Orman 1 yaşında!

Bu bezelyeler tamı tamına bir yıllık oldu. Sabahtan beri öpüp duruyorum; bir senedir öpüp duruyorum; doyamıyorum. ❤️

Cincüce Bobin Hizmetleri (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Evimizin minik karabiberi, hepimizin “Micinik”i  Orman pazar günü şu hayattaki 365 günün devirdi. Hangi ara geçti bir yıl? Daha dün gibi hastaneye gidişimiz, gittiğimiz gibi de bebeğimizi karşılayışımız. Ama bir yıl geçti işte.

Mici artık resmen bebeklikten çıktı ve çocukluk çağına girdi. Çok yakında desteksiz yürümeye başlayacak. Ağzından küçük küçük kelimeler çıkmaya başladı bile. Gözü hep Guçi’nin üzerinde. O ne yaparsa pür dikkat izliyor. Guçi, Micinik için müthiş bir ilham kaynağı ve öğretmen. Orman bir şeyler yapmaya başladığında, bu biraz da abisi sayesinde olacak. Continue reading

Anne olmuştum, bir daha oldum.

moliolafkedi 1

Birkaç ay önce anne oldum ben. Tarifsiz bir duygu. İçinizden bir canlı çıkıyor. Aylarca bedeninizde büyüyen bir canlı geliyor dünyaya. Önce karnınızda büyüyor; sonra gözünüzün önünde gün be gün büyüyüp değişmeye, “olmaya” devam ediyor.

Guçi birkaç aydır hayatımda. Onu yavaş yavaş tanıyorum.

Oysa Moli ve Olaf Guçi’den önce de varlardı. Onlar zihnimden çıkmışlardı ama. Daha Bir Dolap Kitap diye bir şey yokken, bir gün Yıldıray’ın masasına gitmiştim bir nedenle. Orada onunla konuşurken, defterime çizivermiştim mini minnacık iki figür. Yanlarına da Moli ve Olaf diye yazmıştım. İsimlerinin neden böyle olduğunu soruyorlar hep. Bilmiyorum. O an, zihnim elime bu konutu vermişti de kalem Moli ve Olaf yazmıştı. Continue reading

Yavruladım ben!

guciBebenin dişleri çıkacak neredeyse ama ben yine de haber vereyim dedim.

Duyan duydu, bilen biliyor zaten.

Evimizde artık minik bir baykuşumuz var. Adı Guçi. Gündüzleri nadir de olsa uyumayı, geceleri ise alabildiğine açık gözlerle uyanık kalmayı seviyor.

Bugüne kadar güldüğünü pek görmedik. Memede uyuyakaldığında gülümsediği oluyor. Süt dolu havuzlarda yüzdüğünü görüyor olsa gerek.  Continue reading

İçimde neler oluyor?

İçimde neler olduğuna dair kimi teoriler üretiyorum. Örneğin:icimde neler oluyor

  • Bazı insanların ayaklarında topuk dikeni çıkar. Benimse göbeğimde topuk çıkıyor.
  • İçimdeki küçük insan şunlardan biri olabilir: Meksikalı, futbol fanatiği, hiphopçı, dansöz veya köçek. Karar veremiyorum.
  • Sanırım zaten obur olan bünyem, son zamanlarda daha da oburlaşınca,  farkında olmadan kaşık falan yuttum. İçerdeki de o kaçıkla sağ yanımda tünel kazmaya çalışıyor! Continue reading

Ela’ya kim kitap okuyacak?

Az önce Yıldıray’la dışarıdan geldik. Eve dönmeden önce Erenköy D&R’a uğradık. Canım eşim amaca yönelik davrandı; gitti, alacağı kitabı arayıp buldu ve müzik bölümüne bakacağını söyleyerek üst kata çıktı. Ben ne yaptım? Alt katta kaldım. Serseri mayın gibi bir o bölüme, bir bu bölüme daldım. Sonra gittim, çocuk kitaplarını karıştırıp yeni neler var diye şöyle bir baktım. Ben rafların önünde kafamı güvercin gibi bir sola, bir sağ eğe eğe kitaplara bakarken, arkamda bir anne ile kızı oturuyordu. Kızın adının Ela olduğunu öğrendim. Oraya ilk girdiğimde ikisine bakıp “Ne güzel, anne-kız kitapçıya gelmişler, birlikte kitaplara bakıyorlar,” diye düşünmüştüm. Ama az sonra yanıldığımı anladım. Kitaplara bakmak isteyen meğer sadece Ela’ymış. Anneyse sürekli “Gidelim artık,” anlamına gelen farlı farklı cümleler kurmakla meşguldü. Ne garip, değil mi? Genelde anne-babalar kitap almakta, çocuklarına kitap okutmakta ısrar eder; oradan hızla kaçmaya çalışanlar da çocuklar olur. Oysa bugün tanık olduğum durum bunun tam tersiydi. Üstelik Ela denen bu mini mini insan yavrusu 3, bilemedin 4 yaşındaydı. Devamı…

Çocuklu yaşama hazır mısınız?

Hani bir iş yaparken, aklınıza kel alaka başka bir konu gelir ya… Dün işte başıma böyle bir şey geldi. Ablamın bana vaktiyle gönderdiği bir e-postayı hatırladım.  Hani şu zincir şeklinde gönderilen, kaynağının kim olduğu belirsiz postalardandı. Kaynağı her kim ise, çok kutlu ve matrak bir şahısmış. Buradan (beni duysun, duymasın) sevgi ve saygılarımı iletiyorum kendisine. E-postayı okurken çok güldüğümü ve eğlendiğimi hatırlıyorum.

Dün bu posta aklıma gelince, posta kutumun derinliklerini eşeleyip karıştırdım ve mesajı silmediğimi görüp çok sevindim. “Çocuklu yaşama hazırlanmaya ne dersiniz?” başlıklı e-postayı aynen aktarıyorum. İyi eğlenceler… Continue reading

Hala oluyorum!!!

Ailemize yepyeni biri, hiç tanımadığımız, mini mini bir birey katılıyor! yaşasın! Bu haberi ilk duyduğumda o kadar, o kadar, o kadar sevindim ki. Hayattaki tek yeğenim Deniz artık koskoca adam oldu. Ee, kuzen çocukları desen, onlarda aşağı yukarı Deniz kadarlar. Uzun lafın kısası, ailede bebek görmeyeli çok oldu. Tanıdıkların, arkadaşların bebeklerini, çocuklarını saymıyorum. Bu öyle tuhaf bir his ki… Ortaya yepyeni bir tip gelecek ve hem abimin, hem Seda’nın özelliklerini aynı anda taşıyor olacak. Bunun hissi bambaşka… Continue reading