Her gün, biraz biraz

Bana kim demişti, kimi demişti hiç hatırlamıyorum ama bir adam varmış. Bu kişinin bir prensibi varmış. Her gün bir makale, bir şiir ve bir öykü okurmuş. Bu maddeleri bile tam doğru hatırlamıyor olabilirim.

Mesele burada benim unutkanlığım değil. 🙂 Adamın gerçekleştirdiği eylem. Her gün kendisine kattığı şeyler. Bunu her gün düzenli olarak yapması.

Her gün internet sayesinde onlarca bilgi ve kaynağa denk geliyoruz. Açıkçası ben özellikle son zamanlarda (çocuklar iyice kıpraşık moda geçtiğinden beri) her şeyi üstün körü yapmaya başladım. Bir yazıya denk gelince gözümle hızlıca tarıyorum. beynim bir şeyler algılıyor algılamasına ama zaten o beynin geri planında sürekli “Hızlı ol, zamanın az, çocuklar gelmeden hallet işleri…” diyen sinir bozucu bir ses var. O an ne algıladıysam işte… Gerisi püff! diye uçup gidiyor. (Tıpkı yukarıdaki kim olduğunu hatırlayamadığım o adam gibi). Continue reading

Kirpi!

Dün gece çok civcivli dakikalar geçirdik. Evde herkes kendi halinde takılırken, çay almak için balkona çıkan Yıldıray bir anda feveran etti: “Çabuk gelin, çabuk gelin! Çabuk, çabuk!!!” Öyle aniden ortalığı ayağa kaldırınca ben de kendimi balkona attım. Sandım ki sokaktan yine garip bir tip geçiyor. (Bilmeyenler için söyleyeyim, çay için balkona çıkmamızın nedeni bizim balkonda koca bir semaverin durmasıdır ve bizim sokaktan gerçekten çok ama çok tuhaf kişiler geçer. Ama bunların ikisi de ayrı birer yazı konusu. )
Continue reading