Yorgunum, mutluyum, yorgunum

Son ayların özeti tam olarak bu. İşim başımdan aşkın sevgili blog. Ama inan aklım hep sende.

Daha önce kaç kere yazmaya niyetlendim. Ne zaman başlasam bir şey oldu. Sağolsun ülke gündemimiz b.k gibi. Çamura batmış durumdayız. Sokak ortasında çocuklar vuruluyor, ölüyor. Abidik kubidik olayların yaşandığı saçma sapan bir seçim yapılıyor. İnsanın mutlulukla bir şeyler yazası gelmiyor. İşin aslı yazacak çok şey var da, oturup yazmaya kalksam başım kesin derde girer. Çünkü içeriği aşağı yukarı şöyle olur: *&ff%z@#j! Kaptan Haddock’un “Bin milyar kere bin lombar! Ostrogot,! Ektoplazma!” gibi bilimum küfürü bunlara yetmez; naif kalır. Haydi oldu olacak bir kez daha içimi döküp okkalı bir tane savurayım ve konuyu şimdilik kapayayım: %ßæ@#*f!?*!%z@#j!!!

Gelelim havadislere.

Çok çalışıyoruz. Aşırı çalışıyoruz. ama değişiyor. Çok eski bir hayalimizi gerçekleştirdik. Çocukluğumuzdaki çocuk dergilerinin, en çok da Milliyet Çocuk’un bir benzerinin, daha da güzelinin gerçekleşmesi için uğraştık ve ortaya Dünyalı Dergi çıktı. Harika bir ekiple çalışıyoruz. İlk iki sayı bitti bile. Üçüncü sayı sırada. Her sayı yeni bir heyecan. Okuyunuz efen’im.

Ev dandini durumda. İşe güce daldık, ortalığı iyice saldık. Benim çalışma odam desen blogcuğum, ayrı bir dert. Ben diyeyim Ümraniye çöplüğü, sen de en kralından çöp ev. Diyorum ya saldık iyice diye, bilgisayar masamda hasbelkadar biraz boşluk var. sağım solum kitap yığını. Resim vs. yaptığım masa yığma durumda. Bir hevesle giriştiğim resim yapayım, isteyen olursa satayım projemi askıya almak zorunda kaldım. Sanmayın ki bıraktım. Yeni düzen kurunca tüm hızımla girişcem tekrar hobilerime.

Ama gelelim en bomba havadise. Nı-nı-nı-nıııın! Continue reading

Değişim

Geçen gün Hıdrellez’de dilemeyi düşünüp de kağıda yazmayı unuttuğum bir şey vardı. Yeniden düzenli yoga yapmak, çigong yapmak… Kağıda yoga hocamın ve çigong eğitmenimin birer resmini yapmayı düşünmüştüm. 🙂 Yok, kardiş, ben evde yapamıyorum bu işleri. Çünkü sabah istediğim saatte uyanamıyorum. Öyle arada bir yapmakla işe yaramıyor bu işler. Düzenli yapacaksın. Akşamları yapmak iyi geliyordu ama akşam da bilgisayara yapıştığım için (ya da seramik atölyesinden çamur kıvamında geldiğim için) yorgunluktan motive olamıyordum. Bir de bisiklet yoganın önüne geçtiğinden beridir, yogayla bir güzel uzatıp, esnettiğim kaslarım bisiklet yüzünden toparlanıp şişiyor.

Yetmezmiş gibi TRT’deki son bir yılda canıma okuyan, berbat-stresli-negatif-(buraya olumsuz başka ne varsa onu koyun) iş yüzünden bedenimin iyice kasılmış olması tuz biber oldu. Kısacası uzun zamandır Quasimodo gibi biri olmuştum.
Continue reading

Geri dönüyorum usul usul…

Aman aman, ne çok olmuş yazmayalı! Neredeyse bir ay! Yazmak çok geldi içimde de, parmacıklarım klavyeye gitmedi bir türlü. Kötü, karanlık şeyler yazıp burayı da kirletmeyeyim istedim belki. Hani depresyona girince kendini yemeğe veren ya da yemeden içmeden kesilen tipler vardır ya, onlar gibiyim. İçim daralınca ya çok yazarım, yazar yazar boşalırım; ya da inadım inat, tek satır yazmam. Ben yazma kotamı işyerinde dolduruyorum sanırım. Orada tüketilip giden metinler yazıyorum; asıl yazılacaklara zaman kalmıyor. Zaman kalıyor aslında kalmasına da Banu’da akşam eve gidince yazacak enerji kalmıyor. Bunun üzerine ben ne yaptım? Çok düşündüm, çok taşındım, kendimi yedim bitirdim vee…istifa ettim!
Continue reading

Amerika’ya bir-ki…

Hazırlıklar çok uzun zamandır sürüyordu. Ablamlar evlerindeki eşyaları aylardır eksiltiyorlar, eksiltiyorlar. Sonunda dün her şey 2,5 bavula sığdı. Yarın gidiyorlar. Taa okyanus ötesine, Yeni Dünya denen Amerikanya diyarına… Ablamın muhteşem bir öyküsü var. O muhteşem öykü, bu gidişi hak ediyor. Yolun sonunda güzel ve sürprizli bir yaşam var. Onun adına çok mutluyum. Peki ya Deniz? Yetişkinliğe adım atarken yepyeni bir maceraya atılıyor annesinin yanında.

Hâlâ birbirilerini yiye yiye didişiyorlar. Dün geceki bavul yerleştirme faslının diyaloglarını aktarabilmeyi isterdim. “Onu alma…o çok fazla gelir….o ağırlık yapıyor…eee ama sen de şunu bunu aldın… ben alırım…tüm odamı burada özetledim…kaykay tekerleklerimi bırakmam!…saçmalama…laf sokma…kapa çeneni…

Ama gidiyorlar diye yaşadığım bu hüzün niye?

Evde tam bir şenlik havası hakim. Cicoş bizde. Ablamların kimi eşyaları bizde. Bavula daha girmemiş ıvır zıvır ortada. Annem her akşam ayrı bir özel yemek yapıyor. Yarın sabah da veda faslı…

Rastgele Jijim, rastgele Minik Kuş!