Gelincik

Gelincik benim için çocukluğumda çıkılan tatillerde, yol kenarlarında gördüğüm kırmızı beneklerdi. Araba hızla geçip giderken ben yeşilliğin içinde en çok ne kadar gelincik göreceğim oyunu oynardım. Yol kenarında verilen molalarda etrafta gelincik arardım. İlk kez gelincik toplamaya kalkıştığımda büyük hayal kırıklığına uğramıştım. Toprakta o kadar güzel duran, alev alev yanan  gelincik, ben koparır koparmaz solmuş, yapraklarını dökmüştü. Daha sonra birkaç girişimde daha bulunmuş, en sonunda gelinciğin doğasını kabul ederek onu koparıp öldürmekten vazgeçmiştim.

gelincik 1

Yıllar var ki doğru dürüst gelincik görmedim. Şehirden kaçıp Urla’ya geldiğimizde beni şaşırtan ve mutlu eden şeylerden biri gelincikler oldu. Önce bizim bahçenin bir köşesinde gördüm onları. Hani gelincikler yol kenarlarında yetişirdi? İşte, bizim bahçede tam karşımda duruyordu. Gidip sevdim onları, uzaktan. Kendiliklerinden solmalarını bekledim. Biri solarken diğeri açtı. Birkaç haftadır bu şekilde nöbetleşe devam ediyorlar bizi mutlu etmeye.

gelincik 3

Daha da güzeli, burada her yer gelincik. Hem de her yer! bahçe köşeleri, kaldırım taşları, ağaç dipleri… Yürüyüş yapmak için sokağa çıkıyorsunuz ve herhangi bir yerde, herhangi bir boşluktan gelincik çıkıvermiş oluyor. İnsanın mutlu olmak için başka neden aramasına gerek var mı?

gelincik 2

gelincik 4

2 thoughts on “Gelincik

  1. Merhaba,

    Çok sevindim Urla ya taşındığınıza.
    Hayırlı olsun. Artık kıdemli olan bizden – bahçe konusunda değil ama – yardım isteyebilirsiniz 🙂
    Gelincik yapraklarını toplayım, sıacak su ekle ve bir gece beklet, ertesi günden başlayarak çay gibi yada sürerek göz altı kırışıklarından – yok benim, gencim deme – kurtulabilirsin.

    Cadı anne

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *