Son ayların bilançosu

urla

Sevgili blogcuğum,

Bundan yaklaşık altı ay önce İstanbul denen musibet şehri terk edip Ege’nin bu minnoş kasabasına göçtüğümüzden beri, senin üstüne afiyet, benim üstüme bir ağırlık çöktü oturdu şekerim. Bizim Guçi de açık havayı toprağı bulup ayaklanınca blog mlog yalan oldu tabii. Bir de bizim ev bu ay pansiyondan halliceydi. Bir ara basbayağı check-in check-out falan yapar olduk. Yemek, çamaşır, bulaşık, temizlik derken işler yığıldı da yığıldı.

Ama üstüme ağırlık çöktü dediysem, o kadar da değil. Bir yandan aslanlar gibi Dünyalı‘yı yaptık. 8. sayımız bitti bile. Yıldıray’la hep şunu diyoruz: Eski halimiz olaydı bunun gibi iki dergi yapardık! Gel gör ki o eski hal dediğimiz hal Tayga efendiyle birlikte geçmişe karıştı. Şimdi Tayga efendi eşliğinde ne yapabiliyorsak o…

Görüşmeyeli ben çok değişmedim, blogcum. Yine yapmak istediğim yüz milyon şey var, yine sadece üç beşini anca yapıyorum. Yazı yazamıyorum. Sadece Bir Dolap Kitap için ve Dünyalı için… Oysa bir gün belki kitap olur  diye niyetlendiğim, başlayıp da tamamlayamadığım başka yazılarım var. Buraya geldim geleli resim çizemiyorum. Halbuki çocuk odaları için daha fazla Moli-Olaf çizesim var. Moli komik kostümleriyle kafamın içinde dans edip duruyor ama evdeki velet fırsat vermiyor ki. Akşam karanlığında da çalışamıyorum valla. Origami desen, eh, o cephede az da olsa bir hareketlilik var neyse ki. Arada beş dakika odaya kaçıp masaya ilişiverip bir şeyler katlayıveriyorum. Daha da yapasım, hediyelikler yapıp satasım var. Belki bu hafta bir girişimde bulunurum.

Ablamla yılbaşı için birbirimize sürpriz bez çanta yapma kararı aldık. O başladı galiba. ama ben daha harekete geçemedim. sadece ön hazırlıklarımı yaptım. Dertsiz başıma dert aldım anlayacağın. Ablamı durduk yerde dürten benim. Elim mahkum, yapıcam. Bitirince buraya da koyarım.

Zaten yaptıklarıma bir de burada karıştırdığım haltlar eklendi. Bir bahçemiz olunca minik bir bostan yaptım. Yazın az da olsa biber, domates, salatalık yedik bahçeden. Ama sonra bir rüzgar esti ki bir gün, çiçekler, sebzeler her şey o gün kavruldu. Gözümüzün önünde hem de! Ondan sonra da naptıysak kurtaramadık. Biberler hâlâ direniyor ama eskisi gibi değiller. Kış için bahçeyi hazırlayamadık. dediğim gibi işler çok birikince bahçeyi öncelik listesinden çıkardık. Bizim civardaki köylerin harika pazarlarında zaten harika ürünler var. Onlar neyimize yetmiyor? 🙂

Tarhana yapayım dedim, elimde patladı. Başlangıçta her şey iyiydi, ama sona doğru (yine misafir yüzünden) yayıp kurutma faslına geçemeden ekşidi, bozuldu. Ağlaya ağlaya döktüm kaç kiloluk güzelim tarhanayı. Oysa her gün her yoğuruşumda tanıdığım bebekleri, küçük çocukları düşünüp her birine bir koca kese hazırlamayı hayal etmiştim. Bir daha da cesaret eder miyim bilmiyorum. Çok moral bozucuydu doğrusu.

Bahçede bir zeytin ağacımız var. Sonbaharda bu sefer zeytin maceramız başladı. Topladık, kırdık, suya koyduk, tuzladık. Daha hâlâ tatmadık. ordan da bi kazık yersek bu işlere hepten veda edicem, aha buraya yazıyorum.

Son günlerdeki yeni maceramız kalorifer yakmak. Daha doğrusu Yıldıray yakıyor, ben bakıyorum. Kalorifer kazanının nasıl kullanılacağını öğrendik. Şimdi gidip bi de kömür alıcaz. (Kömürün lafını etmek bile canımı yakıyor ama.) Yıldıray’ın deyişiyle, şimdi herhangi bir apartmanda apartman görevlisi olarak işe başvursak alınırmışız. Yıldıray fuar için İstanbul’a gidince başateşçilik işi bendenize kalacak. Fiyaskosuz atlatırız umarım.

Buraya taşındığımız günlerde bir yazıda “Bir sonraki yazıda Erenköy’e geri döneceğiz,” demiştim; ama yandı gülüm keten helva. Daha Erenköy’de otururlen yazmayı planladığım bir yazıydı. Fotoğraflarla kendimce bir belgesel hazırlayacaktım. En sevdiklerim, bizim için klasikler, mahallenin tiplemeleri, gıcık olduklarımız, her gün önünden geçtiğimiz yerler, sevdiğimiz ağaçlar vs… Geçmiş ola. Şimdi çoook uzakta kalmış gibi geliyor. Zaten şimdi oturup yazmaya kalsam bakalım hangisi orada ki artık? Biz taşındıktan sonra kentsel dönüşüm denilen canavar daha da saldırmış, öyle duyduk. Yazık oldu, daha bir şey diyemiyorum.

Şimdilik havadisler bu kadar blogcum. Biraz her terlden çalmak gibi oldu ama olsun. Özlemişim buraları. Hani evi kapar uzun süre tatile, yazlığa mazlığa gidersin de sonra eve dönersin ya… Ev havasız ve tozludur ama senin evin kokuyordur, içeri girince bir oh çekersin. Şimdi aynen öyle hissettim. Merhaba!

 

4 thoughts on “Son ayların bilançosu

  1. Çok tatlı her anlattığınız detay, çok özenilesi. Ablanızla bez çantası yapma ve hediye etme fikrine bayıldım! El emei göz nuru. Çok sevgiler,
    Nazlı

  2. Merhaba, Biz de uzun zamandir konusuyoruz esimle Turkiyede ozellikle egede kucuk bir yerde ev almak istiyoruz. Su anda Amerikadayiz ama dusuncelerimiz bu yonde. sizin icin mahsuru yoksa nerdesiniz su anda?

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *