Dut macerasına devam

Cincüce duttan bildiriyor sayın okurlar, dutseverler.

Ağacı bir de üstten ve içeriden fethedeyim dedim!

Sahildeki dut arsızlığımız tam gaz sürüyor.

Neredeyse gün aşırı ziyaret ettiğimiz, altında dostları ağırladığımız, adeta buluşma yerine çevirdiğimiz ve resmen kendi dutumuz bellediğimiz dutlarımız meyve vermeyi sürdürüyor.

Uzun zamandır ilk ikiliyi değil, Göztepe’ye yakın olan diğer ikiliyi ziyaret ediyoruz. İlk ikilinin büyük beyaz dutunun lezzeti az; küçük kara dutunun altına girmek konforlu değil (ışık açısından).

Geçen gün şu hava sıcaklığını düşüren çılgın yağmurdan sonra ilk aklıma gelen “Amanın! Dutların hepsi dökülmüştür şimdi!” düşüncesi oldu. Bir gün bekledik. Beklerken annemin pazardan aldığı dutlarla beslendik. Bizi kesmedi. Bugün arkadaşım Başak’ı oraya götürmeyi planlamıştım. Ne var ki hava piknik kaçamağına uygun değildi; plan iptal oldu. Biz de Yıldıray’la akşamüstü hava azıcık dönünce “Bir çıkalım,” dedik, “bakalım bizim yavrular ne alemde?” dedik.

Yardım eli uzatmak böyle bir şey olsa gerek!

Gittik, gördük, yedik.

Hatta ben artık iyice azıttım ve ağacın altında kalmakla yetinmeyip, bir de tırmandım. Oh, oh, üst dallarda daha şahane oluşumlar var. Benden söylemesi.

Ufaklık bıdıklık bize yine adam başı bir avuç kara dut verdi. Onları da afiyetnen gövdeye indirdik. Yarın bir toplantı için dışarıdayız; ama Cuma yine aç ciğerci kedileri gibi sahile gideceğiz. Yolu düşen bizimle dutlukta buluşsun.

Merak etmeyin. O kadar bol dut var ki, yaz sonuna kadar yeter.

4 thoughts on “Dut macerasına devam

  1. banuuuuuu,
    beni de pikniğe kaçırsanaaaa 🙂
    yakında cami varsa ıslak çoraplarını da çalarız belki 🙂

  2. Pingback: Dut bitti, sıra erikte

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *