Mayıs’la birlikte…

Nisan ayında bahar gümbür gümbür geçti burada. Keşke hep nisan olsa. Martta uyanmaya başlayan doğa, nisanla birlikte coştu da coştu. En sevdiğimse karatavukların şarkısı. Bana hep Urla’ya taşınışımızı hatırlatıyorlar her şarkılarında. 19 Nisan’da ikinci yılımızı tamamladık burada. İlk geldiğimizde duyduğumuz seslerle kokularla ne şaşırıyorduk. Şimdi biraz aşinalaşsak da her karatavuk sesinde yine gülümsüyorum, yine etrafa bakıyorum, yine zeytinleri, çiçekleri, kuşları, böcekleri görüp her birine içimden minnetlerimi iletiyorum. İyi ki varlar!

Bloguma bir türlü dönemiyorum. Doğa uyandı, ben uyanamadım. Her niyet edişimde bir şey çıkıyor. Oysa hani burada duyurduğum minik paketlerimin yuvalarına varışından söz edecektim. Yapmayı planladığım resimlerden, minik seramikçiklerden… Geçenlerde aldığım siparişin beni nasıl heyecanlandırdığından… Ne var ki uykusuz geceler silsilesi bir kez daha vurdu bizi. Tam toparlandık derken geçen hafta da epey olaylı, ev kazalı geçti. Continue reading

Pigme kitap: Bahar Günlüğü

Bu aralar ellerim kaşınıyor yine. Kâğıtlarla oynamayı özlemişim. Bir kaç akordeon kitap siparişi vardı tamamlamam gereken, onlara başladım. Ama ne zamandır yine dikişli bir kitap yapasım da vardı. Akordeon kitapların çizimleri sürerken araya iş aldım ve bir yerlere taslağını yaptığım yeni bir Kedimiyo macerasını çizme işine giriştim.
O arada Pinterest’te akordeon kitaplarla ilgili bir şeyler aranırken Pinterest karşıma kendi yaptığım işi çıkardı!

Pinterest’te bişey ararken kendi işini görüp zevkten dört köşe olmak. Hihihi ☺️

Cincuce (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Sonra Kedimiyo’lu çizimler, sayfa planları tamamlandı. Boyayıp dikme işine girişecektim ki kalan kâğıt kırpıklarına baktım, kırpıklar bana baktı…. Continue reading

Selluka maceram başlıyor

Bundan aylar önce bahçeye gündüz sefası ekmiştik. Normal ekim vaktini de biraz geçirerek ekmiştik tohumları. Nasreddin Hoca misali, “Ya tutarsa…” diyerek… Tuttular da. Hızla büyüdüler ve sonbaharda güzel çiçeklerini bizimle paylaştılar. Bir sabah Yıldıray da Bir Dolap Kitap’ın Facebook sayfasında bu güzelliği paylaştı.

Fotoğrafın altına yorum bırakan bir takipçimiz “Bir de selluka olmalı o bahçede,” diyene kadar sellukanın ne olduğuna dair hiç bir fikrim olmadığı gibi, selluka adını da ilk kez duyuyordum. Hemen pek sevgili Google’a sordum sellukanın ne olduğunu. Daha görür görmez de aşık oldum. İşte selluka böyle bir çiçekmiş:

Continue reading

Baharın sağlaması

Bahar gelince coşuyorum ben. Dün sokakta dolanırken baharla ilgili bir şeyler yazayım diye geçiriyordum aklımdan. Demin bir baktım ki geçen yıl da yazmışım bu konuda. Hatta ondan önceki yıl da. Demek ki ben her yıl baharda baharla ilgili yazma eğilimindeyim.

akasya

Geçen seneki yazıdan bu yana çok şey değişti. Bkz. o yazıdaki fotoğraf. Öyle sahile gideyim, çayırda uzanayım, bir de bira açayım… Yok öyle şeyler artık. Guçi varken nereye gidip de bira içeceksin! Ayrıca yine o yazıdaki Mucurteker’e binmeler falan… O gün bisiklet tepesinde yağmuru yiyince bir güzel soğuk almıştım. Bisiklet zinciri de yağmur çamurdan haşat olunca ha bugün, ha yarın bakıma veririm derken, hamile kaldım. Bisiklete binmek yalan oldu. Tam bir yıldır bisiklete binmiyorum, binemiyorum. Şaka gibi. Zinciri takır takır olan yavrumun lastikleri de indi. Öyle küskün küskün bana bakıyor her gün. Az daha sabır Mucurtekerim. Bu Guçi oğlan düzgün uyumaya başlasın, ben sabahlarımı sana ayıracağım. Continue reading

Bahar geldi hoşgeldi

Bahar… En sevdiğim mevsim. Ayıptır söylemesi ayılarla çok şahane empati kurabiliyorum bu mevsimde. Düşünsenize bir, mağaranızda tüm kış yan gelip yatmışsınız, uyumuşsunuz. Uyumayıp da ne yapacaktınız? Hava zaten karanlık, kasvetli, tam ifrit olma havası yani. Sonra bahar geliyor. Yani kış uykusundan çıkma zamanı. İşte empati kurduğum an budur. O kasvetli havayı kışkışlayıp güneşe çıktığınız an. Üstüne daha güzel bir şey tanımam.

İçiniz fıkır fıkır, güneşi gördükçe aşık olmuşsunuz gibi pır pır kelebekler uçuşmuyor mu sizin de içinizde? Yerlerde, çayırda çimende yuvarlanma isteği duymuyor musunuz? Valla ben duyuyorum. Kelebek kovalamak, çiçekten çiçeğe konmak falan istiyorum. İçim içime sığmıyor. Moralim bozuk bile olsa, içimde bir yerlerde 21 Mart’tan itibaren otomatik olarak devreye giren bir “Bahar geldi, için hoppidik hoppidik kaynaşsın!” düğmesi var. (Maalesef bunun ayran gönüllü olmak, dikkat dağınıklığı ve aklı beş karış havada dolanma gibi yan etkileri de var.)
Continue reading

Bahar temizliği

Bugün teknik olarak baharın ilk günü. Kış resmen bitti. Her ne kadar dışarıdaki hava öyle söylemese (ve ben hâlâ büyük bir umutla kar yapmasını beklesem de) 2011 yılının kış aylarını geride bırakmış bulunuyoruz.

Bahar Alegorisi / La Primavera / Sandro Botticelli, c.1482, Uffizi Galerisi, Floransa

“Bahar” beni sözcük olarak neşelendiren bir kavram. Yeniden doğuş, içimize, damarlarımıza canın yürümesi demek benim için. Aklıma gelen ilk imge Persephone’nin Ölüler Alemi’nden yeryüzüne çıkışı… Continue reading