Annem geliyor, oley!

Buna böyle şenlik havasında sevineceğimi düşünmezdim hiç. Zira çok fazla bir arada kalınca didişip duruyoruz annemle. ama yetti artık bu ayrılık, bu sefer epey açtı arayı. Zaten İstanbul’a apar topar gitmişti. Elif’e birinin bakması gerekiyordu, destek kuvvet olarak annem gitmişti hemen. Sonra diş tedavisine başlayınca bitmek bilmedi bir türlü. Son zamanlarda annemi ne zaman arasam dişçinin bir kere daha gelecek haftaya randevu verdiğini öğrendikçe bana gına geldi. Annem de darlamış iyice. “İstanbul feci olmuş,” diyor. Mart ayında gittiğimizde görmüştük ne tiksindirici hale geldiğini. Biz bir haftada bezmiştik; annem bunca ay iyi dayandı yine.

Şimdi özleştik ya bir süre cicim ayları yaşarız. Guçi desen “Anneannem ne zaman gelecek?” deyip duruyor. Çocuk haklı tabii. Bana geliyor, “Anne şu kitanı okur musun?” diyor, “Bir dakika Tayga, şunu yazıp bitirmeye çalışıyorum,” diyorum. babasına gidiyor, “Baba seninle oynayalım mı?” diye soruyor, “İş yetiştiriyorum oğlum,” yanıtını alıyor. Bazen ağzımdan çıkan sözleri duydukça kendimden öyle rahatsız oluyorum ki. Continue reading

Ela’ya kim kitap okuyacak?

Az önce Yıldıray’la dışarıdan geldik. Eve dönmeden önce Erenköy D&R’a uğradık. Canım eşim amaca yönelik davrandı; gitti, alacağı kitabı arayıp buldu ve müzik bölümüne bakacağını söyleyerek üst kata çıktı. Ben ne yaptım? Alt katta kaldım. Serseri mayın gibi bir o bölüme, bir bu bölüme daldım. Sonra gittim, çocuk kitaplarını karıştırıp yeni neler var diye şöyle bir baktım. Ben rafların önünde kafamı güvercin gibi bir sola, bir sağ eğe eğe kitaplara bakarken, arkamda bir anne ile kızı oturuyordu. Kızın adının Ela olduğunu öğrendim. Oraya ilk girdiğimde ikisine bakıp “Ne güzel, anne-kız kitapçıya gelmişler, birlikte kitaplara bakıyorlar,” diye düşünmüştüm. Ama az sonra yanıldığımı anladım. Kitaplara bakmak isteyen meğer sadece Ela’ymış. Anneyse sürekli “Gidelim artık,” anlamına gelen farlı farklı cümleler kurmakla meşguldü. Ne garip, değil mi? Genelde anne-babalar kitap almakta, çocuklarına kitap okutmakta ısrar eder; oradan hızla kaçmaya çalışanlar da çocuklar olur. Oysa bugün tanık olduğum durum bunun tam tersiydi. Üstelik Ela denen bu mini mini insan yavrusu 3, bilemedin 4 yaşındaydı. Devamı…