Kitaplarımız hâlâ satışta

Uzun zaman önce, artık okumadığımız eski kitaplarımızın bir kısmını satışa çıkardığımızı duyurmuştum.

O zamandan bu yana pek çok kitap, yeni sahiplerine gitti. Ara ara tek tük satın alan oluyor. Ancak bizim sabrımız kalmadı. Salonun bir kenarına istiflediğimiz kitaplar sırtımızda kambur gibi ağırlaştıkça ağırlaşıyor. Bir sahaf çağırıp yok pahasına da vermek istemiyoruz; çünkü daha önce benzer durumlar yaşadık. Gelip burun kıvırıp, “Bu satılmaz ki,” deyip iki kuruş para veren (hatta bazen vermeyen) sahaf kişisi, sonra gidip aynı kitabı onlarca katı edere satıyor. Yazık.

Biz de sahafı aradan çıkarıp doğrudan ilgilisi olan okura gitsin istedik. Fakat artık satışa bir son tarih belirledik. O tarihe kadar alan aldı. Yoksa yine her şartta sahafların kapısını çalmak zorunda kalacağız.

Eve bebek geliyor, bizi hafifletin anacığım.

*GÜNCELLEME* Kitaplar elden çıkarılmıştır.

Olduğun yerde dur!

Yer cücesi elma yanak sahilde

Taşınsak mı, taşınıyoruz, taşınmayalım mı?” derken, sonunda “Otur oturduğun yerde!” diyerek noktayı koyduk. O saatten sonra da totomuzu kaldırıp da bir işin ucundan tutamadık, o da ayrı.

Öncelikle yer cücesi, elma yanaklı Elif geldi bir hafta bizde kaldı. Bizde bir işin ucundan tutacak hal kalmadı. Arada Yıldıray’ın bir iş yetiştirmesi gerekti; şimdi başka bir son teslim tarihi gelen işi yetiştirme derdine düştük.  Sonra başka başka meseleler devreye girdi. İşte tam da bu yüzden artık gün harekete geçme günüdür! Continue reading

Kitaplarımın bir kısmını elden çıkarıyorum.

Bin yıldır yapmaya niyetlenip üşendiğim, ertelediğim ve artık bana iyice yük olan kitaplarımızın bir kısmını elden çıkarma vakti geldi. Sadeleşme zamanı!

Kütüphanelerimiz yetmiyor. Bir de ablamın giderken bana bıraktığı kitaplarla ev artık dolup taştı. Ama yeni kitaplar aldıkça, artık bir kısmını uzun zamandır elimize almadıklarımız, bir daha okumayı düşünmediğimiz) satışa çıkarmaya karar verdik.

Gelecek parayı da bir kenara biriktirip kendime resim, seramik vs. malzemesi almak için değerlendirmeyi düşünüyorum.

*GÜNCELLEME* Kitaplar elden çıkarılmıştır.

 

Hâlâ buradayım, merak etmeyin.

Yakın çevremdekiler, arkadaşlarım beni dürtüp duruyor: “Neden yazmıyorsun? Niye ifrit olmuyorsun?

Neden yazamadığımı ben de bilmiyorum. Belki de yazmayı istediğim çok şey olduğundandır. Kafamın içi o kadar dolu ki, bazen ya balon gibi şişip havalanacağımı ya da o şişmiş balonun GÜÜM!! diye patlayacağını sanıyorum.
Neyse ki hâlâ buradayım, bir yere gittiğim falan yok.

Günlüğüme sanırım hiç bu kadar ara vermemiştim. Neredeyse bir buçuk ay olmuş. Geçen zamanda çok şey oldu.
Continue reading

Sadeleştikçe hafiflemek…

Henüz işin başı... Ortalık daha dağılmamış.

Bizim için bayram seyran çok da fark etmez. Bize her gün bayram… Ama bu uzun tatili fırsat bilip, ne zamandır “Yapsak mı, yapmasak mı?” diye yetmiş kere düşünüp, sürekli ertelediğimiz, erteledikçe sırtımıza kambur gibi binmeye başlayan bir yükün altına girdik: Kütüphane tasfiyesi!

Bizim en büyük yükümüz kitaplarımızdır. Bunca yıl, pek çok taşınma gören bu kitaplar nakliyecilerden de hatırı sayılır miktarda küfür yemiştir. Üstelik azalacağı yerde artar bu meretler. En son evlendiğimizde iki kütüphanenin birleşmesi bahanesiyle epey bir şey atmıştık Yıldıray’la. Taşınıp yerleşirken biraz daha gitti. Ama geçen zamanda yine arttılar.
Continue reading

Paylaşmak…

Evinizdeki eşyaların üstünüze üstünüze geldiği olur mu? Ya da eşyaların ağırlığı altında ezildiğiniz? Bizim evde gereğinden fazla eşya var. Zamanla birikmiş, isteğimiz dışında gelip evimize yerleşmiş, kullanılmayan, yer tutan, toz tutan… Bazı eşyalar da atılmaya kıyılamayan, bir gün birinin işine yarar diye tutulan…

Bu hafta sonu, işe yarayacağı günü bekleyen kimi eşyalarımızı yeni sahibine teslim ettik. Birkaç koltuk, bir masa, bir hurç dolusu yatak yorgan malzemesi, kimi kitaplar…

Hem evimiz hafifledi, hem biz. En güzeli, bu eşyalar şimdi işe yaradıkları bir evdeler. Sizin evinizde de böyle eşyalar olabilir. Seçeneklerinizi düşünün:

  • Bunları verebileceğiniz bir tanıdığınız…
  • Yeni bir eve çıkan, eşyaya ihtiyacı olan bir öğrenci…
  • İhtiyacı olan, ekonomik gücü yetersiz insanlar…
  • Sizin ulaşamayacağınız kişilere ulaşan yardım kuruluşları…vs. (LÖSEV, ÇYDD, Orada Bir Okul Var , TSD , Mor Çatı)
  • Bit pazarı