Kendi evimden kovuldum!

Durun, paniğe gerek yok. Bu ev o ev değil. Şimdi “gerçek” evimdeki masamda oturmuş, bilgisayarda yazı yazıyorum, çok şükür. Sanal evimden kovuldum dün; yani blogumdan. Dün blogum çöküverdi! ben de evden kovulmuş gibi oldum açıkçası. Daha doğrusu kovulmadım da kapı dışarı edildim. Ya da kapıyı çektim ama anahtar içeride kaldı. Üstelik yakınlarda hiç çilingir de yoktu. Buz gibi havada evin kapısında kalsanız bu halde ne hissedersiniz?

İşte bloguma giremeyince tam olarak böyle hissettim. Bir de son zamanlarda buralarda çok vakit geçiriyorum ya, bildiğin moralim bozuldu. Blog çökünce bence çöktüm. Hay kör talih! Bol keseden zamanım ve param olsa kod yazılım kursuna falan gidicem artık, bu ne ya! Bu işlerden hiç anlamamak ne kötü.Dilini bilmediğin ülkeden ortada kalsan bu kadar zorlanmazsın. Bu bilgisayar dili zor iş şekerim. Bak buraya bu hedefi de koyayım. Bir gün, çocuklar büyüyüp okula falan gidince, çok vaktim olduğunda yapacak yeni bir şeyler arıyorsam hemen yazılım kursu araştıracağım. Koluma altın bilezik!

Bu aralar teknolojiden yana genel olarak şansımız yok ama. İnternetimiz allahlık ali bey. Gidiyor, geliyor. zaten şu eve D-Smart bağlattıralı yüzümüz gülmedi. TT-Net’e gıcık olduğumuz için onu bağlatmadık. Eski evde TT’net aboneliğimiz bitsin diye gün saymıştık. Sonra da uydunet’e geçmiştik. Ah o güzel akışkan internetli günlerimiz. Burada uydunet yok ne yazık ki. TT-Net’i de eleyince geriye D-Smart kaldı. Annem de tv izliyor diye bunu tercih ettik. Ama etmez olaymışız diyoruz artık. İzmir merkezde fiberoptik kablo döşeliymiş; her şey jet hızında. Ama burada o da yok. Urla İzmir’e uzak diye fiber yok sanıyorsanız yanılıyorsunuz ama. Urla’nın köylerinde gıcır gıcır fiber döşeliymiş meğer. Nedeni de diğer kabloların tellerini çalıp çalıp satıyorlarmış. O yüzden metal kabloları çıkarıp yerine fiber döşemişler. Sonunda sırf interneti var diye köye taşınabiliriz.Hiç bi şeyden çekmedik şu iki yılda D-Smart internetten çektiğimiz kadar.

Evde çalışma, internet vs. demişken bir diğer gündemimiz birkaç gündür karavan. Yıldıray evde çalışmakta çok zorlanıyor. (Ben de tabii.) Oturduğumuz ev bizim olsaydı, bahçenin bir köşesine konteyner ofis yapardık diye hayal kuruyoruz. Kitaplıkları da oraya taşıyoruz. Bir tarafı cam, bir duvarı tavana kadar raf. Oh mis. Hayal bu ya, istediğimiz gibi hayal etmekte serbestiz. Hayaller bahçede ofis kulübesi, gerçekler iki çocuklu ev. Ne yapacağız? Ama ofis tutacak halimiz yok. Bunun yerine biraz daha hayal kurduk. Yıldıray evin kapısının önüne bir karavan çekmeyi hayal etti böylece. Sabah kahvaltıyı yapıp çıkacak, “ofise” gidecek. Çayı, kahvesi, tuvaleti, yatağı her şey var. Canın bi şey mi istedi; hop! çayın elinin altında. Çişin mi geldi, hop! tuvaleti de hazır. Çalışırken çok yoruldun, azıcık dinlenmek mi istedin, işte yatak! Öğleden sonra gelecek, ben gideceğim bu sefer. Sonra cuma akşamı hazırlıkları yapıcaz, cumartesi horozlar ötmeden yallah yola. İstikamet Datça!

karavan ofis

Mesela şöyle bi şey bana olur. (Kaynak için tık tık: Caravan Chronicles)

Sonra işi ilerlettik; ciddi ciddi internette karavan ilanlarına falan bakmaya başladık. Araba Para biriktirmeye değer valla. Araba almaktan çok daha iyi. Canın nerede isterse orada çalışırsın. Çocukken en büyük hayalimdi karavanla gezmek. Hatta legolardan kendime sürekli karavan yapardım. Bir arkadaşım bir tanıdığından söz etmişti. Adam grafik tasarımcıymış ve karavanında yaşıyormuş ya da zamanının çoğunu karavanda geçiriyormuş. Fena bir hayat sayılmaz, öyle değil mi?

Nasıl hayal? Var mı sizin de böyle ofis fantazileriniz?

 

 

10 thoughts on “Kendi evimden kovuldum!

  1. Ben şimdilik çalışma odasının çalışmamasam köşesinde gayet mutluyum, yıllardır o köşenin hayalini kuruyormuşum da haberim yokmuş 🙂 Arkada asılı duran çamaşırları görmediğim müddetçe, müziği açıp masamda canım o an ne isterse onu yapıyorum…
    ilerde çocuk kütüphanemi açınca (evren sen anladın onu) oraya da harika bir çalışma ofisi var aklımda 🙂

    • Ah Esra, karavanı boşver, keşke çalışma odam olsa 🙁 Salonun bir kenarı bizim ofis. Çok zor oluyor yaşam alanında çalışmak. eskiden iyiydi de yıllardır yordu artık. Bi de dağınıklığım hep ortada.
      (Not: çok dağınığım ben.)

  2. Ben ofis icin degil de yilin yarisini gecirmek icin cok istiyorum ama turkiye’de zor anasini satayim. Simdi buralarda gezerken cocuklu-karavanli aileleri goruyorum da misler gibi3/4 cocugu atmislar arabaya fitir fitir geziyorlar. Hesap yaptik aylik 2000usd gelirimiz olursa 3-4 yil gezebiliriz karavanla. Mira’nin egitimini nasil yapariz onu bilemedik tabi;)

    • Ah keşke öyle bir şans olsa da bebeleri öyle büyütsek. Yemişim okulu. Okullar konusunda zaten artık iyice pis düşünüyorum. Geze geze öğrenmeleri, okulda alacaklarından on kat daha değerli bence. Ne iyi ettiniz de gittiniz Nazan.

    • Bir köşeye sıkışmak istediğin karavan bizim müstakbel karavan mı yoksa? Hehehe 🙂
      Hank abimiz de iyi yapmış hakikaten, salon salomanje otobüs, daha ne olsun?
      (Bu arada yazıdaki “bir arkadaşım” sen oluyorsun, yanlış mı hatırlıyorum yoksa?)

      • Hehe evet tabii ki de sizin mustakbel karavan 🙂
        Bu arada dogru hatirliyosun, bi tekstil tasarimcisiydi. Karavani da boyamis rengarenk ohhh!

  3. Bizim de karavanla tatil hayalimiz var 🙂 karavani kiraliyosun ve dalaman havaalanından teslim aliyosun sonra cikip datca taraflarina 🙂 karavan kamp yerleri de varmis 🙂 bakalım ne zamana kismet olacak

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *