2017 benim yılım olacak

2017Çünkü benim için iyi başladı.
Çünkü artık bir mekanım var. (Her ne kadar tadilatı hâlâ bitmemiş olsa da!)
Çünkü atölye tadilatının bitmemesine neden olan kar yağışı, hayatı (hepimizinkini) birkaç gün olsa da tüm kirlerinden arındırdı. (En azından biz öyle olmasını istedik.)
Çünkü hâlâ umutlanacak bir şeyler bulabiliyorum.
Çünkü bu sene tüm dağınıklıklarımdan arınmaya kararlıyım.
Çünkü kendimi zihnen daha iyi bir noktaya taşıdığıma inanıyorum.
Çünkü fiziksel olarak da o noktaya geleceğim.
Çünkü “bullet journalling” diye harika bir şeyle tanıştım ve 1 ocak’tan beri uyguluyorum. (Hakkında yazacağım.)
Çünkü şu an yeni bir ev kiraladık. – Çünkü şimdiki evimiz bizi fazlasıyla yoruyordu.
Çünkü yeni evimizde daha mutlu olacağız.
Çünkü hayatımız düzene girmek istediğini bana farklı kollardan, farklı işaretlerle söylüyor.
Çünkü Marie Kondo diye bir kadın varmış ve onun icadı olan “Konmari Metodu” beni baştan yaratacak.(Oldu olacak bunu da “Önce/Sonra” diye belgeleyip yazayım. İbretliğiz çünkü.)
Çünkü fikirler ardı ardına geliyor.
Çünkü yazmakta olduğum yeni kitaplarım var.
Çünkü Guçi karnımdayken yazdığım “Burun Giysisi” basılmak için bu yılı beklemiş. (Bunu da yazayım bari blogda.)
Çünkü yazılmasında Guçi’nin büyük katkısı olan bir kitap daha yolda.
Çünkü Guçim var, Micim var, sevgilim var.
Çünkü tüm bunlar bir yana 2017 benim yılım olacak; çünkü ben öyle istiyorum.

"Dilek dilemekten asla vazgeçme."

“Dilek dilemekten asla vazgeçme.”

Gecenin bir yarısında “sevgili günlük”…

Sevgili Günlük,

Buraya daha sık yazmalıyım. Ki son zamanlarda bunu yapmaya çalışıyorum. Neydi? Bir hareketi 21 gün tekrarlayınca zihin onu alışkanlık olarak mı benimsiyordu? O zaman 21 gün boyunca her gün buraya bir şey yazabilir miyim acaba? Yazmak hoşuma gidiyor. Hakkında yazacağım şeyler o kadar çok ki (aslında hep çoktu da ben hep erteliyor ya da boş veriyordum) sanırım konu sıkıntısı asla çekmem.
Bu satırları güya yatmaya giderken bilgisayarımı kapatayım diye masama oturunca yazmaya başladım. Yatmaya giderken saat on ikiyi geliyordu. Şimdi bire on var. Az sonra yatağa girerim ve ben yastığa başımı iyice yerleştirdiğim anda çocuklardan biri (muhtemelen Micinik) uyanır. Ama bu saate kadar çalışıyorum ya; uyanmıyor sıpa. Halbuki on birde yatsam o saatte uyanırdı. Mekanizma ben yatınca çalışmaya başlıyor. Ya da Yıldıray yatınca. Şu an Yıldıray da çalışıyor. (Yaşasın gece sessizliğinde yapılan çalışmalar). Birazdan o da yatmaya gider. Ben de. Ve Mici hortlar. Kahrolsun Murphy yasaları!

Ay ne diyordum? Asıl yazacağım şeyi unuttum. Hah, evet, daha çok yazmalıyım. Yazdıkça devamı geliyor çünkü. Alışkanlık meselesi.  Gelelim konuya… Continue reading

Orman 1 yaşında!

Bu bezelyeler tamı tamına bir yıllık oldu. Sabahtan beri öpüp duruyorum; bir senedir öpüp duruyorum; doyamıyorum. ❤️

Cincüce Bobin Hizmetleri (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Evimizin minik karabiberi, hepimizin “Micinik”i  Orman pazar günü şu hayattaki 365 günün devirdi. Hangi ara geçti bir yıl? Daha dün gibi hastaneye gidişimiz, gittiğimiz gibi de bebeğimizi karşılayışımız. Ama bir yıl geçti işte.

