İnadına mutlu diyeti

Geçen gün yazdıklarımdan sonra çok güzel şeyler oldu. İnsanlardan güzel şeyler duydum. O zaman inat etmenin iyi bir yöntem olduğuna karar verdim. Ally McBeal diye bir dizi vardı, hatırlıyor musunuz? İzler miydiniz? Oradaki favori karakterim John Cage’di. Cage’in bir gülümseme terapisi vardı. Aşırı stresli durumlarda (mesela bir kavganın ortasında) yüzünden iğrenç bir sırıtış beliriyordu. Siz de ister istemez gülümsemeye başlıyordunuz izlerken. Teori şuydu: Olumsuz bir durum karşısında gülümsersen, beyne farklı bir sinyal gönderiyordun ve beyin olumsuzu bertaraf ediyordu. İstanbul trafiğinde bisikletle giderken bu yöntemi denemeye başladıktan sonra, çok daha keyif aldığımı hatırlıyorum. Şimdi burada da sanal olarak bunu yaptığımı varsayın. Bundan sonra böyle. Ülkede kötü şeyler mi oluyor? Cincüce Bobin Hizmetleri sırıtacak.

John Cage’in Barry White dansı da bir seçenek tabii.

Geçenlerde blogtaki eski yazıları karıştırırken yaşamımdan renkleri yazdığım yazıya denk geldim. Okurken unuttuğum bir sürü şeyi hatırlattı yazı bana. Mutlu hissettirdi. Sırıtma terapimin bir parçası olarak ara ara bu tip listeler yazmaya karar verdim. Aradan zaman geçtiğinde, yine dönüp bakar ve güzel şeyleri hatırlarım böylece.

Mesela geçtiğimiz hafta beni neler mutlu etti bir bakalım: Continue reading

Bebek bakım kitapları ne dedi? Ne olduk?

Külliyen palavraymış ayol. Gebeşken harıl harıl okuyup “hazırlanıyordum”. Yok kardeş, hepsi palavraymış. Neymiş efendim, Tracy Hogg bebeklere fısıldayan kadınmış. Gelsin de bizim evde fısıldasın. Valla bırak fısıltıyı, can hıraş feryat etse yine de olmaz.

Rutin mi? Hadi canım! Ben söyleyeyim bizim evdeki rutini: Continue reading

Dünyanın tersine döndüğü doğruymuş.

Gerçekten de bir anda tersine dönebiliyormuş dünya. Benimki döndü. Hem de arka arkaya iki defa. Bir kere ters dönüp, sonra yeniden ters döndüğündeyse eski haline gelmiyormuş. Mantık da ters işliyor bu noktada.

Önce çok güzel bir haber aldım. Aldık. Yıldıray’la yeni bir yaşam filizlendirdiğimizi öğrendik. Emin olmak için bekledik. Daha emin olmak için testlerden geçtik. Baktık ki bu güzel bir şey, hafta sonu aile fertlerine, dostlara söylemeye karar verdik. Birkaç keyifli gün ani bir kanamayla sona erdi. Kanam ertesinde kendimi ameliyat masasında buldum. Yaşam filizlenmeden çekti gitti yanımızdan. Çok canım yanıyor. Sadece fiziksel olanı kastetmiyorum. Ruh yarası asıl acıtan. İkimizin de canı yandı, yanıyor. Sevgilimin benden istediği tek şey bu acıyı tüketmem. Konuşamadım, yazamadım, ağlayamadım. Şimdi ara ara pörtlüyor bir yerlerden bir şeyler. Pörtledikçe canımı yakıyor. Sonunda kabuk bağlayacak umarım. Her yara eninde sonunda kapanır. Ama izi kalır, o ayrı.
Continue reading