Minik sürpriz paketlerim

imageBugün, sanırım şimdiye kadar yolladığım en minik paketleri yolladım. Çok uzun ama ÇOOOK uzun zaman önce yapmaya niyetlendiğim bir işti bu. Bir sürpriz. Bunları yaptığım kişi bunları yaptığımı bilmediği için ne içindekilerden söz edebilirim, ne de fotoğraflarını paylaşabilirim.
image

Continue reading

Almayı değil yapmayı seviyorum

yildiz kitap_piyano 1Hayatta benim için en eziyet verici konulardan biri hediye seçmektir. Çok iyi tanıdığım insanlara (hani derler ya “Ben senin ciğerini okurum,” diye, hah işte tam da o ciğerini bile okuduğum insanlara) bile hediye almak benim için işkencedir. Anneme ya da sevgilime bile hediye seçene kadar dokuz doğururum, öyle düşünün.

Şanslıysam, kırk yılda bir aklıma ilginç bir fikir gelir. Ya da tam da o insan için biçilmiş kaftan olan bir şeye denk gelirim. Eğer öyleyse ne âlâ; ama değilse ve birine bir şey hediye etmem gerekiyorsa kıvrım kıvrım kıvranırım.

O yüzden ben “yapmayı” seviyorum. Belirli bir kişi için yapılan, sadece ona özel yapılmış bir hediye… Yaparken çok özeniyorum. Hediyenin tamamlanmış halini hayal edip mutlu oluyorum. Hediyeyi vereceğim kişinin nasıl tepki göstereceğini hayal edip daha da mutlu oluyorum. Sadece o kişiye özel ve biricik bir şey yapmak kadar tatmin edici bir şey yok. Continue reading

Doğa arkadaşımın kutusu

Çok güzel bir oyuna katıldım ben. Daha doğrusu yazın ilk önce Yıldıray katıldı. Daha da doğrusu ailece katıldığımız bir oyun bu. Doğa Güncem blogunun yazarı Burcu Meltem Arık ile Banu Binbaşaran’ın önderliğinde başlatılan oyunun adı “Doğa Arkadaşımın Kutusu.”

Oyunun amacı doğaya yeni bir gözle bakmak, belki de bakmadığınız, her gün önünden gelip geçtiğiniz doğa parçalarını, canlıları, yaşamın değişik türlerini fark etmek ve çocuğunuz varsa ona da çevresini yepyeni bir gözle algılama şansı tanımak (ve belki de bu alışkanlığı kazandırmak.)

doga arkadasimin kutusu 1

Yaz kutumuzun içindekiler

Yaz sonunda katıldığımız oyunun ikincisini geçtiğimiz günlerde tamamladık. Her gündönümünde yenilenen oyunda grup liderleri sizi gizli bir doğa arkadaşıyla eşleştiriyor. Çocuğunuz adına katılıyorsanız, birbirine yakın yaşlardaki çocukları eşleştiriyorlar. (Öğretmenler sınıflarıyla da katılabiliyorlar.) Sonra belirtilen tarihe kadar başlıyorsunuz doğada gezinmeye. İster ormana gidin, ister mahallenizin sokaklarında yürüyün, ister az aşağıdaki sahilde yürüyüş yapın, ister apartman bahçenize göz atın. Amaç çevrenizdeki bitkileri “görmek”. Yaprakları, tohumları, meyveleri, dalları, deniz kabuklarını, salyangoz kabuklarını, ağaç kabuklarını, dikenleri, çiçekleri “görmek”. Sonbaharda kurumaya, çürümeye başlayan yaprakların nasıl bir dönüşüm geçirdiklerini fark etmek, kurumuş yaprakları özenle kitap aralarında kurutup renklerini hapsetmeye çalışmak, kozalakların altın oranına bir daha, bir daha hayranlık duymak, yakınlarında meşe ağacı var mı diye daha fazla aranmak… Continue reading

Sevgiler Günü’nde TÜ-KET-ME-YE-LİM!

Tüketmek yerine tohum atın.

Şu Sevgililer Günü denilen şey ne zaman icat edildi? Benim bildiğim eskiden (en azından bizim ülkemizde) böyle bir gün kutlanmazdı. Her ne kadar birçok kişi ilişkisinin gidişatı için bu güne bel bağlasa da, sevgilisinin ne kadar “iyi” bir sevgili olduğunu “14 Şubat’ta aldığı (veya almadığı) armağana göre karar verse de ÇOK SAÇMA! İnsanlar birbirlerini sevsinler, birbirlerine güzel, nazik ve saygılı davransınlar yeter. Continue reading