Tel kadayıflı muhallebi

Geçenlerde arkadaşımız çaya gelecekti. “Çayın yanına ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünürken, bu sıcaklarda hafif bir şey gider diyerekten aklıma tel kadayıflı muhallebi yapmak geldi. Bunu daha önce Yıldıray’ın annesi yapmıştı, pek beğenmiştik. Ben de denemeye karar verdim. Hazır denemişken, tarifi de buraya yazayım ki unutmayayım. Hem görüp de yapmak isteyenler de olur belki.

Haydi, şimdiden afiyet olsun! Continue reading

Diş pilavı, kuş pilavı, Cincüce’nin sebzeli pilavı

Deniz’in ablamın yemekleriyle ilgili bir tespiti vardır: “Annem çok güzel yemek yapar. Ama yaptığı yemeği sadece bir kere yiyebilirsiniz.”

Çünkü ablam yaparken uydurur ve bir daha asla aynı yemeği yapması mümkün değildir. Aynı suda iki kere yıkanamazsınız yani.

Benim de ablamdan çok da farkım yok. Kafama göre takılırım; güzel olur ama sonra aynı şeyi yakalamam mümkün olmaz. O yüzden geçe seneden beri yemek yaparken, daha doğrusu iştahla özel bir yemek yapmaya giriştiğimde bir kenara kullandığım malzemeleri ve ölçülerini yazıyorum.

İşte geçen gün yaptığım sebzeli, kabuklu pirinci de yazmış bulundum. İyi de oldu. Afiyetle yedik. Yerken bize diş buğdayını hatırlattı. Adını “Diş pilavı, kuş pilavı, Cincüce’nin sebzeli pilavı” koyduk.

Malzemeler

  • 2 bardak esmer pirinç
  • 1 iri kabak
  • 2 havuç
  • 2 kırmızı biber
  • 5 diş sarımsak
  • 1 kaşık tereyağı
  • Tuz, karabiber, köri, zencefil, zeytinyağ

Yapılışı:

  1. Tereyağı eritilir.
  2. Sarımsaklar ince kıyılıp biraz kavrulur.
  3. Sonra pirinç eklenip iyice kavrulur.
  4. Küp küp kesilmiş sebzeler eklenir. (Havuç, biber ve kabak sıralamasıyla).
  5. Biraz daha kavurmaca…
  6. 4 bardak su konur.
  7. Baharatlar eklenir. (Ölçü isteğe göre değişir. Ben çok bol koydum ama yine de “baharatlı” denebilecek bir yemek olmadı. Kabuklu pirinç tatları fazlaca emdi ve baskın tat kendi kokusu oldu.)
  8. Suyu çekince ocak söndürülür ve pilav demlenir.
  9. İsteyen üzerine zeytinyağı gezdirir.
  10. Kişi çok açsa demlemeyi memlemeyi falan beklemez; pilavı doğruca gövdeye indirir.

Kavur...Bekle(me!)...Ye!

İçli Köfte (Sensible Meatball)

Geçen gün kerevizli patates salatasının tarifini yazarken, amanın! O da ne? Bir mide gurultusu, bir iç kazınması ki sormayın! Hemen, hemen, bir kere daha salata yapmam şart oldu. Huyum kurusun. Yemekten bahsederken, tok bile olsam acıkıyorum. Annem bana boşuna “tok evin aç kedisi” demiyor.

Sonra nasıl olduysa, kereviz almaya diye çıktım, kendimi içli köfte için malzeme alırken buldum. Ne zamandır aklımdaydı. Pek canım çekmekteydi. Birkaç yıl önceki ilk denemenin üzerine, daha iyisini yapmam gerekiyordu. Hazır son zamanlarda seramik atölyesinde taşlaşmış çamurları yoğurmuş bileklerim de antrenmanlıyken… Neden olmasın?

Gelelim dün müjdelemiş olduğum tarife… Önce malzemeler:
Continue reading

Kerevizli patates salatası

Seramik atölyesinde olduğum günler genelde hep “AÇ” olurum. Bunu büyük harflerle belirtmek istiyorum; çünkü ben zaten genelde hep aç olurum. Atölye günleri ekstra AÇ oluyorum. Hele ki çamur dövdüğüm bir günse, yetmezmiş gibi bir de bisikletle gittiysem o gün, açlık tavan yapar. Öğle tatili saati yaklaştıkça birbirimize sormaya başlarız: “Ne yiyeceğiz? Bugün nereye gidiyoruz? Falancanın şusu güzeldi, ondan yiyelim!”…..vs vs.

Öğlen karınlar doyar; öğleden sonra ben yine acıkırım. Bu saatlerde ola ki biri bir yiyecekten bahsedecek olursa tükürük bezlerim gerçek bir performans sergiler. Bunlardan birini geçenlerde yaşadım. Atölye arkadaşım sevgili Birten sağolsun. Muhteşem bir patates salatası tarifi verdi. Ben de bu tarifi cuma akşamki yemek şenliğimizde sevgili Meral Abla üzerinde uygulama şansı buldum.

Malzeme miktarını vermiyorum. Siz kafanıza göre takılın.
Continue reading