Ne kadar dilersen o kadar gerçek olur (mu acaba?)

Geçen sene bir dükkan görüp hayallere dalmıştım ya hani. Sonradan orası tutuldu tabii. Ben de atölye fikrini bir süreliğine kafamdan atmıştım. Son haftalara kadar. Artık o atölye kurulacak. Çok net. Nasıl bir yer olacağını da hayaller defterime ve buraya yazıyorum.

Benim bu atölye maceramda en bilinmez kısım kiralanacak yer. Seramik işi yapmaya uygun bir mekan olmalı, mümkünse açık alanı olmalı, dükkan gibi de kullanılabilmeli, vitrini olmalı ve insanların gelip geçtiği, göz önünde bir yerde olmalı. En önemlisi kirası uygun olmalı. İşte bu kira kısmı beni endişelendiriyor. Çünkü Urla coşmuş durumda. Kör olası rant davasına, milletin gözünde dolar işaretleri dönüyor. Emlakçılar ellerini ovuştura ovuştura geziniyorlar. mal sahipleri “Burayı da Alaçatı yapalım, gelsin paralar!” şeklinde geziniyorlar. Bu şartlarda ucuza dükkan bulmak zor.

Geçen gece Yıldıray’la oturup bunları konuşuyorduk. Benim KOSGEB’e sunacağım iş planında kirayı yüksek tutmam ve her şeyi en yükseğinden hesaplamam lazım ki sonra çuvallamayayım. Aklımda hep o geçen seneki dükkan var. “Dur bak,” dedim, “Ben dükkan tutma aşamasına geldiğimde o dükkan yine boş olacak. Kiracısı çıkacak, orayı tutacam, nihahahahoo!”

Sonra dün bisikletçiden dönüşte İrmik Hanım’ın bahçeli yeni yerine uğramaya karar verdik. (Unutmayayım da favori pastanemiz İrmik Hanım’ı ayrıca yazayım.) İrmik Hanım Bahçe, benim o hayalini kurduğum dükkanın hemen bitişiği sayılır. İrmik’ten çıkınca, o sokağın oradan geçerken bir de ne göreyim? Dükkan boş, camında kiralık afişi! Yok artık, daha neler!

Pazar günü olduğu için emlakçıya ulaşamadık. Akşam ben tabii bir tane hayal kurdum. İçi düşündüğümden darmış. İki masa değil de tek masa girer, merdiven altına şunu şunu, üst kata origami işleri… Yıldıray’a da yazı ofisi olur falan filan…

Bugün aradık. Benim başlayamayan eğitimin üzerine moral olsun diye. Tutacağımdan değil ama belli mi olur? Bakarsın çok uygundur, belki bir yolunu bulurum diye… Umut işte. Meğer mal sahibi de gözü açılanlardanmış. Geçen sene kasım ayında 1.600 olan kira olmuş mu sana 4.000 lira! Yazıyla dört bin! (Emlakçının parası da onun 3 katı kadarmış. benim bildiğim emlakçıya bir kira bedeli verilir. Düşünün buradakiler nasıl çakal emlakçı olmuş. Ama “Pazarlık yaparız,” dedi, eksik olmasın.) Anacım ben sabahtan akşama seramik yapsam da hani oldu ki o kadar para kazansam, kazandığımın hepsi kiraya gider. 4.000, yuh! (Tutamadım kendimi, pardon.)

Zaten motivasyonum düşmüşken, bir de bunlar iyice moralimi bozuyor. Diyelim ki ben onun kat be katını kazandım, olur a. Ama yine de o parayı hak etmiyor orası. Haksız. İnsanlardaki bu açgözlülük beni çok bezdiriyor.

Dükkan fiyatları karşısında ben

Dükkan fiyatları karşısında ben

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *