Komşuya hasret dedikodugiller

komsu 1Erenköy’de komşudan yana, daha doğrusu komşuluktan yana çok sıkıntı çektik. Doğruya doğru. Ne bir selam sabah, ne bir güler yüz. İlk taşındığımız zamanlarda “Merhaba,” deyip de kapı tuttuğumuz insanların yüzümüze bakmadan geçip gitmesine mi yanalım, apartman kapısını açıp da içeri girenlerin arkadan geldiğimiz gördüğü halde kapıyı tutmamalarına, kapının gözümüzün önünde dan diye çarpmasına mı yanalım… İnsanlık sıfırdı anlayacağınız. Bir seferinde yağmurlu bir günde uzun balıkçı yağmurluğuyla yürüyüşe çıkan Yıldıray ile bohem kılıklı, saç sakal birbirine girmiş iki arkadaşımızla kapıda karşılaşan bir komşu teyzemiz, Yıldıray’ın “İyi akşamlar,” demesi üzerine korkudan bir karış havaya sıçramıştı. Gerisini siz düşünün.

Ne zaman ki Tayga doğdu, ondan sonra bizi “normal insan” statüsüne aldılar. Kapıda durup konuşmalar, bebek sevmeler, “Ay hiç sesi gelmiyor, siz merak etmeyin” diye gönül ferahlatmalar… O güne kadar kapımızı çalmamış karşı komşumuz gelip “Sizde bebek mi var?” dediğinde Tayga birkaç aylık olmuştu. Yıldıray da bebeğimizin olduğunu söyleyince “Eee eşiniz hiç hamile değildi?!” (!) demesin mi Tey yarebbim!

Bir başka sefer üst katımızdaki teyze zili çalıp “Çocuklar bir şey sorucam, sizin evde böcek var mı? Bizde böcek gördüm de, evi ilaçlatıcam, bıdır bıdır…” bir şeyler söyleyip sonra sesini alçaltarak “Sizden bir bebek sesi mi geliyor?” diye sormuştu. Yine üç ay sonra!

komsu 2Aynı komşular bizim taşındığımızı öğrenince buğulu gözlerle vedalaşıp, “Çok da seviyorduk, ay çok üzüldük, ay hem de İzmir’e mi, çok uzakmış” diyerekten duygusallaşmışlardı. Tayga’yı eve alıp sevmeler, siz taşınmayla ilgilenin, biz oyalanırız…” demeler….Ay, vallahi ben de ağlayacaktım o dakika. Zaten nakliyeci adamın ümüğünü sıkma isteğiyle sinirler de bozuk…

Durum böyle olunca müstakbel komşularımızla ilgili evrene pek çok dilek savurduk. iyi komşulara denk gelelim. Muhabbet edebileceğimiz, çocukken annemlerin komşularla kurduğu ilişkilerin benzerini yaşayabileceğimiz, mümkünse çocuklu, mümkünse küçük çocuklu, güleryüzülüi tatlı dilli komşulara denk gelelim dedik… Nerde…. Bunların bir kısmını ancak ucundan yakalayabildik. Bir ker solumuzdaki ev yıllardır boşmuş. Sahipleri gelmiyormuş. Boş tutacağına kiraya versene ya da satsana be adam! Ev durduğu yerde çürüyor. Bir duvarımızdan bitişik olduğyumuz sağdaki komşularımız ise güler yüzlü ve sevimli insanlardı. Çocukları bizimkinden hayli büyüktü ama olsun. Gel gör ki hiç evde durmuyorlardı. onlar evdeyken de bizde zaten mütemadiyen misafir vardı. Asıl kötü olansa şu: İki ay önce taşınıp gittiler!

komsu 3Karşımızdaki, çaprazımızdaki, sağdaki soldaki diğer evler desen, ı-ıh… Onlarda da ya evde kimse olmuyor genelde ya da bizden büyük, yaşlı, ortalıkta pek gözükmeyen tipler. Anacım bahçeli ev dedin miydi hayat bahçede geçmez mi? Mahallenin delisi bi biz vardık şu koca yaz ortalıkta. Ben sanıyordum ki akşamları bahçelerden tavla şıkırtıları gelecek, kahkaha sesleri, çay şıkırtıları, bardak tokuşturmaları duyacağız. Cık. Ölü bunlar ayol!

Kaldık mı ortada dımdızlak? İki ay boyunca evrene yeni mesajlar yolladık: Küçük çocuklu birileri gelsin. Genç olsunlar. Kafa dengi olsunlar. Haydi çay yaptık, gelin diyebilelim. Hatta hamile olsunlar ki bebek elimize doğsun… Böyle salak salak domestik hayaller… Arada bir az aşağıdaki çakal kılıklı emlakçı adam (bize de zamanında bir ev gezdirmişti) atmaca gibi gelip peşindeki insanlara bir şeyler anlatıyordu ama gelen geri gelmiyordu. Ta ki önceki haftaya kadar… Cumartesi sabahı bahçe kapısından yine birileri girdi, çıktı. Biz de kahvaltı sırasında mutfak camından kesiyoruz. Sonra kahvaltı bitti, ben Tayga’nın peşinden içeri gittim. Biraz sonra Yıldıray “Kamyon geldi, birileri taşınıyor!” demez mi! Bu ne hız? Daha demin geziyorlardı.

Devamı Domestik komşu olma çabası başlıklı bir sonraki yazımızda.

 

 

3 thoughts on “Komşuya hasret dedikodugiller

  1. Ayyy Banu ya en heyecanlı yerinde bırakmışsın yazıyı olmadı ki 🙂
    Kimmiş yeni komşular, çocukları var mıymış? Sohbet edilebilir insanlar mıymış? Yazın tavla sesleri, çay şıngırtıları duyulabilecek miymiş? Evde kahve bitince Tayga’yı gönderip 1 fincanlık kahve alınabilecek miymiş?
    Kimmiş yahu :))
    Eski komşularınıza bayıldım yalnız. Bu nasıl bir komşuluk? Seni hamileyken hiç fark etmemeleri, Tayga’nın sesini hiç duymamaları falan ne ilginç..Dünya ne hale gelmiş.Ya da biz ne hale getirmişiz..Neyse asıl konumuza dönelim: Kimmiş yeni komşular :))

  2. bu yazınızı yeni gördüm, kozyatağı’nda oturduğumuz evde aynılarını biz de yaşadık, yalnız değilmişiz 🙂 apartman girişlerinde kapıyı tutup “iyi günler” demek anormal bir şey olsa gerek diye düşünür olmuştuk, suratımıza kapılar kapandı, asansöre davet edilmedik. hatta bir gün kapısını çaldığım yan komşu kapıyı 3. çalışımdan sonra aralayıp, “yok yok tanıtım istemiyorum” deyip kapısını yüzüme bile çarptı “ama ama ben yanda oturuyorum” desem de inanmadı. halbuki kapıyı açamamıştım ve yardım isteyecektim. kattaki diğer komşuların da kapısını çaldım, hepsinin delikten baktığını gördüm ama kapılar açılmadı. sinirden ağlayıp bir daha komşularla konuşmama kararı aldım o günden sonra. ama hamileyken güler yüz gördüm ne yalan söyleyeyim, amcalar “buyur yenge” deyip kapıyı tuttular, teyzeler asansöre davet ettiler. gerçi bebek doğunca kapıyı çalan olmadı yine, yan komşu 2 aylıkken parkta görüp “aa doğdu mu, hani bakıyım” diye şöyle göz ucuyla baktı bi, o kadar. komşuluk bebekten sonra başlıyor demek ki..

  3. geleceğim bir gün kahve içmeye.. çok içten yazıyorsun ve ben o bahçeyi çok merak ediyorum

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *