Orman 1 yaşında!

Bu bezelyeler tamı tamına bir yıllık oldu. Sabahtan beri öpüp duruyorum; bir senedir öpüp duruyorum; doyamıyorum. ❤️

Cincüce Bobin Hizmetleri (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Evimizin minik karabiberi, hepimizin “Micinik”i  Orman pazar günü şu hayattaki 365 günün devirdi. Hangi ara geçti bir yıl? Daha dün gibi hastaneye gidişimiz, gittiğimiz gibi de bebeğimizi karşılayışımız. Ama bir yıl geçti işte.

Mici artık resmen bebeklikten çıktı ve çocukluk çağına girdi. Çok yakında desteksiz yürümeye başlayacak. Ağzından küçük küçük kelimeler çıkmaya başladı bile. Gözü hep Guçi’nin üzerinde. O ne yaparsa pür dikkat izliyor. Guçi, Micinik için müthiş bir ilham kaynağı ve öğretmen. Orman bir şeyler yapmaya başladığında, bu biraz da abisi sayesinde olacak. Continue reading

Orman geldi, hoş geldi

Sevgili günlük,

Sana son yazdığımda 40 haftalık, koca göbüklü bir gebeştim. Üstelik en büyük hayallerinden birini gerçekleştirmiş, koca göbeğiyle Urla balinası gibi serin sularda fışır fışır yüzmüş bir gebeştim. O kadar hoşuma gitmişti ki koca göbeğin suda hafifleyivermesi, Yıldıray bana “Doğurana kadar her fırsatta getiricem seni denize,” demişti. O günün ertesinde gidemedik. Sonraki gün 40. haftanın sonunda doktor kontrolüm olduğu için gidemedim. Hatta kontrolde bizim ufaklık hiçbir doğum emaresi göstermediği için rahattık. Ertesi sabah (5 Haziran cuma) erkenden gidecektik denize. Hava durumuna, rügarın yönüne de baktıydık, ideal şartlar mevcuttu. Continue reading

Yavruladım ben!

guciBebenin dişleri çıkacak neredeyse ama ben yine de haber vereyim dedim.

Duyan duydu, bilen biliyor zaten.

Evimizde artık minik bir baykuşumuz var. Adı Guçi. Gündüzleri nadir de olsa uyumayı, geceleri ise alabildiğine açık gözlerle uyanık kalmayı seviyor.

Bugüne kadar güldüğünü pek görmedik. Memede uyuyakaldığında gülümsediği oluyor. Süt dolu havuzlarda yüzdüğünü görüyor olsa gerek.  Continue reading

Bizim bebişin ismi

bebek adiYavrulayacağımızı öğrenen insanların standart üç sorusu oluyor:

1) Cinsiyeti ne?

2) Kaç aylık? Ne zaman doğacak? Burcu ne?

3) Adı belli mi? İsim buldunuz mu?

Sıralama genelde hiç şaşmıyor. Kimse sağlığı yerinde mi? Bir sıkıntınız var mı diye sormuyor mesela. Varsa yoksa cinsiyeti… Başta bu meseleye epey takılıyorduk ama artık alıştık. 🙂

Bebeğin adı konusuna gelince… Bu konuda niyeyse batıl inançlıyız. Continue reading

Zen

Bebeğin doğumuna az kaldı. Son iki gündür hareketlerinde belirgin bir fark var. Daha şiddetli ve sert tekmeler (aslında topuk darbeleri) yiyiyorum. Başı iyice aşağıya dönmüş. Bu da kendini epey hissettiriyor. Her tekmeye bir kafa vuruşuyla eşlik ediyor artık.

İlk başlarda (dördüncü aya girerken) “Acaba ne zaman tekmeleyecek bu velet?” diye sabırsızlanırken, 20. haftada başlayan kıpırtılar, pıtırıklar giderek daha eğlenceli bir hal aldı.

Benim için asıl hamilelik 30. haftada başladı. Ondan öncesi fasa fisoymuş. 35. haftanın sonundaysa başka bir aşamaya geçtim. Karnımın içindeki her büyük hareket beni yerimden sıçratıyor. İrkiliyorum. Hatta bazen ürküyorum. “Acaba,” diyorum, “yoksa doğum mu yaklaşıyor?” Continue reading

Cinsiyeti ne? Burcu ne olacak?

Size ne!

Bebek beklediğimizi ilan ettiğimizden bu yana, kime dediysek bu sorularla karşılaştık. Yeter ayol, sıkıldık valla!

– Cinsiyeti belli mi? (Hayır değil.)

– Ama dur daha küçük, birkaç haftaya öğrenirsiniz. (Zorunda mıyız?)

– Bence kız. Yok, yok oğlan. (Loto tahmini yapıyorlar sanki. ya o olacak, ya da öbürü zaten.)

Continue reading

Ana karnının içiyle iletişimde dahiyane bir yontem

Bugün tıp tıp tıp göbeğime vuruyordum. Şimdi bu içerdeki velet suda yüzüyor ya, dışarıdaki sesleri sudaki dalgalanmayla hissediyor. Ben tıp tıplarken, aklıma şöyle bir fikir geldi. Acaba, Mors Alfabesini öğrensem, sonra Mors koduyla karnıma vursam…

Mesela “N’aber?”; yani – • (n)    • – (a)    – • • • (b)     • (e)     • – • (r) Continue reading

Harika bir nisan günü!

Fotoğraf: Cincüce

Ufacık tefecik… Mis kokulu… Kaymak gibi… Pembiş pembiş… El kadar… Ufak, sahiden çok ufak… Dünyadan haberi olmayan, tek derdi anneciğinden süt emmek olan bir minik kız çocuğu…

Doğdu! Herkesi şaşırttı ve mayısı beklemedi. Nisanın bu pırıl pırıl güneşli, masmavi göklü, mis gibi berrak sabahına doğdu. Ailemize yepyeni, hiç tanımadığımız ufacık bir insan katıldı. Artık resmen hala oldum. Kalbimin içinde hemen koskoca bir oda açıldı onun için. Söylenecek pek çok şey var ve hiçbirinin sözle ifadesi yok.

Hoş geldin Elif!

Bir dolap montajıyla gün geçer mi?

Geçer, geçer… Öyle bir geçer ki. Hele montajı yapan aklı beş karış havada iki şaşkınsa…

Sebebi şu: Dün abimlere gittik. Önce şöyle ağzımıza layık bir kahvaltı yaptık. Kahvaltıda kendi cüssem kadar yiyince “Seda mı hamile, yoksa ben mi?” diye sormadan edemedim. Annem bir haftadır oradaydı. İlk peynir yapma girişimini de orada gerçekleştirmiş. Sonuç muhteşem bir “kekikli peynir”di. (Bu konuda yeni girişimlerimiz olunca tarifini vereceğim.)

Sonra işe başladık. Abimin işi olduğu için o yoktu. Yıldıray’la ben birer süper kahraman edasıyla iki odanın eşyalarını oradan oraya taşıdık. Sonra sıra kolisinde duran dolabı montajlamaya geldi…  Montaj mı? Ha ha! Çocuk oyuncağı! Başladık parçaları birleştirme. Kasa oluştu. Arka taraf da çivilendi. Sıra geldi çekmece ve kapaklara… Continue reading

Yeni havadislerim var

Sevgili Günlük,

Seni çok ihmal ettiğimi biliyorum. 2010’a girdik gireli neredeyse yüzüne bakmaz oldum. Kendimi serseri mayın gibi hissettiğimden midir acaba?

***

Aldığım senaryo işinde fena bir koşuşturmacanın içine girdim. Rahat rahat yapacakken nasıl sıkıştım anlatamam. Meğer seslendirmeyi yapacak kişi askerdeymiş. Tüm senaryoların seslendirmesini izne geldiğinde yapacakmış haberi gelince paçalarım nasıl tutuştu, nasıl tutuştu… Sonunda geçtiğimiz Pazar günü son senaryoyu da yolladım, bitti. Ama ben de bittim. Continue reading