Zen

Bebeğin doğumuna az kaldı. Son iki gündür hareketlerinde belirgin bir fark var. Daha şiddetli ve sert tekmeler (aslında topuk darbeleri) yiyiyorum. Başı iyice aşağıya dönmüş. Bu da kendini epey hissettiriyor. Her tekmeye bir kafa vuruşuyla eşlik ediyor artık.

İlk başlarda (dördüncü aya girerken) “Acaba ne zaman tekmeleyecek bu velet?” diye sabırsızlanırken, 20. haftada başlayan kıpırtılar, pıtırıklar giderek daha eğlenceli bir hal aldı.

Benim için asıl hamilelik 30. haftada başladı. Ondan öncesi fasa fisoymuş. 35. haftanın sonundaysa başka bir aşamaya geçtim. Karnımın içindeki her büyük hareket beni yerimden sıçratıyor. İrkiliyorum. Hatta bazen ürküyorum. “Acaba,” diyorum, “yoksa doğum mu yaklaşıyor?”

Korkmuyorum. Ama endişelerim, kuruntularım var. Son evhamım göbek kordonu boynunun çevresinde diyeydi. Neyse ki insanlar daha aklıselim davranmam, düşünmem için pek çok şey söylediler. Dün gece onların dediklerini okurken, gözüm panomda asılı duran bir kağıda takıldı. O kağıt kim bilir ne zamandan beri orada duruyor. Çigong eğitmenim sayın Hakan Onum paylaşmıştı bu yazıyı. Ben de unutmamak için not etmiş, gözümün önüne asmıştım. Bazen bir şeyleri ararsınız ve bulamazsınız. Oysa tam karşınızda durmaktadır. benimkisi de o hesap. Zen felsefesini en net biçimde ortaya koyan bu sözler, gözümün önünde olduğu için mi dikkatimden kaçmıştı acaba? Neyse ki dün bir an başımı kaldırdım ve bir kere daha okudum o yazıyı. Şöyle diyordu:

“Uykum kaçarsa kalkar, gelirse yatarım.
Acıkınca yer, susayınca içerim.
Yorulunca dinlenir, enerjikken çalışırım.
Nasıl olsa zamanı gelince olaylar olur ve bize karşılamak düşer.
Bir görüşümüz, bir temel anlayışımız varsa, plana gerek yoktur.
Onu doğallıkla yaşama geçirir ve süreriz.”

Dün gece bir karar aldım. Hiçbir şey için endişelenmeyeceğim. Doğumu, doğum sürecini, nasıl başlayıp biteceğini düşünmeyeceğim. Plan yapmayacağım. Bazı şeyleri kontrol edemem. Her şey olur ve biter. Doğum da olması gerektiği gibi olacak ve bitecek. İstediğim gibi olup kötü sonuçlanabilir; istemediğim biçimde olup iyi sonuçlanabilir. Hiçbirini bilemem ve kontrol edemem.

Zen böyle diyor.

*Fotoğraftaki sembol Japonca “çember” anlamına gelen “Ensō” sözcüğüdür ve  “Zen”i simgelemektedir.

 

 

4 thoughts on “Zen

  1. Ve ikiniz birlikte çekmeceyi kucakladığınızda dünyalar sizin olacak, dünya artık başka türlü dönmeye başlayacak 🙂 Şanslı çekmece de sizin dolaba eklendiği için dünyanın en mutlu çekmecesi olacak 🙂

  2. Kararın seni çok rahatlatacak eminim… Her şey güzel olacak, içini ferah tut. Çekmeceye kavuşunca tüm endişelerin hayal meyal hatırlanan uzak bir anıya dönüşecek 🙂 Kavuşana kadar (ve hatta sonrasında) zen felsefesine devam 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *