İfrit Oluyorum No:27

Herhangi bir durum karşısında, ortada henüz bir problem bile yokken;

durup dururken ortalığı karıştıran,

arıza çıkaran,

ortalığı geren,

gerdiği yetmezmiş gibi bir de bir anda karşısındakiyle senli benli konuşmaya başlayan

tiplere İFRİT OLUYORUM!

Az önce PTT’de beklerken, içeri bir hanım girdi. Girmiş daha doğrusu. Dip tarafta olduğum için farkında değildim. Sonra köpek dikkatimi çekti. Beyaz renkli, gri benekli bir setter. Ay kuzu gibi duruyor orda öyle. İçimden “Şöyle bu tarafa gelse de azıcık sevsem keratayı,” derken, dükkanın diğer ucundan bir ses yükseldi:

“Ay kimin bu köpek?”

Ses tonundan hemen anlıyorsunuz zaten, “Bugünün arızası benim!” diye bas bas bağırıyor.

setterKöpeğin sahibi olan hanım dönüp kibarca bir şey dedi. Duyamadım. Muhtemelen kendisinin olduğunu ve hemen çıkacaklarını söyledi.

Öbürü hemen “sen” hitap şekline geçip bir şeyle konuştu. Geri kalan insanlar köpekten şikayetçi değil de daha çok “sen” teyzeden rahatsız gibiydi. Kadın kendi kendine mırıldandı durdu.

O sırada annemin sıra numarası gelince köpekli hanımın yanındaki bankoya geçti. Fırsat bu fırsat ben de yavrunun yanına gidip sevdim. Ah o gözler, o bakış… Sahibi olan hanım da dönüp bana baktı. Karşılıklı gülümsedik birbirimize. O sırada işi bitince döndü, kapıyı açtı. Karşılıklı iyi günler diledik birbirimize. Köpüş de usulcacık kalktı ve sahibini izledi.

Kapı kapanır kapanmaz “sen” teyze yine mırıl mırıl dile geldi:

“Herkes de hayvansever kesildi!”

Dönüp baktım lakin göz teması kurmadı. Ben de bir şey demedim. Ne denir ki? Neye yarar? Gebeş göbeğimle bir tane indirmek geçti içimden ama şiddete hayır elbette.

Şimdi ben bunu niye anlattım? Gıcık oldum, ifrit oldum da ondan. Haydi saldırgan, kıpır kıpır, zarar verme olasılığı olan, insana tedirginlik veren bir köpek sokulsa içeri neyse. Kadın korktu dersin. Ama yok anacım, bu hayvanın çıtı bile çıkmadı. İçeri girip köşede durup bekledi.

Benim takıldığım konu, insanların artık ne kadar tahammülsüz olduğu. Daha problemin p’sini görmeden sorun çıkartmaya çalışmaları, her an tartışmaya, saldırıya hazır beklemeleri, sabırsızlıkları, hoşgörüsüzlükleri…

Ben şimdi buna ifrit oldum ya, birileri çıkıp buna da itiraz eder. O şahıslara şimdiden yanıt vereyim: “Kusura bakmayınız, bu benim ifritim. Herkesin ifriti kendine.”

Fotoğraf: evcilkopekler.com

8 thoughts on “İfrit Oluyorum No:27

  1. köpeklere karşı insanların nasıl tepkiler verdiklerini Duman bizle yaşamaya başlayınca anladım. durduk yere hayvanlardan nem kıl kapan insanlar var.yani benim evimdekş köpekten sana ne di mi, yok ev temiz olmazmış fln, ona neyse. neyse ben bunları kendi bloğumda anlatayım en iyisi de, kısaca ifrite katılıyorum..:)

