Ela’ya kim kitap okuyacak?

Az önce Yıldıray’la dışarıdan geldik. Eve dönmeden önce Erenköy D&R’a uğradık. Canım eşim amaca yönelik davrandı; gitti, alacağı kitabı arayıp buldu ve müzik bölümüne bakacağını söyleyerek üst kata çıktı. Ben ne yaptım? Alt katta kaldım. Serseri mayın gibi bir o bölüme, bir bu bölüme daldım. Sonra gittim, çocuk kitaplarını karıştırıp yeni neler var diye şöyle bir baktım. Ben rafların önünde kafamı güvercin gibi bir sola, bir sağ eğe eğe kitaplara bakarken, arkamda bir anne ile kızı oturuyordu. Kızın adının Ela olduğunu öğrendim. Oraya ilk girdiğimde ikisine bakıp “Ne güzel, anne-kız kitapçıya gelmişler, birlikte kitaplara bakıyorlar,” diye düşünmüştüm. Ama az sonra yanıldığımı anladım. Kitaplara bakmak isteyen meğer sadece Ela’ymış. Anneyse sürekli “Gidelim artık,” anlamına gelen farlı farklı cümleler kurmakla meşguldü. Ne garip, değil mi? Genelde anne-babalar kitap almakta, çocuklarına kitap okutmakta ısrar eder; oradan hızla kaçmaya çalışanlar da çocuklar olur. Oysa bugün tanık olduğum durum bunun tam tersiydi. Üstelik Ela denen bu mini mini insan yavrusu 3, bilemedin 4 yaşındaydı. Devamı…

Acaba Nasıl?

Bu aralara elimin altında duran bir kitap var. Ne zamandır söz edeyim diye düşünüp hep atlatıyordum. Sonunda bugün “Otur da yaz şunu artık,” dedim. NTV Yayınları’ndan çıkan kitabın adı “Acaba Nasıl – Bilmeniz Gereken 500 Şey”. Alt başlığıysa “Gündelik ve Sıradışı Durumlar İçin Tarifler.”

Bir defasında tam kitapçıdan çıkmak üzereyken görmüştük Yıldıray’labu kitabı. İlk dikkatimizi çeken şey kapak tasarımı olmuştu. İçinin de eğlenceli olduğu belliydi; ama naylonla kapatıldığı için, içine göz atma şansımız olmamıştı. SonraYıldıray doğum günümde “Acaba Nasıl” ile çıkageldi. Devamı…