İnadına mutlu diyeti

Geçen gün yazdıklarımdan sonra çok güzel şeyler oldu. İnsanlardan güzel şeyler duydum. O zaman inat etmenin iyi bir yöntem olduğuna karar verdim. Ally McBeal diye bir dizi vardı, hatırlıyor musunuz? İzler miydiniz? Oradaki favori karakterim John Cage’di. Cage’in bir gülümseme terapisi vardı. Aşırı stresli durumlarda (mesela bir kavganın ortasında) yüzünden iğrenç bir sırıtış beliriyordu. Siz de ister istemez gülümsemeye başlıyordunuz izlerken. Teori şuydu: Olumsuz bir durum karşısında gülümsersen, beyne farklı bir sinyal gönderiyordun ve beyin olumsuzu bertaraf ediyordu. İstanbul trafiğinde bisikletle giderken bu yöntemi denemeye başladıktan sonra, çok daha keyif aldığımı hatırlıyorum. Şimdi burada da sanal olarak bunu yaptığımı varsayın. Bundan sonra böyle. Ülkede kötü şeyler mi oluyor? Cincüce Bobin Hizmetleri sırıtacak.

John Cage’in Barry White dansı da bir seçenek tabii.

Geçenlerde blogtaki eski yazıları karıştırırken yaşamımdan renkleri yazdığım yazıya denk geldim. Okurken unuttuğum bir sürü şeyi hatırlattı yazı bana. Mutlu hissettirdi. Sırıtma terapimin bir parçası olarak ara ara bu tip listeler yazmaya karar verdim. Aradan zaman geçtiğinde, yine dönüp bakar ve güzel şeyleri hatırlarım böylece.

Mesela geçtiğimiz hafta beni neler mutlu etti bir bakalım: Continue reading

Selluka maceram başlıyor

Bundan aylar önce bahçeye gündüz sefası ekmiştik. Normal ekim vaktini de biraz geçirerek ekmiştik tohumları. Nasreddin Hoca misali, “Ya tutarsa…” diyerek… Tuttular da. Hızla büyüdüler ve sonbaharda güzel çiçeklerini bizimle paylaştılar. Bir sabah Yıldıray da Bir Dolap Kitap’ın Facebook sayfasında bu güzelliği paylaştı.

Fotoğrafın altına yorum bırakan bir takipçimiz “Bir de selluka olmalı o bahçede,” diyene kadar sellukanın ne olduğuna dair hiç bir fikrim olmadığı gibi, selluka adını da ilk kez duyuyordum. Hemen pek sevgili Google’a sordum sellukanın ne olduğunu. Daha görür görmez de aşık oldum. İşte selluka böyle bir çiçekmiş:

Continue reading