya kıyamadığım bir sürü kitabım var..Evdeki herşeyi atabilen ben kitapları atamıyorum, pek kıskandım sonuç olarak bu sadeleşme hareketinizi 🙂

  3. yazınızı okuyunca kendimden o kadar çok şey buldum ki. dediğiniz gibi bir gün lazım olursa diye üniversiteden yüksek lisanstan bir sürü not… atmaya kıyamama… hiç karıştırdım mı? hayır 🙂 birde kocamla aynı bölüm mezunu olunca bir kitaptan iki tane var, varın gerisini siz düşünün 🙂 kitap biriktirme hırsı da kocamda var 🙂 arkadaşlarından ödünç alıp okuduğu kitapları bile ayrıca satın alıp kütüphanesinde dursun ister 🙂 sizin yaptığınız gibi bir şey bize acilen lazım. tebrikler geçmiş olsun 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *