Eee hani ben şubatı kutlayacağudum?

artik yilŞubat’ın nesini kutlayacağudun diye soracak olursanız, 29’unu elbette!

Ben yıllardır der dururum, 31 Aralık yanlış bir tarih diye. Bence asıl kutlanması gereken gün 29 Şubat. onun olmadığı günlerde de 28 Şubat’la idare ederiz. Ama ille de Şubat’ın 29’u. Yılbaşı Aralık’tan Şubat’a çekilmeli, yılın son günü 29’u (o yoksa 28’i) olmalı.

Bir kere kışın son günü işte. Kışın bitişini, baharın gelişini de kutlamış olmaz mıyız? Bir taşla birkaç kuş.

Sonra öyle ha deyince bulmuyorsun 29 Şubat’ı. Dört yıl beklemen gerek. Değerli, nadir bulunan bir gün. Kutlanmayı hak ediyor.  Continue reading

Kartopu

Kar yağdı diye çocuklar gibi şendim.
Geçen cuma akşamı üç beş yağdı diye nasıl sevindim; sonra ertesi güne hepsi eridi diye nasıl üzüldüm.
Sonra bir daha yağdı diye nasıl sevindim; sonra haydi tutsun diye nasıl heveslendim.
Pazartesi gecesi arkideşlerle sahile gittik, üçe üç takım kurup mini kartopu savaşı yaptık. Kar yapışmıyor, dağılıyor diye kara çamur attık.
Sonra salı gecesi bir yağdı, bir yağdı. İstanbul’un her yerinde zaten almış başını gitmişti. Lakin bizim küresel ısınmadan muzdarip Erenköy sokaklarında bu kadar tutmasını beklemiyordum. Aferin.
Biz de gece yarısını bekledik ve:
Continue reading

Şarkılardan fal tuttum

This Day in Music” diye bir site varmış. Tıklayınız, bakınız. Birthday #1 diye bir bölümü var. Giriyorsunuz doğum gününüzü, doğduğunuz gün müzik listelerinde bir numara olan şarkı çıkıyor karşınıza. Benim kısmetime şahane bir şarkı (“Rise”) çıktı. Böylece Herb Alpert adını da öğrenmiş oldum. İşte şarkım:
Continue reading

Zaman akar, akar, akar…

O kadar çok yazı yazıyorum ki, günlüğüme yazamıyorum. Bahane olabilir mi? Olamaz. Ama durumum aynen bu.

Çünkü sabah işe gidiyorum. Orada bütün gün YAZIYORUM. Sonra eve geliyorum. Kendi yazmak istediğim onlarca yazıyı, düşünceyi, fikri YAZAMIYORUM. Continue reading

Çocukları sevmek için 10 neden

Ablam bir link yollamış. Bloglar için konu önerileri veriyormuş. Niyetçiden niyet çekmek gibi. Tıklıyorsunuz, bir cümlelik bir öneri geliyor. Eğlenceli. Laf olsun diye tıkladım ve daha ilk seferde “8 reasons to love children / Çocukları sevmek için 8 neden” diye bir cümle çıktı. Şansa bak!
Madem bahtıma bu çıktı, üzerine düşüneyim dedim ve çocukları sevmek için sekizden çok daha fazla neden buldum. İşte içlerinden seçtiğim 10 tanesi:

Continue reading

Yaşasın kar yağıyor!

Nasıl özlemişim karın yağışını izlemeyi… Sabah uyanınca ilk yaptığım salona koşup panjurları açmak oldu. Kar yağıyordu! Rüyamda uyanınca ortalığı bembeyaz bulduğumu görmüştüm. Ama sabah yerleri ıslak görünce biraz bozuldum tabii. Ama olsun, kar yağıyordu ya…

Sonra yağdı, yağdı… Yerler ve hatta yol bile beyazlaşmaya başladı. Yıldıray’laçocuk gibi şeniz. Hemen gece yarısı olsun istiyoruz. Kar daha da biriksin, ortalık iyice pufidik olsun da şöyle güzel bir yürüyüşe çıkalım.

Ev sıcacık. Öğleden sonra sıcak kakao yapıp içtik. Tam da turta havasıydı aslında. Akşam planımız belli: Benim defalarca seyrettiğim, Yıldıray’ınsa hiç izlemediği “Kuş Kafesi”ni izlemek. Yanında da cin mısırı! Keyif diye ben buna derim.

Çocuklu yaşama hazır mısınız?

Hani bir iş yaparken, aklınıza kel alaka başka bir konu gelir ya… Dün işte başıma böyle bir şey geldi. Ablamın bana vaktiyle gönderdiği bir e-postayı hatırladım.  Hani şu zincir şeklinde gönderilen, kaynağının kim olduğu belirsiz postalardandı. Kaynağı her kim ise, çok kutlu ve matrak bir şahısmış. Buradan (beni duysun, duymasın) sevgi ve saygılarımı iletiyorum kendisine. E-postayı okurken çok güldüğümü ve eğlendiğimi hatırlıyorum.

Dün bu posta aklıma gelince, posta kutumun derinliklerini eşeleyip karıştırdım ve mesajı silmediğimi görüp çok sevindim. “Çocuklu yaşama hazırlanmaya ne dersiniz?” başlıklı e-postayı aynen aktarıyorum. İyi eğlenceler… Continue reading

Acaba Nasıl?

Bu aralara elimin altında duran bir kitap var. Ne zamandır söz edeyim diye düşünüp hep atlatıyordum. Sonunda bugün “Otur da yaz şunu artık,” dedim. NTV Yayınları’ndan çıkan kitabın adı “Acaba Nasıl – Bilmeniz Gereken 500 Şey”. Alt başlığıysa “Gündelik ve Sıradışı Durumlar İçin Tarifler.”

Bir defasında tam kitapçıdan çıkmak üzereyken görmüştük Yıldıray’labu kitabı. İlk dikkatimizi çeken şey kapak tasarımı olmuştu. İçinin de eğlenceli olduğu belliydi; ama naylonla kapatıldığı için, içine göz atma şansımız olmamıştı. SonraYıldıray doğum günümde “Acaba Nasıl” ile çıkageldi. Devamı…