Dut macerasına devam

Cincüce duttan bildiriyor sayın okurlar, dutseverler.

Ağacı bir de üstten ve içeriden fethedeyim dedim!

Sahildeki dut arsızlığımız tam gaz sürüyor.

Neredeyse gün aşırı ziyaret ettiğimiz, altında dostları ağırladığımız, adeta buluşma yerine çevirdiğimiz ve resmen kendi dutumuz bellediğimiz dutlarımız meyve vermeyi sürdürüyor.
Continue reading

Dut yemiş bülbüle dönmek

Bunun gibi birkaç avuç düşünün!

Of amanın amanın o ne duttu öyle! Dün, dinen yağmuru fırsat bilip, akşamüstü kendimizi sokağa attık. Ver elini sahil…

Kısa bir tur atıp dönecektik. Sonra bir baktık ki kendimizi bizim dutların orada bulmuşuz.

Daha birkaç hafta önce sahildeki dut dostumuzun önceki yıllara göre daha meyveli olduğunu söylemiştim ya hani… İşte o vakitten bu yana bizim dut ağacı güneşle işbirliği yapmış, dutlarını büyütüp ballandırmış. Uzanabildiğimiz kısımlardakiler henüz tam olgunlaşmasa da birkaç tane tadına bakabildik.

Ama asıl bomba bizim küçümen karaduttu. Yanındaki heybetli dut ağacına nispet yapar gibi, bizimki bir dutlanmış, bir dulanmış ki sormayın. Ellerimiz kararana kadar yedik, yedik, yedik…
Continue reading

Mutlu olmak için birkaç neden

Fotoğraf: Emenel

Akşam üstü çıktık, yürüdük. Onca işi gücü bıraktık. Bazen her şeyi öylece bırakmak lazım. Koşturmacanın içinde, hani şu ünlü “Yuvarlanıp gidiyoruz!” tabirinin tam da kastettiği yaşamın içinde kaçırıyoruz güzellikleri. Soluklanmayı unutuyoruz. İnsan nefessiz yaşayabilir mi?

Sahile indik. Muhteşem bir günbatımına karşı yürüdük. Bir sürü bisikletli gördük bugün. Bir sürü bebek gördük. Bir tanesi belki de ilk adımlarını atıyordu çimenlerde. Gençler deniz kıyısındaki sete dizilmiş, biralarını içiyorlardı. Bazısı çimenlerdeki, her zaman takıldıkları yerdeydi.
Continue reading