İfrit Oluyorum No:20

Hija Del Sol geçenlerde Facebook sayfama şunları yazmış:

Kendisine katılmamak mümkün değil. Önce Hija Del Sol’ün ifritlerini (“konuk ifrit”) sıralayayım:

Plak biçimli çantalara İFRİT OLUYORUM!
Topuklu ayakkabı şeklinde koltuk görmedim. Ama görmüş kadar oldum. Gıyabında İFRİT OLUYORUM!
Yapay deriye İFRİT OLUYORUM!
Plastik çiçeklerin topuna birden İFRİT OLUYORUM!

Şimdi kendi eklerimi yapayım:

Kimi kafelerin bahçelerinde saksılara plastik çiçek “ekmelerine”, yetmezmiş gibi bahçenin kenarını plastik taflanlarla çevirmelerine İFRİT OLUYORUM! İç mekandaki plastik çiçekler zaten berbat, bari açık havada plastiğini kullanmayın. Üç-beş sardunya dikseniz elinize mi yapışır?

Plak biçimli çantaların yanında, bir de radyo biçimli çantalar var. Hani şu anneannelerimizde olan, lambalı radyolar… Koluna lambalı radyo takma fikrine İFRİT OLUYORUM!

Kuzu derisinden yapılma o pek meşhur pufidik çizmelere hâlâ ama hâlâ ve hâlâ İFRİT OLUYORUM! Onları giyenlerin ayaklarının deformasyonuna, içe içe basmalarına ve ayaklarını sürüyerek dolanmalarına ayrıca İFRİT OLUYORUM!

6 thoughts on “İfrit Oluyorum No:20

  1. O da nedir diye Google’dan baktim, gordum ben de ifrit oldum. Ikisine ve hatta diger gordugum tum X (converse ayakkabi, gitar, dudak,…) seklindeki cantalarin hepsine birden ifrit oldum. Plastik cicekler konusunda da aynen katiliyorum!

  2. Bahçesine yapma çiçek diken birini tanıyorum:) kedileri sürekli çiçekleri kökünden söktüğü için böyle bi çözüm bulmuş. Kimsenin bahçeye yapma çiçek ekeceğini düşünmeyeceğin için onun yapma çiçek olduğunu anlayamıyosun. Kedi söktükçe geri takıyolar:))

  3. Sadece ıyyyy demek istiyorum…
    :)))

    “Konuk ifrit” de ifrit oluncak şeyler bulma konusunda oldukça başarılıymış. Tebriklerimi sunarım :))

  4. Banu’ cum ellerine sağlık! hepimizin adına dile getirdiğin için bütün ifritlikleri 🙂

    buradan bütün ifrit üretenlere seslenmek istiyorum;
    ensenizdeyiiiizzzz!!!! 🙂 😛

  5. “Konuk ifrit ve Banu’nun eklemelerine aynen katılıyorum, başka bişeymiş gibi duran çantalar, kuzu botlar… iyyyy… ama en çok da açık havada plastik çiçek kullanmanın mantığını mantığım almıyor, alamıyor. Yıllar önce Dolmabahçe Camii’nin çapraz karşısında bir çay bahçesi vardı, önünden otobüsle her geçişte plastik çiçeklerine homurdanırdım görgüsüz diye. Şimdi apartmanımızdaki doktor hanımın balkonunda yapay sardunyalar var ve ifrit oluyorum, üstelik gerçeğini dikmiş olsa sardunyaların coşacağı güneş gören cephede… Kaleminize sağlık… 🙂 ifrit olmaya devaaaam :))))

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *