“Hayat, siz planlar yaparken başınıza gelenlerdir.”

John Lennon abi ne güzel demiş. Daha on beş yirmi gün önce demiyor muydum ben “Buraya daha sık yazmalıyım…” diye. Ne planlarım vardı. Gece yatınca seamik atölyemi görüyordum rüyamda.

ne var ki ve planlar yaparken hayat başımıza yine abuk şeyler getirdi. Benim daha sık yazmalıyım diye not düşüşümün ertesi günü canım yurdum bir kere daha yayık ayranı gibi çalkalandı. Bu yayık işi daha ne kadar sürecek bilemiyorum. Biz umutla güzel işler yapmaya çalışıp çabaladıkça, baĞzı bişeyler (biri diyemiyorum, çünkü gözümde amip kadar değerleri yok) yüzünden hayatımız alt üst oluyor. En kötüsü elimizdeki tek güzel şey olan “umut”u çekip alıyorlar. Harry Potter’daki ruh emiciler geliyor aklıma hep.

Ruh emiciler

Günlerce ruhum kurumuş gibi hissettim. Sürekli çocuklarımızı nerede, nasıl, hangi şartlarda büyüteceğimizi düşünüp duruyoruz evde. Nerede? Her gün yeni bir eğitim skandalının patlak verirken hem de?okulda ne öğrenecek bu çocuklar? Devlet okullarını hali ortada. Özel okula onca parayı nasıl dökeriz? bu büyük haksızlık değil mi? Söz gelimi, yeğenlerimizden biliyoruz, Kuzey İtalya’da normal bir devlet okulu bile bizim buradaki ortalama bir özel okuldan çok daha iyisini veriyor öğrencilerine. Yeğenim ABD’ye gittiğinde, kayıt olduğu lisede (devlet okulu tabii) onlarca farklı dersten seçme yapmıştı. Aralarında aşçılık dersi bile vardı…

Ben çocuklarımın insan gibi muamele gördüğü bir eğitim almalarını istiyorum. Bu aralar okulsuz eğitimi falan bile düşünür olduk. Türkiye’de var mı örneği bilmiyorum ama neden olmasın? Şimdilik yuvaya yollamayarak okulsuz eğitim denilen şeyi uygular gibiyiz. “Bizim çocuklarımız gittikleri okulda fark edilirler,” diyen bir anaokulu yöneticisiyle konuşmuştuk geçen sene ve teşekkür edip arkamıza bakmadan ayrımıştık. Tek isteğimiz çocuğumuzun yaşıtlarıyla oyun oynamasıydı halbuki. “Ama matematiği oyunla öğretiyoruz,” dedi kadın; üstelik okulun koca bahçesi betonla kaplanıp üzerine yeşil halıfleks atmışlardı.

Gitmek istiyorum. Ama nereye, nasıl? Öyle elimi kolumu sallayarak gidemem ki. Gitsem ne olacak? Yapmayı düşündüğüm onca şey ne olacak? Buradaki çocuklar için yapmayı hayal ettiğimiz o kadar hayal suya mı düşecek? Bir yanım bunu diyor; diğer yanım “Senin bu yaptıkların, yapacakların değer görecek mi? Göle maya çalmakla olmayacak burada bu işler ne yazık ki,” diyor. İçindeki olumsuz taraf çok fazla konuşuyor bu sıralar.

Öte yandan evet, KOSGEB için başvuru yaptım. 2017’de (belki öncesinde) bir atölye açıp kendimi tamamen üretime vermeyi çok istiyorum. Bir yandan yazıyorum. Kafamı toplamakta çok zorlanıyorum, ama yazmakta direniyorum. Hayat sanki normal seyrinde akıyormuş gibi, normal olan şeyleri yapmaya, yapmayı bildiğim şeylere devam ediyorum. Ama her umutlarıma ve mutluluğuma aldığım saldırıyla benden bir parça daha kopup gidiyor.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *