Hayaller Central Park, gerçekler Urla

Kar! İnanılır gibi değil ama Urla’da bugün 2-2,5 saat boyunca kesintisiz kar yağdı.

Var mı, yok mu belli değil.

Var mı, yok mu belli değil.

Biz İstanbul’dayken alabildiğine küresel ısınmış bir şehirdeydik. “Ah, ah nerede o eski karlı İstanbul?” diye hayıflanırdık. Annemin 1954’de Boğaz’ın dev buz parçalarıyla nasıl dolduğunu anlatması masal gibiydi. En son 2012’nin ilk günlerinde gece sokağa çıkıp arkadaşlarla kar topu oynadığımızı hatırlıyorum. Sonra 2013’ün başlarında, Tayga’ya hamileliğimin son zamanlarında da birazcık yağdıydı da, Yıldıray’ın koluna tutuna tutuna bizim sokakta bir tur atmıştım badi badi. Atış o atış…

Sonra Urla’ya taşındık. Anacım, biz taşındık, arkamızdan Balkanlar üzerinden gelen şu meşhur soğuk hava tabakası İstanbul’a musallat oldu. İki kıştır İstanbul’daki eş dostun fotoğraflarına baka baka helak oluyoruz. Biz burada karsızlıktan dövünürken, soğuk konusunda sıkıntı çekmedik ama. Geçen yıl su borularımız donup patlamıştı.İstanbul’da başımıza gelmiş şey değil. Madem boru patlatacak kadar soğuk, hakkını ver, bari azıcık da kar yağ, di mi ama? Yok, yok… Continue reading

Kar klişeleri

Bayılıyorum şu haber metinlerine.

Bir televizyon ya da gazetede kar muhabiri olmak, aşağıdaki gibi cümleler kurmak istiyorum:

“İstanbul karlı bir güne uyandı.”
“İstanbul bembeyaz.”
“İstanbullu’nun karla imtihanı.” Bir sonraki aşamada: “İstanbul karla sınavında sınıfta kaldı.”
“İstanbul kara teslim oldu.” Bunun daha çarpıcı versiyonu “İstanbul kara teslim!”
“Balkanlar üzerinden gelen soğuk hava dalgası yurda giriş yaptı.”
Soğuk hava İstanbul’u etkisi altına aldı.”
“İstanbul’a yağan kar günlük yaşamı olumsuz etkiliyor.” Continue reading

Yaşasın kar yağıyor!

Nasıl özlemişim karın yağışını izlemeyi… Sabah uyanınca ilk yaptığım salona koşup panjurları açmak oldu. Kar yağıyordu! Rüyamda uyanınca ortalığı bembeyaz bulduğumu görmüştüm. Ama sabah yerleri ıslak görünce biraz bozuldum tabii. Ama olsun, kar yağıyordu ya…

Sonra yağdı, yağdı… Yerler ve hatta yol bile beyazlaşmaya başladı. Yıldıray’laçocuk gibi şeniz. Hemen gece yarısı olsun istiyoruz. Kar daha da biriksin, ortalık iyice pufidik olsun da şöyle güzel bir yürüyüşe çıkalım.

Ev sıcacık. Öğleden sonra sıcak kakao yapıp içtik. Tam da turta havasıydı aslında. Akşam planımız belli: Benim defalarca seyrettiğim, Yıldıray’ınsa hiç izlemediği “Kuş Kafesi”ni izlemek. Yanında da cin mısırı! Keyif diye ben buna derim.