Kar yağdı diye çocuklar gibi şendim.
Geçen cuma akşamı üç beş yağdı diye nasıl sevindim; sonra ertesi güne hepsi eridi diye nasıl üzüldüm.
Sonra bir daha yağdı diye nasıl sevindim; sonra haydi tutsun diye nasıl heveslendim.
Pazartesi gecesi arkideşlerle sahile gittik, üçe üç takım kurup mini kartopu savaşı yaptık. Kar yapışmıyor, dağılıyor diye kara çamur attık.
Sonra salı gecesi bir yağdı, bir yağdı. İstanbul’un her yerinde zaten almış başını gitmişti. Lakin bizim küresel ısınmadan muzdarip Erenköy sokaklarında bu kadar tutmasını beklemiyordum. Aferin.
Biz de gece yarısını bekledik ve:
1) Yıldıray’la kartopu savaşı yaptık.
2) Bizim sokağın köşesindeki rampaya kadar yolu cilalayıp rampadan kaymaca oynadık.
3) Yere yatıp yuvarlandım.
4) Biraz daha kartopu savaşı yaptık.
5) Yürüdük.
6) Fırtına çıktı; ağaçlardan uçuşan karların etrafımızı bembeyaz bulutla kaplamasını seyrettik.
7) En sonunda da apartmanımızın girişine mini mini bir kardan adam yaptık. (ben kardan Olaf dedim, Yıldıray’sa kardan Moli… eh, ikisi de aynı şey zaten.
Bunun bir de su üstünde yapılanı vardır.
Bir de bugün daha da soğuk olacak, amanın çok kar yağacak diyorlardı. Tıs yok. Bizim buralardaki karlar eridi gitti bile. Şimdi usul usul yine yağıyor. Belki gece biraz daha… Olur mu acaba? Umut işte… Bekliyorum.


{ 2 comments… read them below or add one }
Ah, bayıldım eğlencenize! Fotoğraflar da çok güzel, hele o son iki kare, süper!
3 boyutlu sanat çalışmalarına karla devam etmen tam isabet olmuş:) Yalnız bence de Kardan Olaf, aynı onun gibi bakıyor.
Ertesi gün de çok heves ettim ama yağdığı gibi hızlı eridi.
Kardan Olaf’ımsa apartman görevlimizin haşin küreğiyle yok edildi.