Atölyeye veda

Bu sene yaptığım minyatür evlerin ilk halleriBugün seramik atölyesinde “jübilemi” yaptım.

Dile kolay, tam beş yıl olmuş. Canım arkadaşım Başak önayak olmasa kaçıracaktım bu beş güzel yılı.

Neler neler yaptım / yaptık orada. Seramik yapmak nasıl bir şeymiş onu öğrendim mesela. Peki öğrendim mi? Hayır, asla bitmiyor ki öğrenmesi. Seramik sonsuz bir derya… Yine de;

    • Çamuru kıvama getirebilmeyi öğrendim.
    • Koca bir öbek çamur yığınının içinden bir obje çıkarabilmeyi öğrendim.
    • Kafamdaki fikri kağıda aktarabilmeyi, kağıttaki çizimi çamura aktarabilmeyi öğrendim.
    • Alçı ile kalıp alma teknikleri öğrendim.
    • Tornada alçı kalıp şekillendirmeyi öğrendim.
    • Döküm yapmayı öğrendim.
    • Oksitle çalışmayı, sıraltı boyamayı, sır yapmayı öğrendim. (Sırlar ne kadar öğrenebilirse! Çünkü ne yaparsanız yapın hep sır olarak kalıyorlar.)
    • Seramik fırını yerleştirmeyi öğrendim.
    • Sabırlı olmayı öğrendim.
    • Farklı farklı pek çok insanla aynı anda çalışabilmeyi öğrendim.
    • Muhtemelen daha pek çok şey öğrenmişimdir ama şimdi aklıma gelmiyor.

Her atölye gününde “Öğlen ne yesek? Bugün nereye gidelim?” muhabbeti yapıldı. “Kantinci çocuk ne zaman gelir?” diye saate bakıldı. Her yıl mutlaka seramik fırınında kumpir yapmanın tadı çıkarıldı. O günlerde pislik deryası atölyemiz bir anda pırıl pırıl kesilip şahane sofralarla donatıldı. (bakınız yandaki kumpir hazırlığı fotosu.) Kahkaha, sohbet, beyin fırtınası ve elbette dedikodu hiç eksik olmadı. Her yıl yeni bir kedi dostumuz oldu; geçen yılın yavru kedisi bu yıl bize beş yavru verdi. Alçı dökümü yapılırken illa telaş yaşandı. Kalıplar patladı, ortalık battı. Her kalıp “Acaba içindeki düzgün çıktı mı?” endişesiyle açıldı. Her düzgün çıkan iş sevinç nedeni oldu. Her fırın yakılışında hayır duaları edildi. Fırın soğuyup da açma vakti gelince “Acaba içerde bizi nasıl bir manzara bekliyor?” endişesiyle çevrildi fırın vanaları.

En güzeli değerli insanlarla arkadaş oldum. Kadıköy Halk Eğitimi Merkezi Seramik Atölyesi bana güzel insanlar, güzel anılar kazandırdı.

Bu hafta okullar tatile giriyor. Bizim okul da MEB’e bağlı olduğu için bugün son atölye günümüzdü. Arkadaşımla buluşacağım için bugün dersten erken ayrılmam gerekti. Herkese veda ettim. Herkes bana çok çok güzel dilekler sayıp döktüler. İçim bir hoş oldu. Sanki bir daha hiç görüşmeyecekmişiz gibi saçma sapan bir duygusallık… Biraz daha kalsam zırıl zırıl ağlayacaktım. hemen ayrıldım oradan. Okulun kapısından çıkarken gözlerim doldu. Aaa, duygusallığa bak! Bak şimdi yazarken bile fena oldum. 🙁

Dün de pişen seramiklerimi sarıp paketlerken de içim bir hoş olmuştu zaten. Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanıymış. O sarılıp kaldırılan işlerin daha sırları sürülüp pişirilecek. Mayıs ayında atölyeye damlarım zaten, biliyorum. Yine de benim için bir devir kapandı. Böyle düşününce burnumun direğinin sızlamasına engel olamıyorum.

2 thoughts on “Atölyeye veda

  1. Ben de senin gibi bu hafta sonu 4 yillik yaratici drama liderligi programimi bitirdim. Bir huzun kapladi icimi, tuhaf oldum, sanki okuldan mezun olmus gibi… Ama hersey daha yeni basliyor… Guzel seramiklerinin devamini diliyorum Banu 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *