Evin kalbi mutfak…

Evin oturma mekanıyla başa baş yarış halinde olsa da, bana göre evin kalbi mutfaktır. Mutfak temel yaşam kaynağımız besinlerin mekanıdır. Mutfakta ocak tüttükçe, kazan kaynadıkça evdeki yaşam da sürer. Mutfak berekettir. Feng shui’ye göre ocak ailenin zenginliğini simgeler. Mutfağın üzerimizde zenginlik ve bereketin dışında başka etkileri de vardır. Mutfak ne kadar sağlıklıysa (havadar, temiz vs.) yaşam kalitemiz de bundan aynı oranda etkilenir. Bu basit bir formüldür: (Tüten ocak=pişen yemek) = (Besin=Sağlık) ya da başka bir deyişle “sağlam kafa (ve sağlam ruh) sağlam vücutta bulunur” ve bunun için de evde etkin bir mutfak gereklidir.

Ölü mutfak

Şu an oturduğumuz evi, açık konuşmak gerekirse, bir anlık gafletle kiraladık. Çok güzel ve büyük, üstelik oda gibi kullanılabilen bir balkonu vardı ve salon 60’ların mimari stilinin güzel bir örneğiydi. Mutfak ve banyosu ise karanlıktı. Mutfağın karanlık, nispeten havasız, eski ve kullanışsız olduğunu bile ile tuttuk evimizi. Zamanla mutfağa karşı içimizde bir küskünlük gelişti. Ben de, Yıldıray da, annem de yemeği ve yemek yapmayı seven insanlarız; ama üçümüz de mutfakta olabildiğince az zaman geçirmeye, mutfak işlerinden olabildiğince kaçınmaya başladık. Mutfağın işlevsizliği giderek daha da kendini ortaya koydu. Bu küskünlük öyle bir dereceye vardı ki, evi çok sevmemize rağmen, aklımızdan taşınma fikrini geçirmeye başladık.

Bunu duyan ev sahibemiz, gitmeyelim diye, mutfağı yenilemeyi kabul etti. Bugün büyük gün! Bugün evde hummalı bir çalışma var. Yeni ve daha işlevsel bir mutfağa kavuşmamıza az kaldı. Mutfakta pratik çözümler meselesine ilerleyen günlerde değineceğim. Ama şimdi, bu yenilenmeyi fırsat bilerek neler yaptığımızı kısaca özetleyeyim:

Salona yığılan mutfak eşyaları

Bir kere bütün mutfak eşyalarını eski dolapların çekmeceleriyle salona taşıdık. Bazılarını masalara ya da kutulara yığdık. Tıpkı daha önce giysi dolabında olduğu gibi, bırakın sadeliği, ortalık bitpazarı gibi oldu. Tam bir karmaşa! Kullanmadığımız pek çok şeyi ayıklama fırsatı bulduk. Fazla kavanozlar, tek kalmış bardaklar, çatlamış fincanlar, eski bir nihale, bozulmuş bardak altlıkları…vs. Daha neler, neler… Ambalaj çöpümüz doldu taştı. Muhtemelen, yeni mutfak monte dilip, bu bitpazarı yeniden dolaplara yerleşirken, bir elemeden daha geçecekler. Onu da o zaman anlatmak üzere, şimdilik kısa bir tadilat/tamirat molası… Moladan sonra görüşürüz.

Giysi dolabınızı sadeleştirmek için birkaç öneri

Giysilerinizi renklerine göre dizebilirsiniz.

Bugün pazartesi… Haftaya pırıl pırıl başladığımı hissediyorum. Nedeni, hafta sonunu iyi ve amaca yönelik geçirmiş olmam. Bu hafta sonu, çoğunuzun çoktan yaptığı, bazılarınızın hiç uğraşmadığı, benimse epeydir ertelediğim bir şeyi yaptım: Dolabımı düzenledim.

Siz de benim gibi erteleme derdinden yakınanlardansanız, yazın ilk ayı bitmeden, dolabınıza bir el atın. Hafiflediğinizi göreceksiniz.

Dolap nasıl derlenip toplanır?

  • Dolabınızda açıkta duran kışlık giysileri yatağınızın üzerine yayın. Karşınıza şöyle bir yığın çıkacak: Kazaklar, süveterler, kalın penyeler, kışın da giymeye devam ettiğiniz yazlık tişörtler, gömlekler, pantolon ve etekler, eşofmanlar, çoraplar… İlk elemeyi temizler ve kirliler olarak yapabilirsiniz.
  • Tüm giysileriniz temizlendiğinde, önünüzdeki yığına bakarak şunu düşünün: Bu giysilerin hangilerini bu kış giydiniz? Seçtiklerinizi kaldırılmak üzere bir kenara ayırın. Bu kış giymediklerinizle ilgiliyse şu soruyu sormalısınız: “Bu giysilerden hangilerini geçen kış da giymemiştim?” Geçen kış da giymediklerinizi bir kenara ayırın. Bu kış giymedikleriniz içinden de tercihler yapabilirsiniz. Kullanmadığınız eşyalar ile ilgili soru sormak, onlardan ayrılmanızı kolaylaştırabilir. Bu yolla dolabınızı hafifletebilirsiniz. (Bu eşya olmadan yaşayabilir miyim? Bu eşyaya ihtiyacım var mı? Bu eşyayla başkasını mutlu edebilir miyim?…vs.)
  • Kaldırılacak giysileri türlerine göre ayırın; düzgün biçimde katlayın. Sonra dolabınızın kışlıklar için ayrılmış bir bölümü varsa oraya yerleştirin. Hurç veya saklama kutuları çok işe yarar. Her kutunun üzerine, içinde ne olduğunu yazan küçük bir etiket iliştirirseniz, belli bir şeyi ararken zorluk çekmezsiniz. Ayrıca hurç vb. malzemeler giysilerin tozlanmasını önler.
  • Kuru temizlemeye gidecek giysileri ayırın. Askıda saklamak istediklerinizi, yine toz önleyici giysi kılıflarıyla koruyabilirsiniz.
  • Dolabınızda fazlalıkların olmadığından emin olun!

    Çok fazla çorap, eşarp, şal vs. aksesuarınız varsa, onları da kendi aralarında eleyebilirsiniz. Sonra ufak boy hurçlara ya da saklama kutularına yerleştirip hepsinin bir arada durmasını sağlayabilirsiniz.

  • Giymediğiniz ve kenara ayırdığınız giysilere gelince… Bunlarla ilgili yapılabilecek birkaç şey var. Çocuğunuz, kardeşiniz, kuzeniniz ya da bir arkadaşınız, örneğin şu çiçekli gömleğinizi ya da kadife ceketinizi seviyor olabilir. Ona / onlara uygun olabilecek giysileri sunabilirsiniz. (Ben çocukken aile içinde çok kapsamlı bir giysi geri dönüşümü olurdu; oldukça da ekonomik bir yöntemdi.)
  • Yakınınızdaki kişilerden sonra, sıra ihtiyacı olan başka kimselerde… Çeşitli yardım kuruluşları aracılığıyla, ihtiyacı olanlara giysilerinizi iletebilirsiniz. Tabi temiz ve kullanılabilir olmaları koşuluyla…
  • Dolabınızdan çıkan bazı eşyalar, hiç giyilemeyecek kadar eski olabilir. Kimi durumlarda, bunları ihtiyacı olanlara vermek bile ayıp kaçabilir. Eğer ev içi geri dönüşümü konusunda becerikliyseniz, bu giyim eşyalarının kumaşlarını farklı amaçlar için dönüştürebilirsiniz. (Örneğin yırtık bir kottan ilginç bir çanta yapmak gibi…)
  • Kışlıklardan kurtuldunuz. Onların yerini alacak yazlık giysileriniz için de, dolabı yerleştirmeden önce bir eleme yapabilirsiniz.

Ben bu hafta sonunda dolabımı sadeleştirdim. Bir büyük boy çöp torbasını dolduracak kadar çok giysi ayırdım. Çantalar, atkılar, kazaklar… Şimdi yeni sahiplerine ulaştırılmayı bekliyorlar. O torbayla birlikte hafifliyorum. Fazlalıklardan kurtulmanın ne demek olduğunu unutmuştum. Temizlik, hafiflemek, rahatlamak… Şimdi sıra kütüphanemin hafifletilmesinde…

Bu arada, sizin dolap düzenlemesiyle ilgili pratik önerileriniz var mı?