Renklerin Dansı

Renklerin dansi 2Geçtiğimiz iki haftalık iş maratonumun son ürünüyle karşınızdayım. (Siparişi zamanında yetiştirmekten daha zor olan bir şey varsa o da yaptığım işleri fotoğraflayıp, belgeleyip arşivlemek, bir de bunları bloga koyabilmekmiş! Vay arkadaş!)

“Renklerin Dansı” olarak adlandırdığım minyatür akordeon kitabı Ali için yaptım. Ayşe Hanım, tıpkı Eda için olduğu gibi oğlunun da ilgi alanlarını bana sayarak işimi oldukça kolaylaştırmıştı:

  • Renklerle oynamak
  • Futbol
  • Bilgisayar oyunları

Futbolu Ali Sokak’ta kısmen kullansam da minyatür kitap için ne yapacağıma bir türlü karar veremedim. Ali’nin zihninde gezinmek istedim ve aklım dönüp dolaşıp hep renklere gitti.  Continue reading

Minik sürpriz paketlerim

imageBugün, sanırım şimdiye kadar yolladığım en minik paketleri yolladım. Çok uzun ama ÇOOOK uzun zaman önce yapmaya niyetlendiğim bir işti bu. Bir sürpriz. Bunları yaptığım kişi bunları yaptığımı bilmediği için ne içindekilerden söz edebilirim, ne de fotoğraflarını paylaşabilirim.
image

Continue reading

Konuşan Dedikodulu Evler

Geçenlerde aklıma yeni (yine!) bir fikir geldi. Dedikodulu Evler’i üç boyutlu olarak kurgulamaya kalksam nasıl olur diyerekten işe koyuldum. Önce fona yazılı kırpık kağıtlardan bir fon hazırladım. Kâğıtlardaki sözcüklerin evlerdeki sözler olduğunu hayal ettim. Sonra üç sıra ev yaptım. Bunları kademeli olarak yükselterek yerleştirdim; tiyatro sahnesi gibi olsun istedim.

Fonu hazırlamak ve evleri çiziktirmek uzun bir süreye yayıldı. Arada Orman iki üst diş çıkarttı; ben çıkarmış kadar oldum.

dedikodulu evler 008

Masamı dağıtmadan çalışmanın bir yolunu bulmama gerek!

Hafta sonu çılgın bir yağmur yağdı burada. Yakınlardaki çiftlik yolları falan hep sulara, sellere gömülmüş. Bizim sevgili çatı da yine aktı (Kalleş çatıcı; tamir ettim bi şey olmaz bi daha demişti!) Pazar günü de aynı şekilde geçince bana geldiler tabii. Zaten oldum olası pazar günlerini sevmem; bir de böyle kasvetli olunca iyice darladım. Kendimi nasıl eğlesem diye düşünürken, başlayıp bitmemiş işimi tamamlayayım dedim, oturdum masanın başına. Continue reading

Almayı değil yapmayı seviyorum

yildiz kitap_piyano 1Hayatta benim için en eziyet verici konulardan biri hediye seçmektir. Çok iyi tanıdığım insanlara (hani derler ya “Ben senin ciğerini okurum,” diye, hah işte tam da o ciğerini bile okuduğum insanlara) bile hediye almak benim için işkencedir. Anneme ya da sevgilime bile hediye seçene kadar dokuz doğururum, öyle düşünün.

Şanslıysam, kırk yılda bir aklıma ilginç bir fikir gelir. Ya da tam da o insan için biçilmiş kaftan olan bir şeye denk gelirim. Eğer öyleyse ne âlâ; ama değilse ve birine bir şey hediye etmem gerekiyorsa kıvrım kıvrım kıvranırım.

O yüzden ben “yapmayı” seviyorum. Belirli bir kişi için yapılan, sadece ona özel yapılmış bir hediye… Yaparken çok özeniyorum. Hediyenin tamamlanmış halini hayal edip mutlu oluyorum. Hediyeyi vereceğim kişinin nasıl tepki göstereceğini hayal edip daha da mutlu oluyorum. Sadece o kişiye özel ve biricik bir şey yapmak kadar tatmin edici bir şey yok. Continue reading

Fil kutuya girdi

Annem tam bir ayrıntı insanıdır. Eski bir dikiş öğretmeni olarak ayrıntılar konusunda son derece hassastır. Mağazadan alınmış desenli giysilerin ek yerlerinde desenlerinin birbirine denk gelmemesine çok takılır mesela. kendi diktiği işlerde, kumaş ne kadar karışık desenli olursa olsun, annem için fark etmez, o desenleri illa ki birbirine denk getirir. Annem birbirine girmiş yün çilelerini de sabırla çözebilir. İsterse Gordion düğümü olsun, en karmaşık düğümler, annemin parmaklarına dayanamaz. Diyeceğim o ki, annem el işi konusunda son derece titizdir.

Gelin görün ki şu origamiyle bir türlü yıldızı barışamadı gitti. “O katlamaları bir türlü anlayamıyorum,” diyor. “Aslında çok basit, her çizginin bir anlamı var. Çizgileri öğrenince nasıl yapacağını anlıyorsun,” diyorum. I-ıh! Birkaç kere denedik, olmadı. O kadar titizlenen annem, iş kâğıt katlamaya gelince bir sabırsızlandı, bir sinirlendi! Continue reading

Pigme kitap: Bahar Günlüğü

Bu aralar ellerim kaşınıyor yine. Kâğıtlarla oynamayı özlemişim. Bir kaç akordeon kitap siparişi vardı tamamlamam gereken, onlara başladım. Ama ne zamandır yine dikişli bir kitap yapasım da vardı. Akordeon kitapların çizimleri sürerken araya iş aldım ve bir yerlere taslağını yaptığım yeni bir Kedimiyo macerasını çizme işine giriştim.
O arada Pinterest’te akordeon kitaplarla ilgili bir şeyler aranırken Pinterest karşıma kendi yaptığım işi çıkardı!

Pinterest’te bişey ararken kendi işini görüp zevkten dört köşe olmak. Hihihi ☺️

Cincuce (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Sonra Kedimiyo’lu çizimler, sayfa planları tamamlandı. Boyayıp dikme işine girişecektim ki kalan kâğıt kırpıklarına baktım, kırpıklar bana baktı…. Continue reading

Cici bici origami elbiseler

origami elbise_05

Siyah-beyaz desenli gece elbisesi
Malzeme: Orijinal Japon origami kâğıdı, kurdele, boncuk düğme, dantel
15×15 cm’lik kâğıtla yapılmıştır.

Origami Günü şerefine yaptığım origami elbiselerden sonra  “Başka origami elbise var mı?” diye soranlara yanıtımdır.

Bunlar henüz çerçeveli değil. (Siyahlı olan hariç. O çoktan çerçevelenip yeni sahibine gitti bile.) Öylesine zaman darlığı çekiyorum ki, acil bir durum olmadıkça çerçeve ustama gitmekten kaçıyorum. Hem zaten izmir’de başka çerçeveci arayışına girmem lazım. Çerçeveler şimdilik bekleyebilir.

Continue reading

Dekoratif origami süsler

origami sus 06

Hızımı alamıyorum sayın seyirciler. Bu origami böye bir şey işte. Bir başladınız mı, kumar gibi, biraz daha yapmak istiyorsunuz, biraz daha, biraz daha… Başlayıp da yarım bıraktığım bir model olunca, gün içinde kafamın içinde bir ses “Haydi bırak işi gücü, git yarım kalan origamini bitir,” diye beynimi kemirip duruyor.

Evde Guçi ile birlikte biraz zorlanıyorum açıkçası. Eskiden masa başına geçer, saatlerce uğraşabilirdim. Şimdi Tayga izin verdiği sürece katlıyorum. Arada gelip küçük ellerini işin işine karıştırıyor. O noktada mola vermek zorunda kalıyorum. Onsan sonra da o ses başlıyor yine: “Haydi git yarım kalan origamini bitir!”

Aşağıdaki modüler origami süsler de işte böyle aralıklarda yapılıp tamamlandı. Fotoğrafları bile Guçi’yi öğle uykusuna yatırdıktan sonra, koşa koşa dışarı çıkıp çektim. Yağmur bastıracak diye de ödüm koptu. Kazasız atlattım çok şükür.

İki boyutlu çelenk hariç, diğerleri önceden bildiğim modellerdi; ama uzun zamandır yapmadığım için biraz ısınma turu gibi oldu. Bundan sonra biraz da denemediğim modellere geçmek istiyorum. Ama yapılanlar da evde birikiyor. Evin biraz boşalmaya ihtiyacı var. O nedenle bu süsleri benden alıp evi hafifletmeme yardımcı olabilirsiniz. 

Önümüz yılbaşı. Eğer evinizde ağaç süsleyenlerdenseniz, bu süsler gayet hoş durabilir. Ama sadece ağaçta değil, pencere ya da kapı kollarında, kapı eşiklerindeki kancalarda ya da duvarda da kullanabilirsiniz. Maksat bakınca görebileceğiniz, gördükçe sizi mutlu edecek bir yerde dursunlar.

Continue reading

Origami Günü şerefine

Bir süredir  tekrar origami yapmaya başladım. Şimdi bir baktım da blogda origamiyle ilgili pek bir şeye yer vermemişim. Genelde yaptıkça Instagram’a koyup paylaşıyordum yaptıklarımı. Kutular yapmıştım, geometrik şekiller ve origami yapan her kişinin yaptığı gibi turnalar… Tayga’nın “masal battaniyesi“ni dikerken kare kumaş parçalarından biriyle de dayanamayıp turna katlamıştımBu, Guçi’den önce yaptığım son paylaşım olmuş. Hatırlıyorum, ondan sonra, koca göbekle masada iki büklüm oturmak çok zor gelmeye başlamıştı. Sonra Guçi faktörü devreye girince biraz ara verdim. Çünkü kısa zaman aralıklarında kolayca katlayabileceğiniz gibi, bazı modeller dikkat ve konsantrasyon gerektiriyor. Bazen sakinleşmek için katlıyor insan ya da belli bir konuyu düşünebilmek için. Bir tür meditasyon gibi origami benim için. Özlemişim özetle…

Dolabımı karıştırdım, eski yaptıklarımı çıkardım ortaya. Bir sürü iş yapıp zulalamıştım. Unutmuştum neler yaptığımı;  gördükçe sevindim. Bazı katlamaları unutmuşum, tekrar edip hatırladım; yenilerini öğrendim. Bu arada yeni yeni ciciler sipariş ettim; gelince de çocuklar gibi sevindim.

Continue reading