Haydi bi de bu yılı deneyelim

2016’nın ilk Cincüce yazısıyla başlayalım bakalım.

2015 bittiği için mutluyum. Sevmemiştim ben 2015’i. Geçen yılın tek güzel yanı Orman’ın doğumu oldu. Onun dışında çok da güzel hatırlamayacağım. Ama bu da çok olumsuz oldu canım. Şöyle desem belki daha doğru bir ifade olur: Dönüp geriye baktığımda aklımda kalan en belirgin anı Orman’ın doğumu olacak. Hem ailemize yeni bir bireyin katılması fikri çok güzeldi, hem de doğumun kendisi zaten muhteşem ve unutulmazdı. Hamilelik kısmını güzel anımsamayabilirim; zor geçti çünkü. Tayga 2 yaş sendromu ya da adı her ne idiyse, canımıza okudu. En güzel kısım Orman biraz hareketlenip sağa sola tepki vermeye başlayınca olanlar. Tayga’nın Orman’la iletişimini izlemek yepyeni ve müthiş bir deneyimdi. Bu açıdan 2016’dan beklentim büyük. Orman çoktan emeklemeye başladı bile. Bu da demek oluyor ki birkaç ay sonra ayaklanacak. yazı Tayga’nın peşinde civciv gibi gezecek. Belki bıcır bıcır konuşacak. Bu sabah Tayga’ya dönüp bıdır bıdır bir şeyler söyledi; Tayga’da gülerek “Orman civcivliyo anne!” dedi. bana bu civcivlemelerle gelin yavrum!

2015 anneanneme veda yılı oldu. Hamile olduğum için ve Tayga’yı da bırakamadığım için cenazeye gidemedim.  İyi ki uzaktaymışım. Bazen anneannem yerli yerinde duruyormuş gibi hayal ediyorum. Sesini, esprilerini, çekişmelerimizi özlüyorum. Çok sıkıntı çekti. Umarım şimdi rahat ve mutludur. Canım Cicoş’um…

2015 annemle didişme yılım oldu. Ergenlikte yaşamadığım çatışmayı şimdi yaşıyorum annemle. Bence her ikimizin de terapi görmeye ihtiyacı var. Sorunun kaynağını bulup çözemiyorum çünkü. Bende zaten gebelik depresyonu bir tavan yaptı ki sormayın. Doğum sonrası biraz toparlandım ama gidiş gelişler oluyor. 2015’e gıcık olmamın esas nedeni bu belki.

İş güç anlamında 2015 benim için tam bir yıkım oldu. Layıkıyla yapabildiğim tek iş Dünyalı’nın işlerini toparlamak oldu. Onda bile önce gebeşlik de, doğum sonrası da zorladı. Tabii konu söz konusu bir süreli yayın olunca, elin mahkum, yapmak ve belirli tarihte yetiştirip matbaaya göndermek zorundasın. Ama Bir Dolap Kitap’ta öyle bir sıkıntı olmayınca, biz de sevgili blogumuzu iyice serdik. 2016’da tozunu alıp, silip süpürüp yine kullanılır hale getireceğiz sevgili Dolap’ımızı. 🙂

Ben cincücesel bobin hizmetlerime gelince… Ah, ah, neler neler yapasım vardı da, bebek doğacak diye bir minik masadan ibaret atölyemi kullanım dışı bırakınca iyice içime sıkışıp kaldım. Depresyonun bir ayağı da buydu sanırım. İçim dolup patlama noktasına geldi. en büyük meselem zaman. Her şeyi dar vakitlere sığdırmaya çalışıp, bir işin başında uzun uzun oturamıyor oluşum. Gece az uyuyup sabah zor uyanınca zaten kahvaltı bir telaşla olup bitiyor. Sonra Orman’ı uyut, gel azıcık iş, güç, yazışmaları vs. halletmeye çalış (çoğu yarım kalır). O arada Tayga’yı da bir yandan eğlemeye çalış, bazen de iş yapmaya çalışığ zavallı yavruyu tersle :(. Sonra Orman uyanır, zaten öğle yemeği vakti gelir. Sonra Tayga’yı yatağa çıkarma faslı, kitap okuma, çiş yapıcam, yapmıycam kavgası (-ki o saate kadar çiş-kaka meselelerinde kazalar ve kavgalar da yaşanmış olur mutlaka), sonra Tayga’yı yatırıp Orman’ı alıp uyutmaca. Tam orman’ı emziriyorken tayga yan odadan ağlamaya başlar, kakam geldi der… Sonra mucizevi bir gündeysen ikisi aynı anda uyur, koşa koşa masabaşına geçip biraz daha iş yapmaya çalış. Bu arada iki satır yazı yazmak için saatlerin geçmiştir ve her masaya oturuşunda o yazıyı yazmak için yeni baştan dikkatini toplamak zorunda kalırsın. Tam çok güzel bir akışa girmişken Tayga uyanır. onun sesiyle Orman uyanır. ters bir gündeyse Tayga uyurken Orman bir iki kera uyanır ve onu uyutup tekrar masaya koşarsın. “hah, tamam, şimdi çalışayım biraz,” derken tayga uyanır zaten. Sonra çalışmayı unut zaten. Akşam yemeğine kadar çocukları eğle, yemek ye. yatma vakti gelir ve olaylar gelişir. Akşam maceralarımızı ayrıca yazmayım. Bunlardan farklı değil. Hayaller: Akşam olunca sakin kafayla iş yapmak, çoooook verimli çalışabilmek. Gerçekler: Pestil gibi kanepeye seril, bir bölüm birşeyler izlemeki biraz birşeyler okumak. Gece yarısı olmadan orman uyanma mesaisine başlar zaten.

Diyeceğim o ki, Bobin hizmeti veremedim, ama bu yıl benim yılım olsun istiyorum. Bütün bunların içine bir bobin düzeni kurmak istiyorum. 2015’in sonlarında ufak ufak çalışmalara başladım. Umarım 2016’da üretime geçebilirim. (Hoş, ben üretsem de kimsenin dönüp baktığı yok ya neyse…)

Özetle sevgili okur, 2016 güzel geçsin.

7 thoughts on “Haydi bi de bu yılı deneyelim

  1. Küçük bir çocuk ve bir bebek; okurken hissettim ne yaşadığınızı. Yardım alamıyor musunuz diye düşündüm, en önemli şey bence çalışmıyor bile olsa bir küçük çocuk sahibi annenin (birkaç tane çocuk için daha acil) mutlaka özgür zamanları olmalı. Ben yardıma gelirdim size Urla da olsaydım 🙂

    • Doğrudan çocuklarla ilgilenen biri yok. Annem biraz yardımcı olmaya çalışıyor ama onun da hem yaşı, hem sağlık sorunları çok duruma uygun değil.

      yardım teklifiniz için teşekkür ederim ama. Sanal olarak da duyması insanı rahatlatıyor. 🙂

  2. Cincüce’yi çocuğu olanlara önerirken yakalıyorum kendimi, mutlu yıllar diliyorum… İkinci bebeğe kalkışmak cesaret işi tabi, henüz diğeri pek küçümenken. Yine de vardır bir bildiğiniz sağlıkla keyifle büyüsün ikisi de 🙂
    Üzüldüm koşuşturmanıza, eşiniz yardımcı olamıyor mu? Önceki okumalarımda anlayışlı bir eş idi sanıyorum. Of tanrım neler yazıyorum! Sizin gibi üreten bir insanın zamansızlıktan çaresiz kalıyor olmasına üzüldüm sanırım. Bebeklerinizin manevi hazzı bunca zorluğa değiyordur. Anne olmayanların anlayamayacağı bir şey bu galiba! 2016 istediğiniz gibi geçsin Cincüce 🙂

    • Evet, herkes işin cesaret kısmını söylüyor. Belki daha uzun aralıktan somnra ikinci çocuğa kalkışmak, onca şeye sil baştan başlamak daha büyük cesaret olurdu, bilemiyorum. Eşimin de durumu benden farklı değil ki 🙂 Sürekli birbirimize iş paslıyor ya da diğerinin işini üstlenip ona nefes aldırmaya çalışıyoruz. Ara ara denge tutturduğumuz oluyor. Sanırım bebeler büyüdükçe geçecek bunlar. 2016 iyidir 🙂
      Sevgiler, Aşçıfok

  3. Sevgili Cincüce, siz üretin burada sürekli heyecanla takip eden birileri var merak etmeyin. O kitap ne güzel olmuş mesela öyle! Böyle devam…

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *