Acaba ne zaman?

run mamma runGebe insanlar için yazılıp çizilmiş kaynaklarda diyor ki, 37. haftayı bitirdiyseniz tamamdır bu iş, artık bundan sonra her an doğurabilirsiniz. Bebik doğduğunda rahatça dışarı uyum sağlar. Artık tamamen gelişmiştir. Ciğerleri de gürül gürül soluyabilir.

Şimdi bunu okuduk ya, pazartesi gününden beri bekliyoruz. Acaba ne zaman?

Çarşamba günü çok yoğun bir programımız vardı. Yıldıray bana ısrarla “Çarşamba doğurma!”” diyordu. Sonradan fikrini değiştirdi. “Hazır Avrupa yakasında olacağız. O gün işleri bitirelim, sonra doğur. Hemen hastaneye geçeriz.”

Oldu canım.

Salı günü bizim göbek içi canlısının fazla oynak bir günüydü. Oynadı, oynadı, oynadı. Fakat iş öyle bir noktaya geldi ki, bu oynama faslında işi abarttı. Karnımda öyle şeyler olmaya ve canım o kadar yanmaya başladı ki, bir ara çalışma sandalyemden acıyla bağırarak fırladım. Çok bağırtlak bir tip değilimdir. Yıldıray da içeriden koşup geldi. Karnım zaten Quasimodo’nun sırtı gibi garip bir biçim almış, ben iki büklüm. Doğum başlıyor herhalde dedik. Bu durum kesintisiz gece yarısına kadar sürdü. O gece uykudan uyanıp hastaneye gideceğimizden neredeyse emindim. Gece de rüyamda bir sürü doğum senaryosu gelip geçti zaten.

Şu meşhur çarşamba günü gelip çattığında daha doğurmamıştım. Sabah 10.30’da çıktık yola. Öğleden sonra sevgili Aydan Çelik ve Esra Ertan’ın Açık Radyo’daki “Şeytan Arabası” adlı bisiklet programına konuk olacaktık. Sen aylardır bisiklete binemiyorum diye hayıflan dur, sonra da kalk bisiklet programına katıl. Ne ironik. Bisikletli küpelerimi takmaktan başka bir şey yapamadım. Hazır radyoya gidiyorken, bizim program için de yedek bant kaydı yapalım dedik.

Radyoda yayına gidiyoruz madem, hazır gitmişken erken gidelim de bizim program için de yedek bant kaydı yapalım dedik. 10.30’da evden çıktık. ve maraton başladı.

Radyoya gittik. 2 bölüm kaydettik.

Arada arkadaşım Ayça aradı. Radyo işlerini sayıp dökünce, “Ne işin var oralarda? Evde otursana artık!” dedi. Benim yerimde olsaymış kanepeye yatar, doğurana kadar kımıldamazmış. Bu çocuk yollarda doğacakmış. 🙂 Valla bizim de korktuğumuz şey bu. Kesin olaylı bir doğuma gidiş yolculuğu olacak bizimki. Bakalım nasıl…

Sonra çıktık. Yayından önce konuşalım diye Aydan ve Esra’yla buluştuk. Radyoya geri döndük. Canlı yayın oldu bitti. (Dinlemek isterseniz bant kaydı bu yazının sonunda. Bu da “Şeytan Arabası’nın konuk olduğumuz bölümle ilgili sayfası)

aydancelikYayından çıkınca, Aydan Çelik‘e ne zamandır imzalatmak istediğim “Bi Tur Versene” adlı kitabını imzalattım. O da 40. sayfayı bize ithaf etti.

Radyoda biraz daha işimiz vardı, kaldık.

Oradan çıktık. Nişantaşı’na yürüyüp dolmuşa bindik. İstikamet Beşiktaş… Beşiktaş çarşısının arka sokaklarında yokuşlar aşıp Başka Bir Okul Mümkün‘ün ofisini ziyaret ettik. beyin fırtınalı şahane bir toplantı/sohbet yaptık. Bu arada güneş battı, hava karardı.

Annem aradı. Biz ortalıklarda gözükmeyince merak etmiş. Dediği ilk şey “Hastanede misiniz yoksa?” oldu. Bizden saatlerce ses çıkmayınca -işimizin bu kadar üsreceğini bilmiyormuş- meraklanmış. “Yok daha doğurmadık,” dedik.

Toplantı bitti. Koştura koştura iskeleye indik, vapuru yakaladık. Kadıköy’e geçtik. Bahariye’ye tırmanırken iki sancı daha oldu. “Galiba doğuruyorum artık! Tüh bari karşıdayken olsaydı ya!” Editörümle buluştuk. Ona elimdeki çizimleri teslim ettim. (Ne çizimleri bu? Ne teslimatı? diye soranlar, bekleyiniz. Sürpriz!)

Oradan çıktık. Trene yürürken, yetmezmiş gibi kaldırımda bir güzel düştüm! Neyse ki tam düşmedim. Yıldıray elimi tutuyordu. Yarı düştüm, yarı havada asılı kaldım. Bir şey olmadı ama şapşal şapşal ağladım yollarda.

Trene yetiştik. Eve vardık. Saat 20.00 olmuştu.

Maraton sona erdi. Oh!

Not: Daha doğurmadım.

Fotoğraflar:

  • urbanmamas.com
  • Aydan Çelik, “Bi Tur Versene”, s.40, Çölde Kutup Ayısı.

2 thoughts on “Acaba ne zaman?

  1. Cincucecim 37 hafta olayi oldukca seyrek bir durum pek normal degil. 41-42’ye yolu var, kendinizi hazirlayin derim. Yoksa bu psikolojiyle 40’i bulmadan yeter artik cogu aile-dr gibi suni sanci sezaryen girdabina giriverirsiniz.
    Bu son haftalar sabir sabir. Bebegin cigeri bir hormon salgiliyor ‘ben oldum’ diye, o zaman dogum basliyor. Dogum baslamadan aliniveren her dogum erken dogum kanimca. Birakin iyice olsun iyice gelissin, ne zaman isterse o zaman gelsin guci 😉
    Biliyor musun yapilan bir arastirmada kendi haline birakilan ilk bebeklerin ortalama 41. Hafta dolunce geldigi gorulmus. ORTALAMA. 40 degil 41. O yuzden hic heyecan yapmayin, radyonuza, normal programlariniza hayata devam!

  2. ben de üstteki yoruma katılıyorum. daha vaktiniz olduğunu düşünüyorum (nerden geliyorsa bu his, bilmiyorum ama..). ben de 37. haftadan sonra beklemeye başlamıştım. ama bebek 41. haftada geldi. yine de normal rutinden kopmamanızı tavsiye ediyorum. ben de son gun gitmem gitmem erenköy pazarının daracık sokaklarında geziyordum. evde oturup beklemek sanki daha zor. hem bunlar gezmeli tozmalı (bir sure için) son gunler. tadını çıkarın. sağlıklı bir doğum diliyorum.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *