2010 bilançosu, 2011 kararları

Dilek dilemeyeceğim bu sefer. Zaten hep dilek diliyorum, hayal kuruyorum. Şimdi sıra kararlarda, kararları uygulamada. 2011, benim için, daha önce alınmış kararları uygulama yılı olacak. Buraya not düşeyim ki, sonradan unutmayayım, değil mi ama?

Önce bir geçmiş yıl bilançosu...

Continue reading

Geri döndüm, merhaba!

Sevgili günlüğüm, minik blogum, seni ne özledim bir bilsen. Burnumda tüttün desem yeridir.

O kadar çok şey oldu ki, hangi birini yazayım.

  • Başa döneyim. İlk başta sana küsmüştüm. Neden, niye diye sorma. Sana da değil de işte… Ben biraz saçmalamıştım, geçti. Bahar depresyonu diyelim. Bir gün (çok da yoğun geçen bir gündü) yanlış zamanda yanlış şeyler demenin ağırlığı çöktü üstüme. Boş ve patavatsızca konuşmamın ağırlığını çektim. Sonra bunu hazmettim, düşündüm, taşındım, tekrar rayıma oturdum. Continue reading

Her şey çok güzel olacak!

Bugün eskiden birlikte çalıştığım iş arkadaşlarımdan biri aradı. Hayat tekrarlardan ibaretmiş. Yeni bir kültür-sanat programı yapılacakmış. Akıllarına hemen ben gelmişim. Ne durumdaymışım?

Nasıl olacak? İşsizim. Bedbahtım ve her tür teklife açığım. Adımı hemen listeye eklediler. Çocuk programlarından sonra yine kültür-sanat akıllara zarar olabilir; ama uzun zaman birlikte çalıştığım insanlarla yeniden bir araya gelmek kan tazeleyecek. Şu halime bak, günlük, sanki ismim onaylanmış da işe başlamışım gibi konuşuyorum. Olsun, bir şeyi kırk kere söylersen olurmuş felsefesinden yanayım. Devamı…

Yeni havadislerim var

Sevgili Günlük,

Seni çok ihmal ettiğimi biliyorum. 2010’a girdik gireli neredeyse yüzüne bakmaz oldum. Kendimi serseri mayın gibi hissettiğimden midir acaba?

***

Aldığım senaryo işinde fena bir koşuşturmacanın içine girdim. Rahat rahat yapacakken nasıl sıkıştım anlatamam. Meğer seslendirmeyi yapacak kişi askerdeymiş. Tüm senaryoların seslendirmesini izne geldiğinde yapacakmış haberi gelince paçalarım nasıl tutuştu, nasıl tutuştu… Sonunda geçtiğimiz Pazar günü son senaryoyu da yolladım, bitti. Ama ben de bittim. Continue reading

Seçenekler üzerine beyin fırtınası

Durduk yere niye bu beyin fırtınası? Aslında durduk yere değil. Beynim hep fırtınalıdır; sürekli yeni fikirler üzerine çalışırım. Marifet bu fikirleri gerçekleştirebilmekte.

Şimdi niye yapıyorum? Ee malum; her an işsiz kalabilirim. (Aslında kaldım da, yeni olasılıklar olabilir.) Yani risk almamak adına, olur da işsiz kalırsam diye bir fırtına estireyim beynimde dedim. Böylece bakarsanız, bugüne dek fikir olarak kalmış kimi şeyler de somut hale gelir. Belki sevdiğim işlerden üç beş kuruş gelir elde etmeye başlarım. Continue reading