Kendine ait bir oda (ya da atölye)

Bir rüyadayım sanki. Benim artık bir atölyem var. Bana ait bir mekanım var! Ben bunu hayal etmemiş miydim? Hayaldi gerçek oldu.

Geçen haftadan beri artık atölyemdeyim. Hâlâ her şey yarım, hâlâ bir sürü aksaklık var, hâlâ onlarca eksik var. Ama kim takar? İçerideyim ya artık, bundan sonra kervan yolda düzülecek.
Planım atölyeye girer girmez günlüğüme not düşmekti. Ama ben aklı beş karış havadaki aşık ergenler gibi, karnımda kelebekler uçuşa uçuşa oturdum orada ilk birkaç gün. Bloga giremeyecek kadar şaşkındım, düşünün halimi.

Mart ayının sonunda iş başvurumu yaptım. Nisan ayı başladığında Cincüce Bobin Hizmetleri artık resmen “bir yerdi.” Hafta başında eşyaları nihyet atölyeye taşıyabildik. Böylece evimiz de rahat bir nefes aldı (ev hâlâ derlenip toparlanamadı gerçi, bu da ayrı bir kanayan yara). İlk gün eşyaları koyup bir oh çektim. Ne yapacağımı bilemez halde sağa baktım, sola baktım. Fakat nasıl bir hafifleme oldu anlatamam. Kuş gibi hissettim kendimi. Ertesi sabah vergi dairesinden bir memur aradı ve dükkanı ziyarete edeceklerini söyledi. Geldiler de. Çok da uzun bir iş değilmiş. Gelip baktılar, ne yapacağımı sordular. Memurlardan biri resim yapıyormuş; seramik de ilgisini çekti. Seramikle ilgili konuştuk biraz. Bana “E-yoklama kâğıdı” denilen bir belge verdiler. Bu belgeyi muhasebecinize götürünce o vergi dairesine gidip takibini yapıyor ve vergi levhanız çıkıyor. Benim gibi bu konulara yeni biriyseniz alın size Cincüce’den tüyolar. İşin bu kısmı kolay. Asıl zorluk bundan sonra başlayacak.

İşte o gün ya da ertesi gün, tam zamanını hatırlamıyorum, masama oturup etrafıma baktım. Olur muydu, olmaz mıydı, olduydu, ha bitti, ha bitecek derken işte buradaydım. Atölyemde… BENİM atölyemde! Virginia Woolf’u düşündüm. İşte burası da benim “kendime ait oda”mda.

Yazacak, anlatacak çok şey var da şu an çok dar bir vakitte yazıyorum. Çok yorgunum, çok uykuluyum. Fakat bundan sonra blogumu daha el üstünde tutmak istiyorum. Atölyeyi toparlayınca, buranın da elinizi yüzünü düzeltip tozunu almak istiyorum. Atölye müjdesini de böylece vermiş olayım.

İşte böyle sevgili günlük. Dur, bekle biraz, azıcık daha sabır. Dha ne güzel şeyler olacak. Haydi iyi geceler.