Kutu kutu pense

Kutu kutu pense,

Elmamı yerse

Arkadaşım Miiiğg-ros,

Bana koli verse…

Evet, gündemimiz bu. Yıldıray eve heyecanla geldiyse, anlıyorum ki Migros’tan çikita muz kolisi bulmuş.Hatta bugün plastik kasa alıp gelmiş! Ben de o sırada evdeki kolileri doldurmakla meşgul oluyorum. (İtiraf etmeliyim ki ara sıra evdeki iki yavru Gremlinimi de kolilere tıkmak, ağızlarına koli bandı takmak istediğim anlar oluyor!) Muhallebicinin kolilerini birkaç kere doldurup boşalttığımız için oraya da uğruyoruz ara sıra. Kolinin dayanıklısı makbul. Küçük koli mi almalı, büyük mü bulmalı? Böyle küçük hesapların peşindeyiz. Ya, işte böyle sevgili günlük… Bunlar bizim küçük mutluluklarımız.

kutu kutu pense 1

Yıldıray’ın temsili

Hâlâ taşınamadık. Ama arkadaşlarımız sağ olsunlar, bize arabalarını ödünç veren iki aile sayesinde epey git gel yaptık evler arasında. Kitaplarımızın neredeyse hepsi gitti. Böylece kitapları stratejik noktalara yerleştirdik evde. Yoksa o işi nakliyecilere bırakırsak ağır küfür yeriz. (Bundan önceki tüm taşınmalarda eşek ölüsü gibi koli taşıyan nakliyecilerin ahı tutuyor ki, biz böyle birkaç yılda bir taşınıyoruz.)

Kitapların bir kısmını satışa çıkardığımı söylemiştim. Okullara ve kütüphanelere gidecek çocuk kitaplarını kolilemeye başladım. Evde kalan son kitaplar ise atölyeye gidecek grupta… (Atölye cephesinde de işler fena değil. Tuvaletin yapılması ve pencere doğramalarının boyanması kaldı. Şubat içinde taşınırım.)

kutu kutu pense 2

Benim temsilim

Konmari usulü giysi ayıklama işi bitti. Annemin eşyalarını toparlamaya başladım. Çocukların oyuncaklarına bile ucundan giriştim. (Arada çaktırmadan atıyorum bir şeyler.) Ev eşyasından ayıklamacalara başladım. Yeni evin mutfak dolaplarını boyadım (son bir kat daha atılacak.) Evdeki geridönüştürülebilir malzemelerin listesini çıkardım ve yeni evde nasıl işlevlendirebileceğimizi planladık. Yeni evde adeta bir Martha Stewart, efendime söyliyim ye nevi Derya Baykal olacağım. Ha bire bir şeyleri boyayıp, kaplayıp, yeni işlev verme derdindeyim. Sürekli yeni bir şey ortaya çıkarıp Yıldıray’a “Bunu napıcam biliyo musun?” diyorum. O da alıştı artık; “Boyayacak mısın?” diye biliveriyor hemen.

Kutu Trolleri - Taşındıktan sonra bizim çocukların temsili

Kutu Trolleri – Taşındıktan sonra bizim çocukların temsili

Şimdi bir de palet peşindeyiz. Bize birkaç tane palet lazım. Şu ahşap yük paletlerinden. Neden diye sormayın. Bir bulalım da…

Taşınmaları severim. Ama hayatımda ilk kez bu taşınma bende heyecan yaratıyor. Sanırım her şey bakış açısından bitiyor.

Evdeki zararlı maddelerin geri dönüşümü

tasarruflu ampulGeçen sene evdeki elektronik atıkları geri dönüşüme verdiğimizi söylemiştim. Diğer belediyelerin de böyle bir hizmeti var mı bilmiyorum ama Kadıköy’de yaşayanlara Kadıköy Belediyesi’nin Elektronik Atık Merkezi ile iletişime geçmelerini öneririm. Çok hızlı yanıt alıyorsunuz. İşlerini iyi yapıyorlar.

O zamandan beridir tasarruflu ampulleri de verebileceğimiz bir yer arıyordum. İzmit’te bir firmaya ulaştım; ama evden gelip almıyorlarmış. TeknoSa’ya danışın demişlerdi. TeknoSa ise böyle bir hizmetlerinin olmadığını söyledi. Bir yerde İkea’da böyle bir atık ampul kutusu olduğunu okumuştum; ama onun da peşine düşemedim açıkçası. Sırf bunun için onca ampulle İkea’ya gitmeyi gözüm yemedi zaten. Sonunda bütün yollar yine Kadıköy Belediyesi’ne çıktı. Belediyenin Çevre Koruma ve Kontrol Müdürlüğü‘ne hafta sonu e-posta yolladım; pazartesi sabahı geri aradılar hemen. Ayrıca e-posta da yollayıp Elektronik Atık Merkezi‘ne yönlendirdiler. Bugün de oradan gelip aldılar ampulleri. Oh, hafifledik valla.

Yeri gelmişken, bu tasarruflu ampuller hakkında iki çift laf edeyim. Continue reading

Olduğun yerde dur!

Yer cücesi elma yanak sahilde

Taşınsak mı, taşınıyoruz, taşınmayalım mı?” derken, sonunda “Otur oturduğun yerde!” diyerek noktayı koyduk. O saatten sonra da totomuzu kaldırıp da bir işin ucundan tutamadık, o da ayrı.

Öncelikle yer cücesi, elma yanaklı Elif geldi bir hafta bizde kaldı. Bizde bir işin ucundan tutacak hal kalmadı. Arada Yıldıray’ın bir iş yetiştirmesi gerekti; şimdi başka bir son teslim tarihi gelen işi yetiştirme derdine düştük.  Sonra başka başka meseleler devreye girdi. İşte tam da bu yüzden artık gün harekete geçme günüdür! Continue reading

Sadeleştikçe hafiflemek…

Henüz işin başı... Ortalık daha dağılmamış.

Bizim için bayram seyran çok da fark etmez. Bize her gün bayram… Ama bu uzun tatili fırsat bilip, ne zamandır “Yapsak mı, yapmasak mı?” diye yetmiş kere düşünüp, sürekli ertelediğimiz, erteledikçe sırtımıza kambur gibi binmeye başlayan bir yükün altına girdik: Kütüphane tasfiyesi!

Bizim en büyük yükümüz kitaplarımızdır. Bunca yıl, pek çok taşınma gören bu kitaplar nakliyecilerden de hatırı sayılır miktarda küfür yemiştir. Üstelik azalacağı yerde artar bu meretler. En son evlendiğimizde iki kütüphanenin birleşmesi bahanesiyle epey bir şey atmıştık Yıldıray’la. Taşınıp yerleşirken biraz daha gitti. Ama geçen zamanda yine arttılar.
Continue reading