Mutluluk başucu lambasıyla yatakta kitap okuyabilmekmiş.

İnadına mutlu olmaya devam ediyorum. Üstelik çok güzel bahanelerim de var.

  • Önceki hafta kar yağdı. Birkaç saat sürdü; ama yetti. İzlemesi ayrı, koklaması ayrı güzeldi. Guçi’nin mutluluğu ise en güzeliydi.

Eneeeemmm! Tutuyo mu ne?! ❄️⛄️❄️

Cincuce (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kar temizleme aracı oldu şimdi de.

Cincuce (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

  • 2016 yılını Guçicim için öpücük yılı ilan ediyorum. Eskiden “Öpücük ver,” deyince yanağını dayardı. 2016 yılında nasıl olduysa o minicik dudaklarını büzüp yanaklarımıza kondurmaya ve bunu yaparken “muh!” diye dünyanın en güzel sesini çıkarmaya başladı. Bir de ille iki yanağımızdan öpüyor. Gidip kardeşini falan öpüyor, bir yandan da “Lokum” diye seviyor kardeşini. Ayyyyh!!! Continue reading

Hayaller Central Park, gerçekler Urla

Kar! İnanılır gibi değil ama Urla’da bugün 2-2,5 saat boyunca kesintisiz kar yağdı.

Var mı, yok mu belli değil.

Var mı, yok mu belli değil.

Biz İstanbul’dayken alabildiğine küresel ısınmış bir şehirdeydik. “Ah, ah nerede o eski karlı İstanbul?” diye hayıflanırdık. Annemin 1954’de Boğaz’ın dev buz parçalarıyla nasıl dolduğunu anlatması masal gibiydi. En son 2012’nin ilk günlerinde gece sokağa çıkıp arkadaşlarla kar topu oynadığımızı hatırlıyorum. Sonra 2013’ün başlarında, Tayga’ya hamileliğimin son zamanlarında da birazcık yağdıydı da, Yıldıray’ın koluna tutuna tutuna bizim sokakta bir tur atmıştım badi badi. Atış o atış…

Sonra Urla’ya taşındık. Anacım, biz taşındık, arkamızdan Balkanlar üzerinden gelen şu meşhur soğuk hava tabakası İstanbul’a musallat oldu. İki kıştır İstanbul’daki eş dostun fotoğraflarına baka baka helak oluyoruz. Biz burada karsızlıktan dövünürken, soğuk konusunda sıkıntı çekmedik ama. Geçen yıl su borularımız donup patlamıştı.İstanbul’da başımıza gelmiş şey değil. Madem boru patlatacak kadar soğuk, hakkını ver, bari azıcık da kar yağ, di mi ama? Yok, yok… Continue reading

İnadına mutlu diyeti

Geçen gün yazdıklarımdan sonra çok güzel şeyler oldu. İnsanlardan güzel şeyler duydum. O zaman inat etmenin iyi bir yöntem olduğuna karar verdim. Ally McBeal diye bir dizi vardı, hatırlıyor musunuz? İzler miydiniz? Oradaki favori karakterim John Cage’di. Cage’in bir gülümseme terapisi vardı. Aşırı stresli durumlarda (mesela bir kavganın ortasında) yüzünden iğrenç bir sırıtış beliriyordu. Siz de ister istemez gülümsemeye başlıyordunuz izlerken. Teori şuydu: Olumsuz bir durum karşısında gülümsersen, beyne farklı bir sinyal gönderiyordun ve beyin olumsuzu bertaraf ediyordu. İstanbul trafiğinde bisikletle giderken bu yöntemi denemeye başladıktan sonra, çok daha keyif aldığımı hatırlıyorum. Şimdi burada da sanal olarak bunu yaptığımı varsayın. Bundan sonra böyle. Ülkede kötü şeyler mi oluyor? Cincüce Bobin Hizmetleri sırıtacak.

John Cage’in Barry White dansı da bir seçenek tabii.

Geçenlerde blogtaki eski yazıları karıştırırken yaşamımdan renkleri yazdığım yazıya denk geldim. Okurken unuttuğum bir sürü şeyi hatırlattı yazı bana. Mutlu hissettirdi. Sırıtma terapimin bir parçası olarak ara ara bu tip listeler yazmaya karar verdim. Aradan zaman geçtiğinde, yine dönüp bakar ve güzel şeyleri hatırlarım böylece.

Mesela geçtiğimiz hafta beni neler mutlu etti bir bakalım: Continue reading

Bebek bakım kitapları ne dedi? Ne olduk?

Külliyen palavraymış ayol. Gebeşken harıl harıl okuyup “hazırlanıyordum”. Yok kardeş, hepsi palavraymış. Neymiş efendim, Tracy Hogg bebeklere fısıldayan kadınmış. Gelsin de bizim evde fısıldasın. Valla bırak fısıltıyı, can hıraş feryat etse yine de olmaz.

Rutin mi? Hadi canım! Ben söyleyeyim bizim evdeki rutini: Continue reading

Yavruladım ben!

guciBebenin dişleri çıkacak neredeyse ama ben yine de haber vereyim dedim.

Duyan duydu, bilen biliyor zaten.

Evimizde artık minik bir baykuşumuz var. Adı Guçi. Gündüzleri nadir de olsa uyumayı, geceleri ise alabildiğine açık gözlerle uyanık kalmayı seviyor.

Bugüne kadar güldüğünü pek görmedik. Memede uyuyakaldığında gülümsediği oluyor. Süt dolu havuzlarda yüzdüğünü görüyor olsa gerek.  Continue reading