Hâlâ buradayım, merak etmeyin.

Yakın çevremdekiler, arkadaşlarım beni dürtüp duruyor: “Neden yazmıyorsun? Niye ifrit olmuyorsun?

Neden yazamadığımı ben de bilmiyorum. Belki de yazmayı istediğim çok şey olduğundandır. Kafamın içi o kadar dolu ki, bazen ya balon gibi şişip havalanacağımı ya da o şişmiş balonun GÜÜM!! diye patlayacağını sanıyorum.
Neyse ki hâlâ buradayım, bir yere gittiğim falan yok.

Günlüğüme sanırım hiç bu kadar ara vermemiştim. Neredeyse bir buçuk ay olmuş. Geçen zamanda çok şey oldu.

Görsel: freedigitalimages.net

Her şey zaten bilgisayarımın çökmesiyle başladı. Yeni bir bilgisayar (kendisi bir Japon ve adı Hidetoshi) almak zorunda kaldık. Onca zamandır da eski bilgisayarımın (kendisi bir Alman’dı ve adı Fridrich’ti) içindekileri kurtarmaya çalışıyoruz. Bilgisayarın kendi firmasındaki servis sağolsun, hiçbir halta yaramadılar. Bir ay da bilgisayarı ellerinde tuttular, sonunda “Olmuyor,” deyip geri yolladılar. (İFFFRİTTT!!!) Neyse ki dün iyi haber geldi. Başka bir yerde, başka birileri her şeyi kurtardı. Birkaç güne harici bellek ve var olan her tür belgem (yazdığım tüm öyküler, yazılar, metinler, senaryolar, yüzlerce araştırma dosyası, klasör klasör proce, yüzlerce fotoğraf, Elif’in doğduğundan beri çekilmiş tüm fotoğrafları, Yıldıray’la evlendiğimizden beri çekilmiş tüm fotoğraflarımız, bir sürü müzik, seramik derslerimin tüm aşamaları, her şey her şey….) elimde olacak. Ohhh!!

Bir süredir salak bir işle uğraşıyorum. İş bilmez insanlarla iş yapmaya çalışıyorum. Yaz için olduğunu düşündüğüm bir projeydi; ama sarkıta sarkıta bu tarihe kadar uzattılar. Üç vakte kadar elimdeki bir iki bir şeyi de yazıp kurtulup (azad olup) bitireceğim. Yazmamamın başlıca nedenlerinden biri de o işti işte. Ruh emici gibi iliğimi kuruttu resmen. Sabahtan bilgisayar başına oturup akşama kadar ha babam, de babam abuk sabuk şeyler yaz yaz, bir de bunu anlamayan adamlara laf atlat… O arada aklı sıra uyanıklık yapıp arkandan iş çevirmeye kalksınlar… Of, of neler neler oldu, ne entrikalar döndü. Bu entrikaların haberi başka başka yerlerden kulağıma geldi. İçim şişti.

İfrit olacak o kadar şey birikti ki… Sırf bu iş için olduğum ifritleri yazsam baytlarca yer tutar. Fazla ifritten kendim ifrite döndüm.

Yazmamamın bir nedeni de çiziyor olmam. Bir süredir çok fazla çizim yapıyorum. Meyvelerini yakında almayı umuyorum.

Radyo tam gaz sürüyor.

Okulum başladı. Bu sene seramik atölyesinde dördüncü (ve muhtemelen son) yılım. Üniversitesine gitsem proje dönemine girecektim. Vay be…

Origami kursuna gidiyorum. Çocukluğumda beni origamiye küstüren o kadına inat, yıllar yılı ilgim hiç sönmedi. Sonunda bu da bahane oldu. Her pazartesi akşamı harıl harıl kağıt katlıyorum.

Anneannem hâlâ hasta ve bakıma muhtaç. Neyse ki onunla ilgilenecek, işinin ehli bir yardımcı bulundu. Annem de anneannemle uğraşmaktan hastalanmıştı; neyse ki o biraz rahatladı.

Evimizin salonunda koca bir yığın kitap duruyor. Ben o salak işle yuğraşmaktan o kitaplar da iki aydır falan orada yatıyor. Üç vakte kadar hepsini elen geçirip satışa çıkaracağım. Evdeki kütüphaneleri düzenlememiz gerekiyordu; kitaplarımızın bir kısmını ikinci el satışa çıkaracağım. Yakında buradan listesini veririm herhalde. Daha önce ablamın yaşadığı sahaf kazığından sonra, bu daha iyi bir yol olacak.

Game of Thrones”u izledim, şok üstüne şok yaşadım, yüreciğim hop ede ede sonunda ilk sezonu bitirdim. Şimdi yenilerini çeksinler diye 2012’yi beklemem gerekiyor. O arada vızıldanmayayım diye bu hafta gidip kitabı alacağım. Kitaplar her zaman daha iyidir. Yeni dizimiz ise “Terra Nova”. İlk iki bölüm şimdilik fena değil. Sapıtıp cıvıtmadan kaç bölüm gidecek bakalım…

Unuttuğum bir şey kaldı mı? Bilmem, şimdilik bu kadar galiba. Yakında görüşürüz.

3 thoughts on “Hâlâ buradayım, merak etmeyin.

  1. ifritler toplanmış bak , dök içini rahatla şekerim 🙂

    ben de seni örnek alsam da oturup yazsam ne güzel olurdu aslında….

    öperimm!!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *