Kraliçelik zor zanaat

Dün gece 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nın açılışını izledim. 1988 yılından bu yana “profesyonel” olimpiyat izleyicisiyim. ’88 Seul Olimpiyatları’nın açılışını izleyip izlemediğimi hatırlayamıyorum; ama ondan sonraki -dünkü dahil- altı seramoniyi de izledim. Hepsinden çok çarpıcı sahneler kaldı zihnimde. Ama sanırım en komiğini dün İngilizler yapmıştı. Yaygın “soğuk İngiliz espirisi” inanışının aksine, bence İngiliz halkı eğlenmeyi ve ince mizahı, daha da güzeli kendileriyle dalga geçebilmeyi gayet iyi biliyorlar.

İngilizler’in en çok sevdiği konulardan biri de kraliçe. Kraliçe Viktorya’nın taklitlerini o kadar çok filmde görmüşüzdür ki, sanki gerçeğini görmüşüz gibi biliyoruz kendisini. Keza II. Elizabeth teyze de öyle. Sözgelimi dünkü törende 007 James Bond kraliçeyi bizzat evinde alıp helikoptere bindirdi, Londra semalarında gezdirdi; sonra da olimpik stadın tepesinden paraşütle aşağı attı. Continue reading

Ye kürküm ye

Geçenlerde gazetede Nuri Bilge Ceylan’la ilgili bir haber okudum. Televizyon izlemediğim için bilmiyorum; ama tartışma orada da devam etmiş.

Konu, Ceylan’ın SİYAD Ödül Töreni’ne hırka ile katılmasıymış. Efendim, Nuri Bilge Ceylan geçen sene Cannes’da smokinle sahneye çıkmışmış da, SİYAD töreninde neden smokin değil de hırka giymişmiş? Cannes’a kıymet veriyormuş da buradakilere saygısı yokmuymuş vs.vs. Herkes bir şey demiş. Ayıplayan da var, Nuri Bilge Ceylan’ı destekleyen de..

Bizim atölyede de konuşuldu bu mesele. Gazete tartışmalarına paralel bir sonuç çıktı. “Hava çok soğuktu, karlıydı, rahat ettiği biçimde, istediği gibi giyinmiş adam, kime ne?” de dendi; “Her yerin bir adabı, giyinme kuralı vardır,” da dendi.
Continue reading

Deprem / Siyaset

Siyasetten hiç hoşlanmam. Siyasete bulaşmadım, bulaşmam. Siyasi bir görüşüm yoktur; sadece insan olmaya, insan gibi davranmaya, özgürlüğe ve yaşadığımız bütüne saygı duymaya inanırım.

Siyaset yapanları sevmem. Siyasetçiliği her tür çıkarı için kullanarak başkalarını sömürenlerden nefret ederim. Ama bir deprem olduysa, o depremi bile iğrenç siyasetlerine alet edip, bunun üzerinden gövde gösterisi yapanlar var ya, işte onlar nefret edilmeyi bile hak etmiyorlar. Continue reading

İşte ağaçlarım!

Geçtiğimiz haftalarda yazmıştım: 2011 yılı “Ağaç Yılı”ymış. Amacı ne bu Ağaç Yılı’nın? Yakın çevrenizdeki doğayı gözlemlemek elbette. Daha güzel bir amaç olabilir mi?  Yapmanız gereken tek şey bahçenizde, evinizin karşısında, sokağın köşesinde bulunan ya da her gün işe giderken önünden geçtiğiniz bir ağacı (ya da ağaçları) seçmek. Sonra yıl boyunca “ağacınızı” gözlüyorsunuz. Yağmurda rengi değişiyor mu? Yapraklarını döküyor mu? Yeni tomurcuklar veriyor mu? Çiçek mi açtı? Üstüne kuşlar yuva mı yaptı? Artık yıl boyu başına ne gelecekse…

Ben de senenin başında ağaçlarımı seçtim. İlki, iki sokak aşağımızdaki köşe başını işgal eden şahane dut ağacı. Ben ona “Dudu” adını verdim.
Continue reading

2011 Ağaç yılı

2011 Ağaç Yılı

En sevdiğim, severek, hatta iştahla okuduğum bloglardan biri Sinek Sekiz. Sinek Sekiz’i her tıkladığımda burnuma ıslak toprak kokusu, çimen kokusu, kekik kokusu, kulağıma cırcır böceklerinin, kuşların cıvıltısı gelir. Açıp turlayın içinde, gerçekten güzel bir hikayeleri var. Çevreyle, yaşadığımız dünyayla (evimizle) ilgili de insanın gözünü açacak bilgiler paylaşıyorlar. Bu bilgilerden birine de az önce rastladım.

Meğer 2011 yılı “Ağaç Yılı” imiş. Sinek Sekiz diyor ki:

Continue reading

Çocuk istismarına karşı harekete geçin.

Az önce bir ankete katıldım. Konu “çocuk istismarı”. Çocuk istismarıyla ilgili her gün birbirinden beter haberler okuyoruz, duyuyoruz. Bu konuda bir şeyler yapmak lazım. Bu konuda bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenlerden biri de Melis Hanım. Melis Hn. blogundan bir çağrı yapmış ve aşağıdakileri demiş:  

Adli Tıp hocam araştırma grubu kurdu, gönüllü öğrencilere ihtiyacım var dedi.Ben de düşündüm ki hayatım zaten eti puf gibi değil,büyük bir ihtimalle de olamayacak.Neden katılmıyım?Katıldım. Türkiye’nin ciddi bir sorunu olan (gerçi TR’de sürüyle var) çocuk istismarı konusunda gönüllü oldum. Araştırdıkça dehşete düştüm, konuya daha da ilgiyle yaklaşmaya başladım.Şu an işin anket aşamasındayım.Her meslek grubundan,bayan veya erkek,evli veya bekar,çocuklu veya çocuksuz farketmez 18 yaş üstü 1000 kişiye ihtiyacım var ki anket taş gibi olsun.Ad,soyad,tel no falan filan kişisel bilgi almayacağım bana sadece cinsiyetiniz,mesleğiniz,medeni haliniz ve varsa çocuklarınızın cinsiyeti ve yaşları lazım.13 tane de soru var.Bu 1000 kişiye ulaşmak için sağa sola deli gibi saldırıyorum.

Ankete katılmak için e.melis07@hotmail.com adresine bir e-posta göndermeniz yeterli.

Eğlenceli videolar

Facebook ve diğer sosyal paylaşım ağlarını en çok içerdiği videolar yüzünden seviyorum. Bu sayede o kadar güzel kısa filmler, animasyonlar izledim ki… Yaratıcılık üzerine pek çok web sayfası keşfediyorum. Farklı üsluplarda çeşit çeşit illüstrasyonlar görüyorum. Görüyorum da görüyorum. Yani Facebook denilen meret, bazılarının sandığı gibi sadece geyik ortamı değil. Bu mecraları nasıl kullandığınıza bağlı. Boşa vakit de geçirebilirsiniz; sizi ufkunuzu açacak yerlere de götürebilir. Dediğim gibi, pek çok video görüyorum. Ama bunların izini aynı hızla kaybedebiliyorum da. Bu hafta sonu çok güzel iki video izledim ve onları buraya alıp kendime de saklamak istedim.
Continue reading

Memleketimden insan manzaraları

Bir tanecik, tatlıcık, dünya tatlısı aile dostumuz Meral Abla’dan bugün bir e-posta aldım. Beni çok eğlendirdi; ona da sorup bir Bobin Hizmeti olarak yayınlayayım dedim. Postanın başlığı “Olaylar, sorular, cevaplarla bizden kesitler..” Okuyun bakalım ve bir sorun kendinize, bunlardan hiç karşılaşmadığınız var mı? ya da en az bunlar kadar saçma başka konu başlıkları yok mu? Çok eğlenceli bir ülkede yaşıyoruz, çok!
Continue reading