Sadeleştikçe hafiflemek…

Henüz işin başı... Ortalık daha dağılmamış.

Bizim için bayram seyran çok da fark etmez. Bize her gün bayram… Ama bu uzun tatili fırsat bilip, ne zamandır “Yapsak mı, yapmasak mı?” diye yetmiş kere düşünüp, sürekli ertelediğimiz, erteledikçe sırtımıza kambur gibi binmeye başlayan bir yükün altına girdik: Kütüphane tasfiyesi!

Bizim en büyük yükümüz kitaplarımızdır. Bunca yıl, pek çok taşınma gören bu kitaplar nakliyecilerden de hatırı sayılır miktarda küfür yemiştir. Üstelik azalacağı yerde artar bu meretler. En son evlendiğimizde iki kütüphanenin birleşmesi bahanesiyle epey bir şey atmıştık Yıldıray’la. Taşınıp yerleşirken biraz daha gitti. Ama geçen zamanda yine arttılar.
Continue reading

Ne kadarına ihtiyacımız var?

Geçenlerde dolabımı temizleyip hafiflettiğimi anlatmıştım. Bu temizlik sırasında, kışın yaşadığım bir şey aklıma geldi. Malum, küresel ısınma yüzünden artık doğru dürüst kış geçirmez olduk. O yüzden geçtiğimiz kış kar yağınca çok heyecanlandım. Yıldıray’la hemen dışarı çıkıp, uzun, sakin bir kar yürüyüşü yapmaya karar verdik.

ABD'de yürütülen The Gaia Movement ile eski giysilerin geri dönüşümünü sağlamak ve karbon salınımını azaltmak hedefleniyor.

Dolaba gidip kışlık malzemelerin durduğu hurcu çıkarttım. Bir sürü şapka, atkı, eldiven… Sonra kendimi şu soruyu sorarken yakaladım: “Hangi eldivenimi taksam?” Soruyu sorduğum anda içsel bir yumruk yemiş gibi oldum.

Bu ne saçma bir soruydu! Ne kadar şımarıkçaydı. Hurcun içinden bana bakan onca atkı ve şapkaya bakarken, bir tek eldiveni bile olmayanları düşündüm.  Halbuki ben sırf şunun rengini beğendiğim, bunun hediye edilmiş olması, öbürünün en eski atkım olması vb. nedenlere bu eşyaları yıllardır tuttuğumu ve çoğunu kullanmadığımı fark ettim.

İnternette okuduğum bir yazıda eski giysilerimize neden bu kadar bağlı olduğumuza dair altı neden sıralanmış.

* Söz konusu giysinize, gelecekte bir gün bir biçimde ihtiyaç duyacağınıza inanmak.

* Bunun bir armağan olması…

* Manevi değerinin olması…

* Giysi konusunda açgözlü olmak.

* Giyecek giysinizin kalmamasından korkmak…

* Giysileriniz üzerinize olmuyordur, ama yeni görünüyorlardır. (Yazının orijinalini okumak için tıklayın.)

Giysi dolabınızı açıp bakın. İçindekilerin ne kadarına ihtiyacınız var? Kullandığınız ve çok işinize yarayan giysileri söylemiyorum. Ama diğerlerinin ne kadarına ihtiyacınız var? Farklı farklı tonlarda bir sürü turuncu tişört, değişik modellerde çeşit çeşit beyaz gömlek, onlarca çorap, değişik değişik kotlar… Hepsini gerçekten giyiyor musunuz? Bunların bir kısmınızı eleseniz, hayatınız bundan ne kadar etkilenir?

Kendinize bu soruları sorun. İnanın, yanıtı çok basit. Peki hayatta sarılıp tutunduğumuz ve vazgeçemediğimiz başka neler var? Paylaşırsanız sevinirim.

Giysi dolabınızı sadeleştirmek için birkaç öneri

Giysilerinizi renklerine göre dizebilirsiniz.

Bugün pazartesi… Haftaya pırıl pırıl başladığımı hissediyorum. Nedeni, hafta sonunu iyi ve amaca yönelik geçirmiş olmam. Bu hafta sonu, çoğunuzun çoktan yaptığı, bazılarınızın hiç uğraşmadığı, benimse epeydir ertelediğim bir şeyi yaptım: Dolabımı düzenledim.

Siz de benim gibi erteleme derdinden yakınanlardansanız, yazın ilk ayı bitmeden, dolabınıza bir el atın. Hafiflediğinizi göreceksiniz.

Dolap nasıl derlenip toplanır?

  • Dolabınızda açıkta duran kışlık giysileri yatağınızın üzerine yayın. Karşınıza şöyle bir yığın çıkacak: Kazaklar, süveterler, kalın penyeler, kışın da giymeye devam ettiğiniz yazlık tişörtler, gömlekler, pantolon ve etekler, eşofmanlar, çoraplar… İlk elemeyi temizler ve kirliler olarak yapabilirsiniz.
  • Tüm giysileriniz temizlendiğinde, önünüzdeki yığına bakarak şunu düşünün: Bu giysilerin hangilerini bu kış giydiniz? Seçtiklerinizi kaldırılmak üzere bir kenara ayırın. Bu kış giymediklerinizle ilgiliyse şu soruyu sormalısınız: “Bu giysilerden hangilerini geçen kış da giymemiştim?” Geçen kış da giymediklerinizi bir kenara ayırın. Bu kış giymedikleriniz içinden de tercihler yapabilirsiniz. Kullanmadığınız eşyalar ile ilgili soru sormak, onlardan ayrılmanızı kolaylaştırabilir. Bu yolla dolabınızı hafifletebilirsiniz. (Bu eşya olmadan yaşayabilir miyim? Bu eşyaya ihtiyacım var mı? Bu eşyayla başkasını mutlu edebilir miyim?…vs.)
  • Kaldırılacak giysileri türlerine göre ayırın; düzgün biçimde katlayın. Sonra dolabınızın kışlıklar için ayrılmış bir bölümü varsa oraya yerleştirin. Hurç veya saklama kutuları çok işe yarar. Her kutunun üzerine, içinde ne olduğunu yazan küçük bir etiket iliştirirseniz, belli bir şeyi ararken zorluk çekmezsiniz. Ayrıca hurç vb. malzemeler giysilerin tozlanmasını önler.
  • Kuru temizlemeye gidecek giysileri ayırın. Askıda saklamak istediklerinizi, yine toz önleyici giysi kılıflarıyla koruyabilirsiniz.
  • Dolabınızda fazlalıkların olmadığından emin olun!

    Çok fazla çorap, eşarp, şal vs. aksesuarınız varsa, onları da kendi aralarında eleyebilirsiniz. Sonra ufak boy hurçlara ya da saklama kutularına yerleştirip hepsinin bir arada durmasını sağlayabilirsiniz.

  • Giymediğiniz ve kenara ayırdığınız giysilere gelince… Bunlarla ilgili yapılabilecek birkaç şey var. Çocuğunuz, kardeşiniz, kuzeniniz ya da bir arkadaşınız, örneğin şu çiçekli gömleğinizi ya da kadife ceketinizi seviyor olabilir. Ona / onlara uygun olabilecek giysileri sunabilirsiniz. (Ben çocukken aile içinde çok kapsamlı bir giysi geri dönüşümü olurdu; oldukça da ekonomik bir yöntemdi.)
  • Yakınınızdaki kişilerden sonra, sıra ihtiyacı olan başka kimselerde… Çeşitli yardım kuruluşları aracılığıyla, ihtiyacı olanlara giysilerinizi iletebilirsiniz. Tabi temiz ve kullanılabilir olmaları koşuluyla…
  • Dolabınızdan çıkan bazı eşyalar, hiç giyilemeyecek kadar eski olabilir. Kimi durumlarda, bunları ihtiyacı olanlara vermek bile ayıp kaçabilir. Eğer ev içi geri dönüşümü konusunda becerikliyseniz, bu giyim eşyalarının kumaşlarını farklı amaçlar için dönüştürebilirsiniz. (Örneğin yırtık bir kottan ilginç bir çanta yapmak gibi…)
  • Kışlıklardan kurtuldunuz. Onların yerini alacak yazlık giysileriniz için de, dolabı yerleştirmeden önce bir eleme yapabilirsiniz.

Ben bu hafta sonunda dolabımı sadeleştirdim. Bir büyük boy çöp torbasını dolduracak kadar çok giysi ayırdım. Çantalar, atkılar, kazaklar… Şimdi yeni sahiplerine ulaştırılmayı bekliyorlar. O torbayla birlikte hafifliyorum. Fazlalıklardan kurtulmanın ne demek olduğunu unutmuştum. Temizlik, hafiflemek, rahatlamak… Şimdi sıra kütüphanemin hafifletilmesinde…

Bu arada, sizin dolap düzenlemesiyle ilgili pratik önerileriniz var mı?