Hayal etmesi bedava

Ülke gündeminde anormal bir şeyler yaşanmadığı (ki pek mümkün değil) ya da çocuklar beni iki yaş, üç yaş ya da o nevi sendromlarıyla delirtmediği (ki bu da pek olan bişey değil) zamanlarda, eğer başka bir işim yoksa hayal kuruyorum.
Neyi mi hayal ediyorum?
Seramik atölyemi elbette!

hayal etmesi bedavaMasa şöyle şöyle bir masa olur, diyorum. Acaba mermer masa mı yaptırsam, ahşap mı? Mermeri temizlemek kolay, ahşap çamurun nemini alır, diyorum. Karar veremiyorum.
Raflar kesinlikle ahşap olmalı, diyorum.
Çam olmalı mutlaka.
Çam değilse beyaza boyayabileceğim bişeyler olsun, diyorum.
Kendim boyarım. Ortam beyaz olmalı ki, seramikler çıksın ortaya.
Mavili beyazlı işler bir yanda durur; siyah beyazlar onların yanında… Bir tarafta toprak tonlarında işler olur. Turkuazlar, indigolar, buz mavileri, kobaltlar; bej, hardal, kahve ve hakiler; çizgililer, beneklileri, efektliler, kazımalar, sırt altına desenler…
Belki eskicide güzel bir şeyler bulup koyarım bir kenara.
Mesela vitrinde bir küçük sehpa ya da konsol olmalı. Bitmiş ürünlerin bir kısmı onun üzerinde sergilenmeli. Ara ara da değiştirmeli sergidekileri.

Aydınlık bir mekan olmalı. Bol ışık almalı. Havadar olmalı. Yazın soluklanabileceğim bir avlusu olmalı. Çocuklar orada büyümeli. Büyüdüklerinde o avluda içtikleri zencefilli limonataları hatırlamalılar hep. Madem Urla’dayız, bari taş bina olmalı, serin serin. Hayal etmesi bedava ya!

Kışın, japon feneri gibi küçük seramikten fenerler yapar, vitrinin tepesine asarım, diye hayal ediyorum.
Yeterince büyük bir mekan bulduysam, bir tarafı sırf origamiye ayırırım, diyorum. Kocaman bir kâğıt tezgahım olur. Kâğıt stoğumu nihayet derli toplu çekmecelerde, raflarda özenle saklar, korurum.

Tayga’yı hayal ediyorum orada. Yeterince param olursa torna da almışsam, bütün gün tornada çamur mıncırır küçüğüm, hem belki zanaat öğrenir diye geçiriyorum içimden.
Hayal etmesi bedava.

Gittiğim halk eğitim atölyesi gibi tozlu, pis olmamalı ama. Bu tozlu işin aksine, ben hayatımın en titiz günlerini yaşamalıyım. Pırıl pırıl olmalı her yer. Her gün paydostan sonra temizlik yapmadan ayrılmamalıyım oradan. Atölye kurallarım olmalı. Ben de onlara sadık olmalıyım.

İnsanları neyi nasıl anlatacağımı düşünüp kurguluyorum. Şimdiden ders programı hazırladım.
Eline hiç çamur almamış kişileri çamurla nasıl tanıştıracağım hayal ediyorum. Tek günlük dersler, iki günlük atölyeler, aylık dersler…

Pinterest ve Instagram kafamı dağıtım, hayallere daldığım en sevdiğim mecralar. Seramik sanatçılarının işlerine bakıyorum, torna videoları izleyip keyifleniyorum. Atölyelerine bakıyorum, kim neyi nasıl düzenlemiş diye. Fikir alıyorum.
Minimalist bir mekan mı yaratmalıyım, yoksa çıfıt çarsısı gibi mi olmalı? ben nasıl bir yere girdiğimde heyecanlanırdım? İnsanları ne heyecanlandırır? İnsanların girince kendilerini mutlu hissedecekleri bir yer olmalı. Kahve içmeyi sevmiyorum ama içerisi hep kahve kokmalı. kahve kokusunda insanı mutlu eden bir şeyler var. belki sürekli hazırda kahvem olmalı. Çat kapı gelenleri mutlu etmek için.

Geçenlerde bizim burada bir taş binada bir dükkan gördüm. Belki de evdi, bilmiyorum. Boş duruyordu. Dışarıda ne kiralık, ne satılık ilanı vardı. Ama hayal etmek bedava ya, kendimi orada hayal ettim.
Meğerse dükkan olarak orayı tutmuşum. Hem de çok ucuza. Mal sahibi hiç paragöz olmayan biriymiş güya. (Bu aralar bizim buralarda böyle bir mal sahibi bulmak da hayal ya neyse!)
Kapının dışına diklemesine, flama gibi bir tabela asarım, diyorum. Fırın arka taraftaki bölümde olur, camın önü tam hayalimdeki vitrin konsoluna uygun, diyorum.

Oh, hayal etmesi bedava ne de olsa. Ama böyle böyle gerçek olacak. Umutlanıyorum işte. Kim bilir…

9 thoughts on “Hayal etmesi bedava

  1. Harika ben de bi kahve icmeye gelirim, cocuklar oynaşırken sergi gibi atölyeni gezerim. Bi dedikodulu mahalleni alırım bi de Sumruya benekli kupa ☺️💜

    • Hey!!! Bu atölyeme yapılan ilk ziyaret ve aldığım ilk sipariş olarak kayda geçsin o zaman. Dükkanı açınca ilk sana haber vericem Şirin 🙂

  2. ilk öğrencin olmaya adayım ben de. kızlar da gelir belki. iki günlük bir çamurla tanışma kursuyla başlayabiliriz:)

  3. Beni de al beni de, günlük haftalık aylık tüm kurslara katılırım (hayal bedava ya 🙂 sana süper bir filtre kahve getiririm, gelenlere ikram ederiz.
    bir de dedim acaba hani şöyle minnoş bir rafta çocuk kitapları mı dursa?
    10-15 tane mesela. aylık değiştirirsin onları 🙂
    ayy bu hayale bayıldımmmm

  4. Ben neyi kaçırdım Cincüce, seramik atölyesine ne zaman geldik? Hani ya evcikler, bobin hizmetleri, komşular sulu boya evler kahramanlara onlar nerelere gizlendiler? 🙂

    • Onlar da atölyeye gitmeyi bekliyorlar Aşçı Fok. Evde duramıyorlarmış artık, bizi sakin kafayla atölyende yap diyorlar 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *