Bana her gün bayram

Benim bayramım da bu. 🚲

Cincüce Bobin Hizmetleri (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Upuzun bir bayram tatiliydi; geldi, geçti. Hoş, bana bayram ne, tatil ne? Çoğu kişi evde çalışan inanlara “Oh ne güzel, istediğin gibi takılıyorsun,” diyorlar. Kazın ayağı öyle değil şekerim. Dışarıya çalışmaya gitmek bence daha kolay. Hiç değilse saatlerin belli. Evden ne zaman çıktığın, eve ne zaman döneceğin belli. İş yerinden ayrılma saatin yaklaşırken biliyorsun ki az sonra çıkıp gideceksin, tamamladığın işlerini geride bırakacaksın. Tamamlanacak işler de sen geri gelene kadar kuzu kuzu bekleyecek. Dışarı çıktın mıydı kafan rahat.

Hoş, benim son çalıştığım “dışarıdaki” işte işte, yolda, evde, hatta gece bile çalışmam bekleniyordu. Hatta tatile gittiğimde tatile gittiğim için param kesiliyordu. Yaa, ne işler var di mi? Stresi, her gün her gün maruz kaldığın dedikoduları arkadan konuşmalar, hırslar, çekememezlikler de cabası. Sonunda eyvallah deyip ayrılmıştım. Yoksa kurdeşen falan dökecektim. Continue reading

Dönüm noktası

Bugün umuyorum ki son kez, son bir işlem için hastaneye gidiyorum.

Bugünden sonra, alacağımız sonuçlar, raporlar vs. bizim için bir dönüm noktası olacak.

Hastane maceramın bugünden sonra noktalanmasını diliyorum.

Ve o dönüm noktası her ne ise, güzel bir yöne doğru gitmesini diliyorum. Hem umut hep vardır öyle değil mi? Bazen umutsuzluğa kapılsam bile, sonradan fark ediyorum ki, o minicik umut kırıntısı bir köşeye saklanmış bekliyor. Eninde sonunda işe yarayacağını bilerek bana güven veriyor.

Bizim için güzel şeyler dileyin, olur mu?

Yeni yıldan ne beklemeli?

Sevgili Günlük,

Bugün 2009’un son günü. Aslında yeni yıl dileklerimi 1 Ocak’ta, yeni yılın en taze gününde yapmayı planlıyordum; ama bir baktım ki daha şimdiden yazmaya başlamışım. Nedense bu web günlüğü bende bağımlılık yapmaya başladı. Yazı yazmayı hep sevdim; hatta çok şükür ki bunu iş olarak yapıyorum. Ama mini mini blogum kalbimde ayrı ve özel bir yer edindi galiba. Nedeni yazılarımı paylaşıyor olmam olabilir mi acaba?

Çevremdeki çoğu kişi “2009 bir an önce geçsin, bitsin, zaten hiç sevmemiştik,” diyor.  Ne yalan söyleyeyim, ben sevdim bu 2009’u… Çok yoğun ama bir o kadar keyifli bir çalışma dönemi geçirdim. Yaratılıcılığımı olabildiğince kullandım. İki ayrı öykü fikrim 2009’da doğdu. Gerçi şu aralar bu konuda yan gelip yatmaktayım ama olsun; 2010’da büyüyüp çocuk olacaklarını biliyorum. Çok keyif alarak çevirdiğim bir kitap yayımlandı. Kendimi bir anda senaryo yazarken buldum. Sonra bir baktım ki blog yazmaya başlamışım. Önce bisiklet günlüğümüz, sonra da burası. Yaşasın yazı çizi! Continue reading