Kuş gözlemcisi olmak için bahane mi arıyordunuz?

“Kuş gözlemcisi” diye adlandırıldığında kulağa pek havalı geliyor, değil mi? Halbuki kuş gözlemcisi olmak için gereken tek şey gözünüz, kulağınız. Bir de sabrınız. Üstelik her an her yerde yapabilirsiniz. Yani doğanın bağrına gidip yapmanız gerekmiyor illa. Ha, öylesi elbette en güzeli ve ideal olanı belki; ama şehrin karmaşası içinde de kuş gözleyebilirsiniz. Hem bence öylesi daha keyifli ve değerli. Şehrin gürültüsü içinde, tüm o kaosu dışarıda bırakıp sadece kuşlara odaklanmak insanı çok dinlendiriyor bence. Şehrin şikayet edilen taraflarını bir kenara itip, etrafınızda güzelliklerin de olduğunu keşfediyorsunuz. Bir süre sonra algıda seçicilik mi diyeyim, farkındalık mı, bir bakıyorsunuz ki aslında şehir denen yer de hiç fena değilmiş. Continue reading

Güle güle leş kargası, merhaba alakarga

Kargaları sevip sevmediğime bir türlü karar veremiyorum. Ama kargalara dair son anım, güzelim kumru bebelerimiz Pazartesi ve Salı’yla ilgili olunca, artık kargaları pek de hoş andığımı söyleyemeyeceğim. Tamam, elbette bu da onları doğası ve güçlü olan zayıfı yener, karga da karnını doyurmak ve yavrularını beslemek zorunda, biliyorum. Fakat elimde değil. O yavruları çok sevmiştim; ilk defa yumurtadan itibaren tanıklık ettim kuşların büyüyüşüne ve karga tam da taşınacağımız gün büyük adilik etti.

Urla’da karga görmedik hiç. O bet sesini de duymadık. Oh! Burada bambaşka kuşlar var. Biz de harıl harıl kitap, internet karıştırıp çevremizdeki kuşları tanımaya çalışıyoruz. Bir numaralı kaynaklarımız “Türkiye’nin Kuşları” kitabıyla Türkiye’de yaşayan bütün kuşlar hakkında kapsamlı bir kaynak olan Trakus.org.

Continue reading

Pazartesi ve Salı’nın anısına

kumru 01 - 30.03.2014
Erenköy’deki evimizde oturduğumuz süre boyunca balkona ve arka pencereye sürekli kumrular gelip gitti. Ön balkonumuzdaki panjurlar çok korunaklı bir ortam sağladığı için kumrular orayı çok severdi. Kırk yılın başı kışın kar yağdığında gelip sokulurlardı cama. (Balkonumuzda kalorifer ve semaver olması gibi fantastik bir durum söz konusuydu; muhtemelen kuşlar onların ısısından da yararlanıyordu.)

Kumrular yuva yapsın diye çok uğraştık. Sürekli gire çıka haşat ettikleri saksıya yeniden çiçek ekmekten vazgeçtik. Madem beğendiniz, alın size oda dedik. Saksıyı kuşlara tahsis ettik. Tabi onlar doğal olarak bizim kokumuz sinmiş yerlere yanaşığ da yuva yapmadılar. O saksı sonradan mahalle kuşlarının tercih ettiği bir aşevine dönüştü. İşin aslı kumruları kayırdım, serçeleri kayırdım ama kargalarla güvercinleri kovaladım.

Sonunda beklediğimiz şey oldu: Kumrular saksıya (kendi saksılarına değil, yeni çiçeklenmiş sardunyalarımızdan birinin dibine- çerçöp taşımaya başladılar. Bunca yıl beklemiştik; lakin kumrular biraz da yanlış bir zaman seçmişlerdi. Zira biz çok yakında taşınacaktık. Günleri hesaplamaya, biz gitmeden yavruları büyütüp uçurur muyuz diye planlar yapmaya başladık.

Continue reading