  2. İnsanların tahammülsüz oldukları konusuna, defalarca deneyimlemiş ve gözlemlemiş biri olarak, yüzde binbeşyüz katılıyorum. Kedi-köpek bir yana, Çocuklu iseniz de durum değişmiyor. Her çocuk potansiyel arıza makinesi tutumu takınıyorlar hemen. Bir de söylemeden edemeyeceğim; Çocuğunuz varsa sıra / koltuk vermelerini, kapıyı tutmalarını bekliyoruz ya hani ( ya da ben bekliyorum), daha çooook bekleriz. 🙂

  3. Bizde de kedi var, dışarı falan da çıkmıyor ama nedense insanların “rahatsız” olmaları için bu bile yetiyor.. “O şimdi her yere tüy bırakıyordur..” , “Çocuk olmadan gönder hemen evden..” , “Nankördür onlar..”, vb.. Bende bu cümlelere ifrit oluyorum, ayrıca işyerine 40 yılda bir içimden gelip götürdüğüm börek/çörek için de “kedi dokunmadı değil mi bunlara” cümlelerinden sonra da daha da hiç bir şey götürmüyorum.. İnsanların kendinden başka hiçbir canlıyı sevmeme konusundaki azmini de takdir ediyorum…

  4. kedi kopek görünce ejderha görmüş gibi tepki veren insanlarin hastasiyim. bunlarin yaninda çocuklara karsi benzer tepkileri verenler de var. cinar bir yas civarlarindaydi bir gun pusetiyle dolaşmaya ciktik caddede ivir zivir satan bir dukkana girdik. dukkan sahibi “hanimefendi” bana lütfen puseti kapida birakir misin arkadaş çocukla ilgilenir dedi. suratina bakakalmistim hic unutmam.

  5. Bu yazının ve yorumların yazılmasına neden olan insanların tümüne yuuuh diyorum. Bu dünyada çocukları (kendi çocuğumla birlikte, her birine tek tek bayılıyorum!) ve hayvanları sevmezsek neyi seveceğiz Allah aşkına? Bunlar gibi meymenetsiz insanları seveceğime, gider sokaktaki kedileri, köpekleri okşar severim. Çok daha hoşuma gider doğrusu :)))

  6. Ha ha ha! Birleşin arkadaşlar, bu insanları çocuklar, bebeler, kediler ve köpeklerle bir yere kapatalım!!!
    Ayçacım, sana denilen şeye de yuh! demek istiyorum. “Köpek giremez!” tabelası gibi bir de “bebek giremez” tabelası koysalarmış bari kapıya.
    VAlla yavrulayıp yavruyu hemen bu gibi yerlere ve insanların üzerine salasım geldi. 🙂

  7. “Benim takıldığım konu, insanların artık ne kadar tahammülsüz olduğu”
    kesinlikle katılıyorum buna… ve çok üzülüyorum ben… 🙁
    İnsanlar duygularını, şefkatini,hoşgörüsünü nasıl kaybetti bu kadar anlayamıyorum,,,

  8. Cincüce Banu, tam aklımdan geçirdiğim şeyi yazmışsın 🙂 Leman’da Erkut Abi diye bir karakter vardır, bu ve benzeri abuk sabuk insanları “adamlarına” teslim eder ve duruma uygun bir ceza verir. Erkut Abi olsa, sırtına E harfli pelerinini geçirip, adamlarına herhalde şöyle bir şey derdi: “Şimdi bunları alın, sokulgan beş kedi beş köpekle bir yere kapatın. Hepsiyle tek tek ilgilenecek, sevecek okşayacak masaj yapacak. Olmadı ayaklarına tuz döküp keçiye yalatın, aklı başına gelsin…” :-)) Özellikle de saçma insanlara verdikleri saçma cezalar çok başarılı 🙂

    Benim kedi de bu konuda az değildir, kedi sevmeyen misafiri derhal tespit edip kucağına zıplar hem de hiç sokulgan olmadığı halde :-)) 20 yıllık ömründe (lütfen maaşallah deyin! 🙂 az insan kazandırmamıştır 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *