Yaşlandım galiba

Ya sevgili günlük, bak ne güzel işler yapıyordum. Kâğıtlar kesiyordum, polimer killerimi çıkarmıştım, çalışmalara başlamıştım. Nereden çıktı bu bilek ağrısı?

İşin aslı bir süredir sürünüyorum ben. Hamlamıştım, emzirirken, Guçi’yi kucakta sallarken sırtım yamulmuştu zaten. Fizik tedavici birkaç egzersiz vermişti; onlar işe yaramazsa fizik tedavi düşünülecekti. Sonra daha sırtı toparlayamadan en büyük darbeyi Micinik hayatımıza girmeye karar verdiğinde aldım. Tam bisikletin bakımını yaptırıp ilk ısınma turlarını atmıştım ki hamile olduğumu öğrendim. Bizim buralar çok yokuşlu olduğu ve ben de uzun zamandır bisiklete binmediğim için hamileyken bisiklet tepesine gezinme riskini göze alamadım. Böylece sırtı, bacakları, eklemleri açmaya fırsat bulamadan aylar geçti. Sonra bu sefer Mici’yi emzir, salla, uyut faslında sırtım feci. Bayağı ağrı çekiyorum. Hamilelikte başlayan diz ağrısı (hep bisikletsizlikten bak) son bir iki aydır çok zorluyor. Yıllar önce geçirdiğim bisiklet kazasında çarpıştım o dizi. Sanırım ondan beri iflah olmadı. Zayıf bulduğu yerden de haince saldırdı. Önceki hafta bahçede çok zorladım ve birkaç gün yürüyemedim. Sonra Loise Hay’in “Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri” kitabını aldım elime, diz için gerekli olumlamaları yaptım, geçti. Valla bak!  Continue reading

Çocuk felcini bitirmeye şu kadar kaldı!

sukadarkaldiBen çocuk felci diye bir hastalık artık yok sanıyordum. Az önceye kadar. Meğer bitmemiş. Hâlâ görülebilen bir hastalıkmış çocuk felci.

Az önce posta kutumu temizlerken Yeşilist‘ten gelen bir e-postaya denk geldim. Uluslararası Rotary Vakfı, çocuk felcini dünya üzerinden silmek için bir kampanya yürütüyormuş. Yeşilist de bu kampanyaya destek vermek için bir adım atmış. Sitede yazdıklarına göre,

  • Çocuk felci vakaları 1980’lerin sonundan bu yana oldukça azalmış ama tamamen bitmemiş.

  • Önlem alınmazsa önümüzdeki 40 yıl içinde 5 yaşın altındaki 10 milyon çocuk bu yüzden sakat kalabilirmiş.

  • Afganistan, Pakistan ve Nijerya’da bu hastalık henüz önlenebilmiş değilmiş.

sukadar-cincuceKampanyaya destek vermek de çok kolay: Yeşilist’in açtığı “Şu Kadar” sayfasına gidip “Çocuk felcini bitirmemize ‘şu kadar’ kaldı,” simgesi yapmak ve o simgeyi yaparkenki fotoğrafınızı siteye yüklemek.

Yollanan her simge (yüklenen her fotoğraf) için bir adet çocuk felci aşısı bağışlanıyormuş.

Siz de desteğinizi eksik etmeyin. Sadece “şu kadarcık” kaldı.

Sesim Bahamalar’a tatile gitti.

Hani “Yağmurda bisiklete binmek çok güzel!” diye gak guk konuşuyordum ya. İşte onun bazı yan etkileri varmış meğer. On gündür sürünüyorum resmen. Dün de sesim “Bak uyarmadı deme, gidiyorum, haberin olsun!” dedi. Bu sabah bir baktım bavullarını toplayıp sıcak memleketlere tatile gitmiş. En son Bahamalar’daymış diye duydum.
Continue reading

Dünyanın tersine döndüğü doğruymuş.

Gerçekten de bir anda tersine dönebiliyormuş dünya. Benimki döndü. Hem de arka arkaya iki defa. Bir kere ters dönüp, sonra yeniden ters döndüğündeyse eski haline gelmiyormuş. Mantık da ters işliyor bu noktada.

Önce çok güzel bir haber aldım. Aldık. Yıldıray’la yeni bir yaşam filizlendirdiğimizi öğrendik. Emin olmak için bekledik. Daha emin olmak için testlerden geçtik. Baktık ki bu güzel bir şey, hafta sonu aile fertlerine, dostlara söylemeye karar verdik. Birkaç keyifli gün ani bir kanamayla sona erdi. Kanam ertesinde kendimi ameliyat masasında buldum. Yaşam filizlenmeden çekti gitti yanımızdan. Çok canım yanıyor. Sadece fiziksel olanı kastetmiyorum. Ruh yarası asıl acıtan. İkimizin de canı yandı, yanıyor. Sevgilimin benden istediği tek şey bu acıyı tüketmem. Konuşamadım, yazamadım, ağlayamadım. Şimdi ara ara pörtlüyor bir yerlerden bir şeyler. Pörtledikçe canımı yakıyor. Sonunda kabuk bağlayacak umarım. Her yara eninde sonunda kapanır. Ama izi kalır, o ayrı.
Continue reading

İfrit oluyorum No: 18

Devlet sağlık kurumlarının “internetten randevu verme” hizmetine İFRİT OLUYORUM!

İnternet hizmeti adı altında insanlara “kolaylık, çağdaşlıki zamanda kazanma vs.” diye yutturulan şeyin bir simülasyon oluşuna İFRİT OLUYORUM!

İnternetten alınan muayene randevuları için sonra bir tur daha kuyruk beklenmesine İFRİT OLUYORUM!

Onca kördüğüm olmuş kuyrukta bile uyanıklık yapmaya çalışanlara İFRİT OLUYORUM! Continue reading

Sağlık reformu mu? O da ne?

Gözlerimle ilgili bir problemden ötürü, son günlerde iki sağlık kurumunu ziyaret etme şansı(!) buldum.

Bizim eve çok yakın olduğu için Erenköy Semt Polikliniği’ne gideyim dedim. Telefon ettim, internetten randevu alarak gelebileceğimi söylediler. Tamam. Sitelerine girdim ve hangi bölümden saat kaçta randevu istediğimi yazdım. 8.36’ya randevu verildi.

Zaten bu gibi yerler 8 veya 8.30 gibi açılır ya. Ben de sekizi çeyrek geçe gittim. Baktım kapıda bir kuyruk. İnsalar numara alıp, sıra bekliyorlar. Benim numaram “2”. Danışmaya randevum olduğunu, nereye başvurmam gerektiğini sordum. “Randevulular soldaki bilgisayarda sıra bekliyor,” dedi kadın. Continue reading

Tatsız tuzsuz bir yaz

Hiç tadım tuzum yok.

Aklımdan yazacak binlerce, milyonlarca sözcük geçiyor.

Sözcükler düşüncelerin hızına yetişemiyor.

Elim kalem tutmuyor. İçim yazmak istemiyor.

Bu aralar tek yapabildiğim kitap okumak ve resim yapmak. Bir de ara ara yemek denemeleri yapmak. Akla gelen fikirler dertop edilip beynin kimi kıvrımları arasına itiliyor o kadar. Zaten sıcaklar fazladan bir şey yapmaya izin vermiyor.
Continue reading

Neden hastalanırız?

Sevgili Günlük,

Üst solunum yollarım çıldırmış durumda. Dışarıda gece boyu kesintisiz bir yağmur sürerken, benim de burnumdan, ayıptır söylemesi, kesintisiz sümükler akmakta. Ciğerlerimin içinde bir yankı hissi. Frankensteinvari hırıltılar, borusal bir ses. Sanırım EŞEK GRİBİ oldum. İki gecedir soluyamamaktan uyku tutmadı. Bugün oturup düşündüm de, şu an çalıştığım işe git gel yaptığımdan beridir bu ikinci hastalık. Biri de başta olmuştu. Ee geçen kış turp gibiydim? Ondan öncekinde de… Ne oluyoruz? Sonra aklıma bir düşünce musallat oldu? Ruhsal durumum yüzünden nezle, grip vs. olmuş olabilir miydim? Olabilirdim.

- Kedinin hapşırması yağmur yağacağının göstergesiymiş. -Hapşi. -Harika!

Peki Louise Hay’i bilir misiniz?
Continue reading