Mici artık resmen bebeklikten çıktı ve çocukluk çağına girdi. Çok yakında desteksiz yürümeye başlayacak. Ağzından küçük küçük kelimeler çıkmaya başladı bile. Gözü hep Guçi’nin üzerinde. O ne yaparsa pür dikkat izliyor. Guçi, Micinik için müthiş bir ilham kaynağı ve öğretmen. Orman bir şeyler yapmaya başladığında, bu biraz da abisi sayesinde olacak. Continue reading

Mutluluk başucu lambasıyla yatakta kitap okuyabilmekmiş.

İnadına mutlu olmaya devam ediyorum. Üstelik çok güzel bahanelerim de var.

  • Önceki hafta kar yağdı. Birkaç saat sürdü; ama yetti. İzlemesi ayrı, koklaması ayrı güzeldi. Guçi’nin mutluluğu ise en güzeliydi.

Eneeeemmm! Tutuyo mu ne?! ❄️⛄️❄️

Cincuce (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Kar temizleme aracı oldu şimdi de.

Cincuce (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

  • 2016 yılını Guçicim için öpücük yılı ilan ediyorum. Eskiden “Öpücük ver,” deyince yanağını dayardı. 2016 yılında nasıl olduysa o minicik dudaklarını büzüp yanaklarımıza kondurmaya ve bunu yaparken “muh!” diye dünyanın en güzel sesini çıkarmaya başladı. Bir de ille iki yanağımızdan öpüyor. Gidip kardeşini falan öpüyor, bir yandan da “Lokum” diye seviyor kardeşini. Ayyyyh!!! Continue reading

İnadına mutlu diyeti

Geçen gün yazdıklarımdan sonra çok güzel şeyler oldu. İnsanlardan güzel şeyler duydum. O zaman inat etmenin iyi bir yöntem olduğuna karar verdim. Ally McBeal diye bir dizi vardı, hatırlıyor musunuz? İzler miydiniz? Oradaki favori karakterim John Cage’di. Cage’in bir gülümseme terapisi vardı. Aşırı stresli durumlarda (mesela bir kavganın ortasında) yüzünden iğrenç bir sırıtış beliriyordu. Siz de ister istemez gülümsemeye başlıyordunuz izlerken. Teori şuydu: Olumsuz bir durum karşısında gülümsersen, beyne farklı bir sinyal gönderiyordun ve beyin olumsuzu bertaraf ediyordu. İstanbul trafiğinde bisikletle giderken bu yöntemi denemeye başladıktan sonra, çok daha keyif aldığımı hatırlıyorum. Şimdi burada da sanal olarak bunu yaptığımı varsayın. Bundan sonra böyle. Ülkede kötü şeyler mi oluyor? Cincüce Bobin Hizmetleri sırıtacak.

John Cage’in Barry White dansı da bir seçenek tabii.

Geçenlerde blogtaki eski yazıları karıştırırken yaşamımdan renkleri yazdığım yazıya denk geldim. Okurken unuttuğum bir sürü şeyi hatırlattı yazı bana. Mutlu hissettirdi. Sırıtma terapimin bir parçası olarak ara ara bu tip listeler yazmaya karar verdim. Aradan zaman geçtiğinde, yine dönüp bakar ve güzel şeyleri hatırlarım böylece.

Mesela geçtiğimiz hafta beni neler mutlu etti bir bakalım: Continue reading

Yaşamımdan renkler

Sevgili Günlük,

Yaşamdan keyif almak için ne çok neden var, değil mi? Ne mi mesela?

Yaşam gerçekten keyifli!

  • Masamda oturmuş çalışırken, ne zaman “Çok sıkıldım,” diyecek olsam, cama boncuk gözlü kumrular geliyor. İşi gücü bırakıp onları seyrediyorum.
  • Evimizin çaprazında bir çiçek serası var. Yaz kış pembelere, morlara, yeşillere bakıyoruz.
  • Galiba bizim sokakta özgür bir papağan yaşıyor. Ara ara cırtlak sesini duyuyorum.
  • Yıldıray bağlama çalmayı öğreniyor. Evin içini her gün sevimli tıngırtılar dolduruyor.
  • Continue reading