İfrit Oluyorum No:27

Herhangi bir durum karşısında, ortada henüz bir problem bile yokken;

durup dururken ortalığı karıştıran,

arıza çıkaran,

ortalığı geren,

gerdiği yetmezmiş gibi bir de bir anda karşısındakiyle senli benli konuşmaya başlayan

tiplere İFRİT OLUYORUM!

Az önce PTT’de beklerken, içeri bir hanım girdi. Girmiş daha doğrusu. Dip tarafta olduğum için farkında değildim. Sonra köpek dikkatimi çekti. Beyaz renkli, gri benekli bir setter. Ay kuzu gibi duruyor orda öyle. İçimden “Şöyle bu tarafa gelse de azıcık sevsem keratayı,” derken, dükkanın diğer ucundan bir ses yükseldi:

“Ay kimin bu köpek?”

Ses tonundan hemen anlıyorsunuz zaten, “Bugünün arızası benim!” diye bas bas bağırıyor. Continue reading

İfrit Oluyorum No:25

Bugün bir aile gördüm. Pusetlerinde bir kız çocuğu… Çocuk taş çatlasa üç yaşındaydı. Belki o kadar bile yoktur. Ve tırnaklarında kırmızı oje sürülüydü. işte ben o ana babaya İFRİT OLUYORUM!

Bir keresinde de topuklu ayakkabı giymiş bir kız çocuğu görmüştüm. O da küçüktü. işte ona o ayakkabıyı alan kişiye de  İFRİT OLUYORUM!

ABD’de kız çocuklarının katıldığı güzellik yarışmaları oluyormuş. (Hani “Little Miss Sunshine” filmindeki küçük kızın katıldığı yarışmalardan.) Kızlara yapılan makyajları, topuzları, giydirilen elbiseleri bir görseniz… Yaşları da öyle ufak ki! Hatta bir kadın kızına estetik falan yaptırdıydı da haber olmuştu gazetelerde. İşte ben çocuklara tüm bunları yapıp ibişe çeviren o ebeveynlere okkalısından bir İFRİT OLUYORUM!

 

İfrit Oluyorum No:24

Alt tarafı evleniyorlar diye motorlu taşıtlarına binip kornaya basa basa sokak aralarında gezinen insanlara İFRİT OLUYORUM!

Haydi o ikisinin gözü karardı diyelim… Onların etrafına doluşup daha fazla motorlu taşıtla, daha fazla korna sesi çıkaran eş-dost-akraba tayfasına ne demeli? Onlara daha çok İFRİT OLUYORUM! Continue reading

İfrit Oluyorum No:23

Giyim konusunda hayli takıntılarım var. Özellikle kokoş insanlara, modadan gözü kararanlara ve gebel olarak giyim kuşam meraklısı kadınlara bolca, hatta gerekirse her gün düzenli olarak ifrit olabilirim. Kendimi tutuyorum. Kokoşlar üzerine ayrı bir ifrit sözü verip, bugünlük mini giyim ifriti yazıp gazımı alayım.

Siz hiç denk geldiniz mi? Hani bazı anneler vardır, kızlarıyla aynı şeyleri giyerler. Bize bayram gezmesine gelmişti vaktiyle öyle bir ana-kız. Anne kokoş bir etek bluz giymiş, kızına da aynısının miniğini diktirip giydirmişti. İğğğğğk!  İşte öyle bir örnek giyinen, biri büyük, diğeri büyümüş de küçülmüş kokoş analı kızlılara İFRİT OLUYORUM! Continue reading

Hatırlatayım dedim

Sağdan soldan duyup da kafama takılan şeyler var.  İfrit olacak kadar tepemi attırmıyorlar ama söyleyeyim de içim rahatlasın. Söyleyenler de kendilerine çekidüzen versinler.

Everest tepe değildir.

Yunus balık değildir.

Şehir hatları vapurları gemi değildir.

Tamam, çok büyüktür ama Hazar bir deniz değildir.

Korna bir iletişim (selma, küfür…vs.) aracı değildir.

 

İfrit Oluyorum No:21

Turkcell sana İFRİT OLUYORUM!

Bir önceki internet kampanyam geçen hafta bitti. Ben de 6 Nisan Cuma günü yeni pakete üye oldum. Üç gün geçti. “Aylık kotanız dolmuştur” diye mesaj geldi. Nasıl yani? Üç günde mi? O üç gün boyunca, hasta olduğum için telefonumu neredeyse hiç kullanmadığım ve internete girmek için çoğunlukla bilgisayarımı kullandığım halde mi? Hani arada eskaza telefonumu kullandıysam evde sürekli wi-fi açık olduğu için zaten telefon operatörümün bir işlevi yok ki. beklenen cümleyi işte o an kurdum: Turkcell sana İFRİT OLUYORUM!

Sonra durduk yerde gecenin 3’ünde falan “Doink!” diye telefon uyarısı geliyor. Bir bakıyorum “İnternet kullanımı bilmem kaç KB, kalan tutar vs vs” diye bir mesaj. Gece yarısı? Turkcell kablosuz rüya hattı falan kurmuş olsa gerek. Turkcell sana İFRİT OLUYORUM!

Bugün müşteri hizmetlerini aradım. Evet, kotamı doldurmuşum! Bir ayda ancak bitiriyorum ben o miktarı. Üç günde mi bitiverdi şimdi? Nasıl? Güya evdeki wi-fi’de kesintiler oldukça telefon operatörüm benim bağlantım kopmasın diye devreye giriyormuş. (Kıyamam, ne incesin türksel, niye zahmet ettin?) Yani bilmem kaç MB, bu devreye girmelerle bitmiş. Dediğim gibi, o üç gün içinde telefonu o kadar az kullandım ki. Ayrıca kablonet’imiz sağolsun, hattımız neredeyse hiç kesilmiyor. Yani Turkcell şişiriyorsun. Kilobaytlarımı, megabaytlarımı, kontörlerimi ve telefonuma yüklediğim her kuruşu usul usul, çaktırmadan hortumluyorsun. Miniçakalsın Turkcell, sana İFRİT OLUYORUM!

İnternet kampanyamı iptal ettirmek istediğimi söyledim. Daha bir dolu şey söyledim ama operatör kişi “müşteri memnuniyeti kapsamında” beni dinlemeden otomatik olarak konuşmaya devam etti. (Neyse ki o robot gibi konuşan, bilgisayarla mı, normal insanla mı konuştuğunuzu şaşırdınız seslerden değildi. Normal, kanlı canlı bir insandı. Ufak bir olasılık Cylon da olabilir tabii, bilemem.)

Bu arada lafımı balla keseyim, Turkcell sana İFRİT OLDUĞUMU söylemiş miydim?

En sonunda vurucu darbeyi yaptım. “Turkcell aboneliğimi nasıl iptal ettirebilirim peki?” Kesif bir sessizlik. Müşteri Temsilcisi / %90 insan / Olası Cylon kişi, o bir an boşluktan sonra tamamen ayrılmak mı istiyorum diye sordu. “Evet,” dedim, “nereye nasıl başvurmalıyım?” Bir çuval dolusu laf etti. Bunların arasında “Sizin gibi değerli bir müşteriyi kaybedeceğimiz için çok üzülürüz,” cümlesini değişik biçimlerde kurdu. Ama nasıl abonelik iptali yapacağımı söylemedi.

(Arada “Sesiniz kesildi, duyamadım,” gibi laflar etti. Doğrudur, çünkü ses kısıklığım tam iyileşmişken Turkcell’e feda ettim. Muhtemelen KB aşımı yüzünden.)

Sonra sesimin çıktığı bir an (wi-fi noktası yakalamış olmalıyım) “Abonelik iptali” dedim, bana bilgi verdi nihayet. Ayrıca eklemeyi de unutmadı: “Sizin gibi değerli bir müşterimizi kaybedecek olmaktan ötürü çok üzgünüz. Sizinle tanıştığımız için de çok memnunuz. (12 yıldır tanışık olduğumuzu unutmuş muydu, yoksa operatör Cylon’la yeni başlayan beş dakikalık tanışıklığımızı mı kastediyordu acaba?) Ayrıca bakalım, ben onlardan ayrılacak olduğum için üzgün müydüm?

Kesin olan bir şey var ki, yazımın başındaki yargım değişmedi. Zira Turkcell sana İFRİT OLUYORUM!

Hamiş: Demin yine mesaj geldi. İnternet kullanmışım bir miktar KB. Ama ben bilgisayardayım balım, telefonumsa diğer odada. O ne olacak?

İfrit oluyorum No:19

Zorla güzellik olmaz ifriti

Koca suratlı kadınların kaşlarını üç tel kalana kadar yolmalarına İFRİT OLUYORUM! Görünce irkiliyorum, ne yapayım elimde değil. Ben küçücük suratıma Tom Selleck kaşı ektirsem, sizin içiniz kalkmaz mı?

Bir de kaşlarının bir kısmını tümden yolup, yolunan satıha sabit kaş boyatanlar (bu da ne demekse) var. Bir tür dövme gibi yani… Onlara da İFRİT OLUYORUM. Yarın öbür gün o abidik gubidik kaştan sıkılsalar, kurtuluşları yok. Kendi düşen ağlamaz.
Continue reading