Atölyede zaman

hosgeldin_cincuce-atolyeAh sevgili günlüğüm, ah canım günlüğüm… İnan her gün aklımdasın. Gerçekten bak. Her günü, her anı, yaşanan her olayı kaydetmek istiyorum. Şu son bir-bir buçuk ay nasıl geçti, bir bilsen! Atölyem var ya hani artık, işte orası aklımı başımdan aldı benim, ayaklarımı yerden kesti, seni ondan ihmal ettim. Dur ama kızma. İkinizi tanıştırıp barıştırıp kaynaştıracağım. Bu sefer kararlıyım. Bak bugün yaz da başladı. Yeni mevsim, yeni başlangıç. Bilirsin, ben başlangıçları ve yenilikleri çok severim. Bu sefer niyetim şu: Her şeyi biriktirmeye, “onu da yazayım, bunu da yazayım, şunu da unutmayayım,” diye diye ertelemeye son. Bir “Atölye Günlüğü” tutmak istiyorum. Kısa kısa. Bugün bunlar oldu deyip kaçacağım…  Geriye dönüp baktığımda geçen tüm süreci takip edebileyim diye. Aslında bu tam tumblr ortamında yapılabilecek bir şey. Ama yeni bir mecrayı daha bünyem kaldırmaz. İyisi mi ben buralarda gezineyim yine.

İlk atölye günlüğümde biraz özet geçeyim. Atölye neredeyse tam bir atölye oldu. İçeride temel olarak üç mekan ya da üç ana aks var:

Birincisi benim emektar çalışma masamın olduğu karargahım. Cincüce Bobin Hizmetleri genel merkezi. Ana üs. Komuta merkezim. Kartal yuvam. Locam. Girilmez bölge. Düşünme köşem. Yazı köşem. Origami köşem. Kâğıt işlerimi burada yapıyorum.

İkincisi seramik alanı. Büyük mermer masa. Kil yoğrulan, kil şekillendirilen, alçı döküm yapılan ve önümüzdeki günlerde başka seramik severlerle paylaşacağım alan burası. Cincüce seramik hizmetleri. Ayrıca Cincüce eğitim salonu. Paylaşım köşesi. Çamur güreşi sahası. Çilehane. (kilo kilo çamuru yoğurun da göreyim ben sizi!) Ama aynı zamanda keyifhane. (Çamurla oynuyorsanız anladınız zaten.) Çamur banyosu. Sohbethane.

Üçüncü kısımsa sergileme bölümü. Dükkan. Azıcık vitrin. Birazcık duvar ve duvar önünde bişeyler. Vitrin hâlâ en zayıf noktam. Seramikler ve diğer ürünler arttıkça vitrin de dolup taşacak. Biraz cam önünde rafa ihtiyacım var. Şimdilik küçük mermer masa yardım ediyor bana. Küük mermer masa aslında fırını taşıyacaktı. Ama alacağım fırından vazgeçip başka fırın alınca (“Calcifer“), bu masa elimde kalakaldı. Bari bir işe yarasın, değil mi ama?

Calcifer demişken, işte bu Calcifer:

Kendisi atölyemin can damarı. Ateşi hiç sönmesin. Hep yansın, hep canlı kalsın, bana da enerji versin. Calcifer adı da neymiş diyenler için ek bilgi: Diana Wynne Johns’un “Yürüyen Şato” romanındaki karakterlerden biri. Yürüyen Şato’nun enerjisini sağlayan, ocaktaki ateş ruhu olur kendisi. Kitabı okumadıysanız, Hayao Miyazaki’nin ünlü Yürüyen Şato animasyonunu izlemişsinizdir belki. Oradaki Calcifer tiplemesi işte şu:

Off, çeneme vurdu, değil mi? Dedim işte, anlatacak çok şey var diye.
İyisi mi, okuyanı sıkmamak için şimdilik burada keseyim. Şimdiye kadar atölyede yaşadığı ilginç, komik ya da feci duruları da başka bir yazıda özet geçerim.
(Sonraki günler için kendime not:

  • Panomun nasıl kırıldığını,
  • Sokakta bulduğum mobilyaları almaya kalkınca başıma ne geldiğini,
  • “Bobin hizmetleri” lafının Urla eşrafındaki etkilerini yazmayı unutma.
  • Dükkanda hangi güzel insanların birbirinden şahane işlerinin yer aldığını anlat.
  • Origami kursundan, seramik derslerinden ve diğer olası workshoplardan çıtlatmayı da ihmal etme.)

Tasarım Pazarı’ndayım

Çok heyecanlıyım. Hayatımda ilk kez ürünlerim, elimle tek tek yaptığım el emeği işlerim topluca, bir arada sergilenecek ve satışa çıkacak.
Urla’nın Kuşçular Köyü’nde harika bir sanat atölyesi ve galerisi var. Adı “Kırmızı”. Hani şu benim daha önce torna atölyesine katıldığım yer.

tasarim-pazari_afisAtölye Kırmızı’da bu sene yılbaşı öncesi bir “Tasarım Pazarı” organize ediliyor. Katılımcı sayısı on sekizi bulmuş. Ben de orada masası olanlardan biriyim. Neler yok ki? Lavantalı zeytinyağından tutun el yapımı deri çantalara, harika keçelerden vitray objelere kadar… Betondan yapılmış dekorasyon ürünleri var mesela. Betonu bambaşka bir gözle görüyor insan. Her şey el yapımı. Benimkiyle birlikte şimdilik sekiz masa kuruldu. Cumartesiye kadar bakalım daha neler gelecek?
Ben de origamilerimle yer alıyorum pazarda. Umarım, sevilir, beğenilir, daha çok yaparım.

10 – 31 Aralık’ta Atölye Kırmızı’da!

Cincüce Bobin Hizmetleri (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()


Bugün maaile gittik; yaptığım işleri götürdüm. Çerçeveli işleri duvara astım. Sallantılı ürünler kancalara asıldı. Hep olduğu gibi yine içimi yine bir hüzün kapladı. Yaptığım şeyleri seviyorum ve birilerinin onları beğenip alması fikri ne kadar hoşuma gidiyorsa, aynı şekilde o kadar da hüzünlendiriyor beni. Ne garip bir duygu! Benim de bir parçam gidiyor onlarla belki de.

Tayga bir köşede boya yaptı. Orman atölyenin kedilerini öpmeye kalktı. Sohbet edip çay içtik. Kurulu stantlardaki ürünlere baktık. (Vitray küpelerde gözüm var.) Birkaç eksik malzemem kaldı. Onları da cuma günü götürüp serginin bana ait kısmını tamamlayacağım. Ondan sonra konukları beklemek kalıyor.

İşlerimin bir kısmı yerlerini aldı. Masaların birkaçı hazırlanmış bile. Çok güzel ürünler var. Bu cumartesi #tasarimpazari açılıyor.

Cincüce Bobin Hizmetleri (@cincuce) tarafından paylaşılan bir fotoğraf ()

Atölye açmamın arifesinde benim için de moral ve motivasyon oldu bu etkinlik.
Atölye maceram durmuş gibi görünse de, arka planda çalışıyorum aslında. Annemin hastalığı yüzünden bütün hayat enerjim ve yaşam motivasyonum yerlerde süründü bir dönem. Hâlâ gitgellerim var ama o atölyeye daha da sıkı sarılmak istiyorum. O yüzden peşini bırakmış değilim. (Yetmemiş gibi pazar gecesi de abim trafik kazası geçirdi! Şimdi böyle yazdığıma bakmayın; sinirler daha ne kadar laçka olacak bakalım.)
Daha ayrıntılı yazacağım sonra.
Şimdilik 10 Aralık’ta açılacak Tasarım Pazarı’na odaklanıyor ve kaçıyorum.

Fil kutuya girdi

Annem tam bir ayrıntı insanıdır. Eski bir dikiş öğretmeni olarak ayrıntılar konusunda son derece hassastır. Mağazadan alınmış desenli giysilerin ek yerlerinde desenlerinin birbirine denk gelmemesine çok takılır mesela. kendi diktiği işlerde, kumaş ne kadar karışık desenli olursa olsun, annem için fark etmez, o desenleri illa ki birbirine denk getirir. Annem birbirine girmiş yün çilelerini de sabırla çözebilir. İsterse Gordion düğümü olsun, en karmaşık düğümler, annemin parmaklarına dayanamaz. Diyeceğim o ki, annem el işi konusunda son derece titizdir.

Gelin görün ki şu origamiyle bir türlü yıldızı barışamadı gitti. “O katlamaları bir türlü anlayamıyorum,” diyor. “Aslında çok basit, her çizginin bir anlamı var. Çizgileri öğrenince nasıl yapacağını anlıyorsun,” diyorum. I-ıh! Birkaç kere denedik, olmadı. O kadar titizlenen annem, iş kâğıt katlamaya gelince bir sabırsızlandı, bir sinirlendi! Continue reading

Cici bici origami elbiseler

origami elbise_05

Siyah-beyaz desenli gece elbisesi
Malzeme: Orijinal Japon origami kâğıdı, kurdele, boncuk düğme, dantel
15×15 cm’lik kâğıtla yapılmıştır.

Origami Günü şerefine yaptığım origami elbiselerden sonra  “Başka origami elbise var mı?” diye soranlara yanıtımdır.

Bunlar henüz çerçeveli değil. (Siyahlı olan hariç. O çoktan çerçevelenip yeni sahibine gitti bile.) Öylesine zaman darlığı çekiyorum ki, acil bir durum olmadıkça çerçeve ustama gitmekten kaçıyorum. Hem zaten izmir’de başka çerçeveci arayışına girmem lazım. Çerçeveler şimdilik bekleyebilir.

Continue reading

Dekoratif origami süsler

origami sus 06

Hızımı alamıyorum sayın seyirciler. Bu origami böye bir şey işte. Bir başladınız mı, kumar gibi, biraz daha yapmak istiyorsunuz, biraz daha, biraz daha… Başlayıp da yarım bıraktığım bir model olunca, gün içinde kafamın içinde bir ses “Haydi bırak işi gücü, git yarım kalan origamini bitir,” diye beynimi kemirip duruyor.

Evde Guçi ile birlikte biraz zorlanıyorum açıkçası. Eskiden masa başına geçer, saatlerce uğraşabilirdim. Şimdi Tayga izin verdiği sürece katlıyorum. Arada gelip küçük ellerini işin işine karıştırıyor. O noktada mola vermek zorunda kalıyorum. Onsan sonra da o ses başlıyor yine: “Haydi git yarım kalan origamini bitir!”

Aşağıdaki modüler origami süsler de işte böyle aralıklarda yapılıp tamamlandı. Fotoğrafları bile Guçi’yi öğle uykusuna yatırdıktan sonra, koşa koşa dışarı çıkıp çektim. Yağmur bastıracak diye de ödüm koptu. Kazasız atlattım çok şükür.

İki boyutlu çelenk hariç, diğerleri önceden bildiğim modellerdi; ama uzun zamandır yapmadığım için biraz ısınma turu gibi oldu. Bundan sonra biraz da denemediğim modellere geçmek istiyorum. Ama yapılanlar da evde birikiyor. Evin biraz boşalmaya ihtiyacı var. O nedenle bu süsleri benden alıp evi hafifletmeme yardımcı olabilirsiniz. 

Önümüz yılbaşı. Eğer evinizde ağaç süsleyenlerdenseniz, bu süsler gayet hoş durabilir. Ama sadece ağaçta değil, pencere ya da kapı kollarında, kapı eşiklerindeki kancalarda ya da duvarda da kullanabilirsiniz. Maksat bakınca görebileceğiniz, gördükçe sizi mutlu edecek bir yerde dursunlar.

Continue reading

Origami Günü şerefine

Bir süredir  tekrar origami yapmaya başladım. Şimdi bir baktım da blogda origamiyle ilgili pek bir şeye yer vermemişim. Genelde yaptıkça Instagram’a koyup paylaşıyordum yaptıklarımı. Kutular yapmıştım, geometrik şekiller ve origami yapan her kişinin yaptığı gibi turnalar… Tayga’nın “masal battaniyesi“ni dikerken kare kumaş parçalarından biriyle de dayanamayıp turna katlamıştımBu, Guçi’den önce yaptığım son paylaşım olmuş. Hatırlıyorum, ondan sonra, koca göbekle masada iki büklüm oturmak çok zor gelmeye başlamıştı. Sonra Guçi faktörü devreye girince biraz ara verdim. Çünkü kısa zaman aralıklarında kolayca katlayabileceğiniz gibi, bazı modeller dikkat ve konsantrasyon gerektiriyor. Bazen sakinleşmek için katlıyor insan ya da belli bir konuyu düşünebilmek için. Bir tür meditasyon gibi origami benim için. Özlemişim özetle…

Dolabımı karıştırdım, eski yaptıklarımı çıkardım ortaya. Bir sürü iş yapıp zulalamıştım. Unutmuştum neler yaptığımı;  gördükçe sevindim. Bazı katlamaları unutmuşum, tekrar edip hatırladım; yenilerini öğrendim. Bu arada yeni yeni ciciler sipariş ettim; gelince de çocuklar gibi sevindim.

Continue reading