Akıllı telefonlar, aptal insanlar

akilli telefon aptal insan
Aşağıdaki video aslında düşüncelerimi çok iyi yansıtıyor. Benim, senin, hepimizin… Aklımızdan buna benzer düşünceler geçmiyor mu?

Bu nasıl bir illetse içine çok fena batmış, saplanmış durumdayız. İletişim yağmuruna tutulmuş gibiyiz. Topluca bir bağımlılık yaşıyoruz. Hele bizim durumumuzda işler daha da feci. Tam “Guçi büyüyor, telefonla, bilgisayarla ilişkimiz sınırlayalım, en azında o etrafımızdayken çok maruz bırakmayalım,” diyorduk ki taşındık. “Yeni evde telefonlar belli bir yerde (örneğin çalışma masasının üzerinde) kalsın, o sınırın dışına çıkmasın; bahçede, yatak odalarında telefon olmasın,” diyorduk. Ama pek başarılı olmadık. Uzaktaki aile üyelerimiz, arkadaşlarımız merak ediyor. Hem yeni yaşam maceramızı, hem Guçi’yi… Biz de ara ara ipin ucunu kaçırıyoruz yine. Ee ne yapayım? Bahçede fıldır fıldır emeklerken onu sevenler görmesinler mi o anı?

Bazen tüm bu teknolojinin bir kara delik gibi bizi içine çektiğini düşünüyorum. Aptallaşıyoruz. Uyuşuyoruz. hayatımızdan televizyonu çıkardığıma ne kadar seviniyorum. En azından o yükten kurtulduk ve bizde çok büyük farklar yarattı. Bilgisayarı öyle silip atamam; bütün işim onun üzerine kurulu çünkü. Ancak bilgisayar, internet, sosyal medya ve her nevi uygulamanın beni, bizi o girdabın içine çekmesine de izin vermemek gerek. Ciddi ciddi irademi zorluyorum.

Neyse ki son günlerde bahçeyle daha haşır neşir olmaya başladık da telefonları bir kenara bıraktık. Bu konuda daha da ıslah olmamız gerektiğine karar verdik. Tayga için birincil olan şey bu aletler değil, bahçe ve dışarıdaki yaşam olmalı. Elbette bilgisayarı, interneti yok sayamam. Çocuklar artık bunun içine doğuyor. Kaçış yok. Ama en azından hayatlarının ilk birkaç yılında ne kadar az maruz kalsalar o kadar iyi.

Nasıl kurucaz dengeyi bakalım? Orta yol ne olmalı? Var mı önerisi olan?

2 thoughts on “Akıllı telefonlar, aptal insanlar

  1. Beni de çok düşündürüyor bu. Biz de televizyonu büyük ölçüde çıkardık hayatımızdan, evde var ama seyretmiyoruz, özel bir program vs. olmazsa. iPad’den sınırlı olarak film seyrediliyor bizim evde. En büyük sorun, her an ulaşılabilir olması. Bizim zamanımızda haftada bir Pazar günü Red Kit vardı mesela, ya da okuldan dönünce He-Man. Bilirdik, beklerdik, başlardı, biterdi. Şimdi? Her zaman var, birbiri ardına bitiyor, kanaldan kanala geçiliyor. O yüzden kontrol çok önemli diye düşünüyorum.

    Ve tabii örnek olmak. Ben de bazen başımı kaldıramadığımı fark ediyorum. Ve çocuklar okuldan geldikten sonra elime almamaya dikkat ediyorum telefonu. Her neyse, birkaç saat bekleyebilir. Kolay değil bu düzeni oturtmak, sürekli -hele de böyle bir ülkede- bir şey kaçırıyormuşsun hissi. Ama yapmak lazım. Paylaşmak için değil, yaşamak için yaşamak lazım öncelikle.

  2. Videoyu çok beğendim. Gerçekten bizi aptallaştırıyor sosyal medya, buna da katılıyorum.
    Sadece “paylaşmak” kısmını özellikle de blogda sevdiğimi söyleyebilirim.
    Bizde de televizyon yok; Elif bence bu açıdan çok şanslı. Biraz daha büyüdüğünde telefonları, bilgisayarları fark ettiğinde ne yaparız nasıl yaparız elbette ki bilmiyorum.
    Orta yol mudur bilemem ama cidden bir çocuğun büyürken ayaklarının çime değmesi, toprakla haşır neşir olması lazım.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *